hakan tok
  Dugun Gelenekleri
 

TÜRKİYE İLLERİ DÜĞÜN GELENEKLERİ
Kırıkkale - Düğün Gelenekleri


Düğün; Düğün öncesinde hazırlıklar yapılır. Ev eşyaları ve gelinlik alınır. Bunlar kızın sandık içi çeyizi ile birlikte kız evinde sergilenir.Oğlan babasının en yakın arkadaşı "Düğün Kahyası" oğlanın en yakın arkadaşı da "Sağdıç" olarak seçilir.Yöremizde düğünler, genellikle Cuma günü namazdan sonra başlar, Cuma namazından çıkanlar, yanlarında cami imamı olmak kaydıyla düğün evine gelirler. "Bayrak Yemeği" diye adlandırılan yemek yenir.Yemekten sonra bir sırık ucuna takılmış Türk Bayrağı ile bayrağın üzerinde bulunan ayna ve elma evin çatısına, (damına) dikilir. Bayrak sırığın ucuna asılmadan önce imam tarafından dua edilir. Bayrağın asılmasına yörede halk tarafından "Bayrak Kaldırma" denir.Davul ve zurnalar çalmaya başlamadan önce, köyde ve çevrede cenazesi olan aile varsa, davul ve zurna ile birlikte düğün sahibi ile birlikte bu aileye "yas alma"ya giderler. Yas alma, aynı zamanda düğünün başlaması, davul zurnanın çalması için bu aileden izin almak anlamına gelir.Aynı günün akşamı okuntular, yani davetliler gelir. Davetlilere yemek ikram edilir. Okuntular gelirken haber verirler. Davul zurnacı davetlileri karşılamaya çıkar. Davetliler düğüne güçleri oranında hediye getirirler. Bu hediyeler; ev eşyası, para, düğün için yiyecek, zahire, düğünde kesmek için etlik küçük baş hayvan olabilir. Kız Kınası; Cumartesi akşamı düğün, kız kınasının yapılması ile devam eder.Üzerinde çeşitli renkte yanan mumlar olduğu halde, büyükçe bir tepsinin içine çerez, şeker, kına ve antep fıstığı; geneline hediye olarak elbise, ayakkabı hazırlanıp, bir çocuğun başı üzerinde kız evine varılır.Kız evinde kadınlar, gelin kızın yanına giderler ve kına türküleri söyleyerek kızın kınasını yakarlar.Düğün alayı oğlan evine döner, davul zurna kız evinde kalır. Bir müddet sonra kız evi davul zurna eşliğinde "oğlan kınası" nı getirir. Kına, yine mumlarla süslenmiş, üzerinde çerez ve hediyeler olduğu halde, bir tepsi üzerindedir. Yanında sağdıç olduğu halde, oğlanın eline bu kına yakılır. Gelin Alma Günü; Düğünün son günüdür. Bu genellikle Pazar günü sabahta hazırlıklar yapılır. Gelini almaya gelenlere babası kızını teslim eder. Kız eğer varsa bir erkek kardeşinin koluna girmiş olarak evden dışarı çıkar. Oğlan evinden gelenler o anda sevinç gösterileri yaparlar. Düğünün kız evi açısından en dramatik anı bu zamandır. Gelin, oğlan evine girerken eline bir parça yağ verilir. Bu yağ gelin eve girerken tavana sürülür. Bu da " Yağ gibi yapışsın, kalsın" demektir. Ayrıca, gelin, oğlan evine gelirken beraberinde kaşık, çivi, bıçak… gibi şeyleri de getirir. Bu da gelinin "bereketiyle gelmesi " anlamına gelir.

Isparta - Dugun Gelenekleri


Yörede evlenmelerde özellikle yaş, sosyal ve ekonomik denklikler gözetilir. Kız ve erkeğin seçiminde soy ve sülalenin araştırılmasına özen gösterilir. "Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al" , "Kız anadan öğrenir bohça düzmeyi, oğul babadan öğrenir sohbet gezmeyi" sözleri bumun belirtisidir. 4.1. Görücülüğü Gitme, Kız seçimi: Tespit edilen kızların evine görücüler, kendi aralarında kararlaştırdıkları bir günde haber vererek gidereler. Gelen misafirlerin ziyaret sebeplerini anlayan ev sahibi misafirlerine gereken saygıyı gösterirse de, kızlarını birden bire verecek izlenimini yaratacak davranışlardan kaçarlar. Eve dönen görücüler görebildiklerini konuşurlar ve kız ile ailesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karara varırlar. Kız oğlana gösterildikten sonra kesin bir sonuca varılır. 4.2. Kız İsteme: Kız isteme işi, hem kadınlar hem erkekler tarafından yapılır. Eskiden oğlan tarafının yakın akrabalarından bir grup, istemek için kız evine giderlerdi. Kısa bir sohbetten sonra "sizin tutmaç keseni, bizim kalem tutana uygun ve münasip gördük" denirken, günümüzde "Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza münasip bulduk, siz ne dersiniz?" denilerek kız istenir ve oğlanın hüner ve meziyetleri anlatılır. Kız evi ise "iyi geldiniz, hoş geldiniz ama kızımız küçük, borçluyuz, evimiz pek yalnız, çocuk da giderse elimiz ayağımız kuruyup kalacak" cevabını verirler. Kızı isteyen taraf da "biz sizi sıkmayız, hepsinin kolayı bulunur, kızın yeri iyidir, kaçırmayınız" gibi gönül alıcı sözler saf ederler. Eğer kız tarafı olumlu düşünüyor ise "Allah nasip etmiş ise ne diyelim" ya da "birkaç gün sonra cevap verelim" derler. Oğlan evinin ikinci ve üçüncü gidişinden sonra söz kesilir ve kız evi oğlan evine "mendil alma" adı altında bir bohça verir. Bundan sonra kız ile oğlan bağlanmış sayılırlar. 4.3. Nişan: Oğlan evinin uygun bulduğu bir günde nişan töreni yapılacağı önceden kız evine bildirilir. Nişan, kız ailesinin evi yeterli ise kız evinde, değilse sinema, düğün salonu vb. gibi geniş bir yerde yapılır. Kız ve oğlan evinin akraba, eş, dost ve arkadaşları nişan yerinde toplanırlar. Oğlan evinin sosyal ve ekonomik durumuna göre takılması gereken takılar takılır. Oğlan tarafının büyüklerinden biri kızın ve oğlanın adlarını söyleyerek nişan yüzüklerini takar ve mutluluk diler. Nişanlı geçler daha sonra misafirlerin ellerini öperler. 4.4. Düğün: Düğün genellikle üç gün sürer. Düğünden bir hafta on gün önce hazırlıklara başlanır. Düğün yemekli ve çalgılı olacaksa aşçı ve çalgıcılar tutulur. Kız tarafı, kız için elbiseler ve kumaşlar beğenir, oğlan tarafı, bunların masraflarını karşılar. Köylerde yapılan düğünlerde oğlan tarafı okucu (okuyucu) çıkararak düğün gününü duyurur. Eskiden düğünler şu şekilde yapılırmış: Yük Yığma: Oğlan evinin aldığı sandık, yaygı, giysi, takı gibi hediyeler Pazar günü davetlilere sergilenirmiş. Bunlardan geline ilişkin olanlar akşam gelin sandığına, öbürleri de başka sandıklara konarak kız evine gönderilirmiş. "Yük Yığma" denilen bu sandıkları getirenlere kız evinin büyükleri çeşitli hediyeler verirmiş. Tel Hamamı: Oğlan evi Pazartesi sabahı yakındaki hamamlardan birini kiralarmış. Misafirler kapıda karşılanır, gelenlere uygun yerler gösterilir, sabun ve kına verilirmiş. Gelin gelince def ve dümbeleklerle yıkanma yerine geçilirmiş. Gelin yıkandıktan sonra saçı örtülür, zülüf kesilirmiş. Pide, meyve, çerez sunulur ve misafirlere akşam kınaya beklendikleri bildirilirmiş. Kına yakılmasından sonra "çekici" denen kadın gelinin yakınlarından birini kaldırarak oyunu açarmış. Gelin Hamamı: Çarşamba günü öğleden akşama kadar sürermiş. İki tarafın misafirleri katılırmış. Gelinin kınası misafirler dağıldıktan sonra yakılırmış. Bu sırada yalnız çok yakın akrabalar gelinin yanında bulunur, el ve ayaklarına kına yakarlarmış. Kimi yerlerde de evlendiğinin anlaşılması için güveyin avuç içine de kına yakılırmış. Oğlan evinde düzenlenen kına gecesi yörede "semah gecesi" diye adlandırılırmış. Gelin Çıkarma: Oğlan evinin büyükleri önde, öbür davetliler arkada olmak üzere (kimi yerlerde güveyi de yanlarına alarak) Perşembe sabahı kız evine gidilirmiş. Arkadaşlara düğün alayı gelinceye kadar gelini hazırlar çeşitli eğlencelerle (Gelin okşama) üzüntüsünü gidermeye çalışır, kimi yerlerde de güveyin arkadaşlara Perşembe sabahı "Güvey Hamamı" düzenler, ondan sonra gelin çıkarmaya gidilirmiş. Gelin ata bindirilip oğlan evine gelindiğinde de karşılama töreni ve eğlenceleri yapılırmış. Gelinin duvağı gerdeğe kadar açılmazmış. Gelin Ertesi: Gerdekten sonraki üç gün yörede "gelin ertesi" diye adlandırılırmış. Dost ve akrabalar gelini ziyaret eder, kutlarlarmış. Köylerde ve kasabalarda bazı değişikliklerle varlığını sürdüren bu gelenekler, merkez şehirlerde büyük ölçüde bırakılmıştır. Çağrılar "Okucu" yerine davetiyelerle yapılmakta, nişan ve düğün törenleri salonlarda ve açık alanlarda düzenlenmektedir. Hamam törenleri ise tamamen canlılığını kaybetmiş durumdadır. Günümüzde ise yapılan düğünler üç gün sürmektedir. Cuma günü düğün evine Türk Bayrağı çekilerek düğün evi belirlenir. Çalgıcılar buraya gelerek, orada bulunanlara çalgı çalarlar. Düğün yemeği için tutulan aşçı da, yemeği pişirme hazırlıklarına başlar. Gece yarılarına kadar çalgılar eşliğinde eğlenirken düğün yemekleri de pişirilmiş olur. Düğünün ikinci günü olan Cumartesi günü, yemekler yedirilir. Saat 8:00’den 13:00'e kadar gelen misafirler yemeklerini yerler. Yemeğe gelen misafirler düğün hediyelerini de bu sırada getirebilirler. Cumartesi akşamı ise kız evinde kına gecesi yapılır. Kına gecesinin Cuma akşamları da yapıldığı görülür. Kına gecesinde geline ve gelen misafirlere kınalar yakılır. Kuruyemişler ikram edilir. Ayrıca def ile birtakım eğlenceler düzenlenmesiyle birlikte gelini ağlatmak ve hüzünlendirmek için birtakım türküler söylenir. Buna "gelin okşaması" denilir. Bu akşam güvey evinde de "semah geçesi" denilen birtakım eğlenceler tertip edilir. Düğünün son günü dolan Pazar gününe "gelin çıkarma" denir. Öğle namazını müteakiben gelin oğlan tarafının misafirleriyle birlikte kız evine gelinerek alınır. Gelin bir hoca nezaretinde dua edilerek kız evinden alınır ve arabaya bindirilir. Gelin küçük yerlerde bir caminin etrafında dolaştırılarak oğlan evine getirilir. Şehir merkezlerinde ise arabalarla bir şehir turu atıldıktan sonra oğlan evine gelinir. Gelin arabadan inerken ve oğlan evine girerken güvey cebinden para ve şeker çıkararak havaya saçar ve etrafta bulunan herkes bundan almaya çalışır. Gelin eve geldikten sonra kadın misafirler gelinin evine çıkarak evi gezmeye başlarlar. Gelinin eşyalarını ve çeyizlerine bakarlar. Daha sonra misafirler dağılır. Yatsı namazından sonra güvey, arkadaşları tarafından gelin evine getirilerek gerdeğe sokulur. Pazartesi günü gelinin evinde "Erte" denilen bir eğlence tertip edilir. Düğünden bir veya birkaç gün sonra yeni evliler kız evine el öpmeye giderler. Bir hafta sonra da kız ve oğlan evi birbirlerine yemekli davet verirler.  

Sinop Dugun Gelenekleri 

 Evlenme, iki kişinin birlikteliğinin başladığı bir olay olması açısından toplumlarda en fazla önem verilen geçiş dönemidir ve bu anlamda çevresinde pek çok âdet, gelenek ve inanç oluşmuştur.     Sinop’ta genel olarak isteme usulü evlilik görülmekle birlikte kaçma ve yörede değiş olarak adlandırılan evlenme türleri de mevcuttur. Kaçma ve değiş başlık parasından kurtulmak için başvurulan evlilik türleridir.     Evlenme yaşına gelmiş oğlu olan anneler akrabaları, komşuları aracılığıyla kız ararlar. Bu arayış sonunda bulunan kızı görmeye oğlanın annesi ve yakınlarından birkaç kadın habersiz giderler.     Kız beğenildiği takdirde oğlan evinin erkekleri Cuma gecesi, Pazartesi gecesi gibi hayırlı günlerde kızı istemeye giderler. Kız istemeye gitmeye yörede “düğürlüğe gitme” denir. Birbirine dünür olan kişiler de “dünürşü” denilmektedir.     Kız istemeye gidilirken, oğlan tarafı çiftlenecekleri için çift katlama götürülür. Kız tarafının vermeye gönlü varsa onlar da oğlan tarafına çift katlama verir. Tek katlama verdiği takdirde kızı vermeye gönülleri yok demektir. İlk istenişte kız verilmez. Oğlan evi birkaç kez kız isteme işini tekrarlar.     Kız istendikten sonra söz kesmeden önce kızın uğurlu olup olmadığı denenir. Eğer tavuklar külük olursa, inekler güve gelirse o kız istenir.     Son istemede söz de kesilir. Söz aile arasında olur. Oğlan tarafı gelirken şeker getirir. Aynı zamanda on ya da on beş tane katlama götürür. Buna”söz katlaması” denir. Getirilen şeker söz kesildikten sonra kız tarafından dağıtılır. Kız şekerleri dağıtırken bir taraftan da orada bulunanların ellerini öper. Ellerini öptüğü kişiler de şeker kutusuna bahşiş atarlar. Bu paralar kızın olur ve çeyizi için kullanır. Sözde kız tarafı bir liste yapar ve oğlan tarafına verir. Aynı zamanda başlık miktarı ve nasıl verileceği de sözde konuşulur. Nişan kız tarafında olur. Geçmişte nişanda yemek verilirken günümüzde misafirlere üzümle şeker     dağıtılıyor. Nişan günü oğlan tarafı kız tarafına nişan bohçasını götürür. Bu bohça da yüzük de olur. Kız tarafı da daha sonra oğlanın bohçasını götürür.     Nişanla düğün arasının fazla uzun olmaması istenir. Oğlan evinin büyükleri hazır oldukları zaman kız evine düğün zamanını ve nasıl yapılacağına konuşmak üzere “düğün sözü”ne giderler. Düğün sözünde kızın kardeşlerine “kardeş yolluğu” verilir. Bunun miktarı ise daha önce sözde konuşulmuştur.     Bu konuşmayla düğün kurulduktan sonra oğlan evi düğün hazırlıklarına başlar. Davulcusunu, zurnacısını, köçeğini tutar.     Düğünden önce yörede “çeyiz düzme”, atkı attırma”, ya da “döküm alma” denilen düğün alış verişi yapılır. Bu alış verişte gelinin eksikleri tamamlanır, takılar, elbise, mintan, ayakkabı, gelinin yakınlarına hediye, damada pantolon, ayakkabı, gömlek alınır. Genel olarak “muamele” denilen resmi nikah da bu günde yapılır.     Düğüne çağrıya “okuma” denir. Düğüne çağrı yapan kişi çağrıyı yaparken helva dağıtırken bunun yerini günümüzde şeker almıştır.     Üç gün süren düğün “çuval ağzı açma”yla başlar. Oğlan evinde düğünün ilk günü odanın ortasına bir çuval konur. Onun ortasına da bir oklava çakılır. Bir de elek konur. Gelinle damat zengin olsun diye eleğin içine de para atılır. Gelenler çuvaldan un alıp eleğin içine dökerler.     O gün yeme içme yapılır, misafirlere yemek verilir. Gelinle damat düğünden sonra o parayı unun içinden ayırırlar.     Ertesi gün kız evinde kına gecesi olur. Kınayı oğlan evi götürür. Kınayla birlikte tepsiye basılmış helva götürülür. Helvayı kızın dayısı keser. Nişan yüzüğü de helvanın ortasına konur ve bıçakla helvayı keserek yüzüğe kadar gelinir. Burada bıçağın helvayı kesmediği söylenir ve bahşiş istenir. Orada bahşiş verilir.     Eğer bahşiş az gelirse bıçak kımıldamaz. Bahşiş fazlalaşınca helva kesilir. Helva gelen misafirlere dağıtılır ve artan da gelinle birlikte oğlan evine gider.     Gelin kına yakılması için ortaya getirilir ve ağlatılır. Kınayı biri kız tarafından, biri oğlan tarafından iki genç kız yakar. Bu kızlardan hangisi kınayı daha çabuk alıp gelinin eline koyarsa o tarafın sözünün üstün olacağına inanılır. Aynı zamanda bu kızların da kısmetinin çabuk çıkacağı inancı vardır. Kıza kına yakıldıktan sonra kına tası dolaştırılır ve herkes bu tasa para atar. Atılan paralar kınayı karan ve tası dolaştıran kadının olur.     Kınanın ertesi günü gelin alma olur. Gelini başı bozulmamış bir kadın giydirir. Yine başı bozulmamış bir kadın kızın başını örer. Bu saç örgülerine “minik” denir. Gelinin başı örülürken damat bağlanmasın diye kızın saçına kilit takılır. Bu kiliti gerdekte damat açar.     Aynı gün damat giydirme töreni de yapılır. Dışarıya çıkarılan damat ve sağdıcın çevresine misafirler toplanır. Davullar zurnalar çalınır, silahlar atılır. Damadın giysileri önce oynatılır daha sonra ailenin büyükleri tarafından giydirilir.     Oğlan evinden gelin almaya kalabalık bir topluluk gelir. Gelin almacı kadınlar kız evine gelince eve girerler. Girdikten sonra gelin oturaklı olsun diyerek önce otururlar. Daha sonra da “oyun atarlar” kalkar oynarlar. Oğlan tarafı kız evinden küçük bir şey çalar ve bunu damada verip bahşiş alırlar.     Gelini evden erkek kardeşi çıkarır. Çıkarmadan önce gelinin beline kuşak bağlar. Kuşağı bağlamak için oğlan tarafından bahşiş alır.     Gelin evden çıkarken kızın kardeşi kapıyı tutar ve bahşiş alır. Buna “kapı parası” denir. Gelinle birlikte oğlan evine kızın kardeşi ve iki kadın gider.      Gelinin evden çıkarılışı sırasında bazı pratikler uygulanır :     - Gelin evden çıkarılırken bütün kötü huyları burada kalsın, orada yenilensin düşüncesiyle ocağa tükürttürülür.     - Kapıdan çıkarken kapının üst tarafına bıçak sokulur.     - Kapıdan çıkarken gizlice gelinin beline bıçak ve tabanca sokulur.     - Gelinin başından şeker, para serpilir.     - Gelinin ağzına şeker verilir.     Kız evi sağdıç annesine kül, çivi, ekmek, oklava bir de çanak verir. Çivi,kızın eve bağlanması için oğlanın evine çakılır. Kül, ocağın küllenmesi için ocağa dökülür. Ekmek, bereket getirmesi için tekneye bırakılır. Gelin ağladığında sesi duyulmasın diye oklava da çanağa vurularak ses çıkartılır.     Yol boyunca kızın bindiği araba öküzün nalı düştü diyerek düştü diyerek durdurulur. Bahşiş alındığında yola devam edilir.     Gelinin çeyizi de gelinle birlikte getirilir. Oğlan evine gelindiğinde kızın akrabalarından birisi çeyiz sandığının üzerine oturur ve bahşiş alır. Bunun yanında çeyiz sermeye gidenler oğlan evinde sandık açılmıyor damat gelsin diyerek bahşiş isterler. Bahşişi aldıktan sonra çeyizi sererler.     Gelinin yatağı kızın yengesi tarafından ya da oğlanın halası, yengesi, yakın akrabaları tarafından hazırlanır. Yatak hazırlanırken hazırlayanlardan birisi çiftin kaç çocuğu olması isteniyorsa o sayıyı söyleyerek yatakta yuvarlanır.     Gelin oğlan evine gelince şunlar yapılır :     - Gelin arabadan inerken eline su dolu bir şişe verilir. Şişe arabanın tekerleğine vurdurulup kırdırılır. Şişeyi kıramazsa beceriksiz, sönük gelin denir.     - Oğlan evine gelen gelin kayınpederi bir şey adamadan arabadan inmez.     - Eve girerken gelinin eline bir kaşıkla yağ verilerek evin dış kapısına sürdürülür.     - Eve girerken gelinin önüne bir iskemle konur. Gelin iskemleyi ayağıyla devirirse geçimsiz, eliyle alıp bir kenara koyarsa geçimli olur denir.     - Gelinin odasının kapısının iç ve dış kısmına gelin odaya girerken kaşık sokulur.     - Kapının önüne süpürge konur. Gelin süpürgeyi ayağıyla iterse uğursuz, bir şey bilmiyor, eğilip alıp bir kenara dayarsa gelin becerikli olacak denir.     - Gelin eve gelince damat merdivenlere çıkar ve gelin damadın bacağının arasından geçer. Bu damadın bağlanmaması için yapılır.     - Gelin oğlan evine geldiğinde kaynana ya da yaşlı bir kadın gelinin ayağına keşkek serper, su döker. Keşkek bolluk bereket simgesidir. Bu atılanlardan herkes toplar ve ambarına atar.     Gelin eve girince odasına götürülür. Yatsıdan sonra da damadı arkadaşları ve sağdıcı eve getirirler. Damadı odaya halası ya da yengesi sokar. Odaya girerken sırtı yumruklanır. Çiftin gerdeğe girmesine”odalamak” denir.     Damat odaya girdikten sonra ikisi birlikte iki rekat namaz kılarlar. Gelinin evinden getirdiği yiyeceklerle odada bir sofra hazırlanmıştır. Gelin sofraya oturmaz ve konuşmaz. Damat bunun üzerine sofraya para koyar. Bahşişi alınca gelin sofraya oturur ve konuşmaya başlar. Damat ve gelinden artan yemek ertesi sabah davulculara verilir.     Odalanmanın sabahında damat pencereden silah atar. Bunu duyan sağdıç davul ve zurnayla kapının önüne gelir. Damat omuzunda havlu takılı olarak dışarı çıkar. Dışardakilerin ellerini öper.     Düğünün ertesi gününe “duvak” ya da “semet” denir. Bugün bütün komşular, akrabalar toplanır. Duvağa “kız halkı” denilen kız tarafı da gelir. Eğer düğünden önce gelinle ilgili söylentiler olmuşsa gelinin çarşafı ortada oynatılır.     Duvak serpildikten sonra gelin, kaynana ve kaynatasının ellerine öper, onlar da ona bahşiş verirler , gelin de onlarla konuşmaya başlar.     Düğünden sonra kız tarafı gelinle damadı “üç geceliğe” çağırır. Buna “kırıtma” da denir. Burada damada helva kestirirler. Damat helvayı kesmez, bıçağı ortaya bırakır. Kız tarafı damada bir canlı bir cansız bahşiş verince helvayı keser.     On beş gün sonra da kız baba evinden gelip kendisini alan birisiyle “evilliğe” gider ve birkaç gün kalır. Bu gidişinde annesi kızına bir hediye verir.

Bursa Dugun Gelenekleri

Bursa da düğün gelenekleri günümüzde de devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Kızla oğlan birbirlerini görüp beğenmişse, oğlan tarafı kızın evine belirlenen bir tarihte giderek kızı “Allahın emri peygamberin kavliyle “isterler .Kız tarafı kızı verirse belirlenen bir tarihte erkek tarafı nişan bohçasını kız tarafına gönderir , nişanı bir erkek başının üzerinde taşıyarak kızın evine götürür. Kızın evinde lokum ve pasta ikram edilerek eğlence düzenlenir. Eğlencenin ilerleyen saatlerinde kurdeleye bağlı olan yüzükler takılarak bir aile büyüğü tarafından kesilir. Nişan gecesi düğün tarihi tespit edilerek düğün için plan yapılır. Düğün tarihi yaklaşınca kızın çeyizlerinin son hazırlıkları yapılır .Düğünün olacağı haftanın son çarşambası gelinin çeyizleri bir arabaya yüklenerek yeni evlerine gönderilir .Oğlan evine giden çeyizler kızın arkadaşları ve akraba kızları tarafından serilir. Çeyiz sandığı eve girerken veya çeyiz sandığı açılırken kız tarafından birisi sandığın üzerine oturur bahşiş almadan da kalkmaz .Çeyizler düğün olduktan on beş gün sonra kaldırılır. Düğünden önce yapılan e önemli etkinliklerden biri de gelin hamamıdır. Günümüzde yaygın olmayan bu gelenek kısmen de olsa sürdürülmektedir. Gelin hamamı düğünden önceki Cuma günü yapılır bunun için erkek tarafı bir hamamı kiralar iki tarafında kadınları hem yıkanıp hem de eğlenirler. Kına gecesi kızın evinde düğünden bir gün önce yapılır .Kına gecesi için erkek evi kız evine kına ve çerez gönderir .kına ve çerezler küçük poşetlere konarak gelen konuklara ikram edilir. Geline “kınalık “adı verilen renkli bir elbise giydirilir. Saçına duvak takılır. Kadınlardan bakır veya darbuka çalmayı bilenler çalıp söyleyerek eğlenceyi başlatırlar. Herkes gelin adayıyla karşılıklı oynar,bu sırada geline para takılır. Sıra kına yakmaya gelince gelin adayı renkli satenden yapılmış pijama veya sabahlığını giyer abdest alır başına bir kırmızı yemeni örterler , hazırlanan kınanın üzerine mum dikilir gelinin eline kaynana altın sıkıştırarak kınayı yakarlar,bu sırada ağlatma havası adı verilen türküler söylenir: Gelin mi oldun gelin mi oldun evvel bizim idin a güzel Şimdi emlin mi oldun a güzel Oğlan anası oğlan anası Elinde mumlar yanası Oldun gelin kaynanası Şen evimiz şen kal... Kız anası kız anası Kızınız bu gece misafir size Yarınki gece eller evinde Ağlar anam ağlar Sorun niçen ağlan Yavrusundan ayrılıyor Onun için ağlar Ak evlerim kızsız kaldı Ak bakırlarım susuz kaldı Ağlar anam ağlar Düğün günü erkek tarafı düğün alayıyla kızı almaya gelir Evin önünde davullar çalarak gelen konuklar eğlenir .Süslenmiş olarak gelen gelin arabasından oğlanın annesi ile gelinin evinden “yenge “oturur. Gelin evden çıkarken kızın beline babası veya erkek kardeşi kırmızı bir kurdele takar. Gelin evinden çıkarken kızın arkadaşları veya akrabaları kapıları kapatır , aldıkları bahşiş karşılığında kapıyı açarlar. Başında bayrak bulunan gelin alayı oğlan evine varınca arabadan en son gelin iner eve girerken başına pirinç , şeker , para atarak yeni evine bolluk bereket ve şeker gibi tatlı bir yaşam geçirmeleri dilenir. Eve girmeden önce kayınpeder geline hediye olarak takı takar. Gelin eve girince konuklara kızın çeyizinden çorap , yazma v.b eşyalar hediye edilir .Damat evinde akşam yemeğinde geline tatlı yedirerek gelinin tatlı dilli olması dilenir. Kız tarafı erkek evinden”tavuk alma “ yapar. Tavuk alma içi gelinin arkadaşları ve akrabaları bir araya toplanarak türküler söyleyip oğlanın evine gelirler bu arada oğlan evinde tavuk pişirilerek bir tepsiye konur hazırlanır , yanına bir tepsi baklava konur .Dışarıdakilerden birisi oğlan evine girerek tavuğu ve baklavayı alır türkülerle oğlan evine teşekkür edilir kendi aralarında yaptıkları oyunlarla başka bir yere giden gençler tavuğu ve baklavayı yerler Gelinle damat yalnız kalmadan önce birlikte yemeleri için damat sofrası hazırlanır,içine çerez, baklava , bir bütün tavuk meyve v.b yiyecekler konarak gelinin odasına bırakılır. Gelin bu tavuğun bacağını ayırırsa evde kendi sözünün geçeceği mesajını vermiş olur. Damadı gelin odasına arkadaşları sırtını yumruklayarak sokarlar,Gelin odasında damat geline yüz görümlüğü takar , gelin duvağını açar. Düğünden bir gün sonra Paça günü yapılır Paça günün gelinin kızlıktan kadınlığa geçiş töreni de sayılabilir. Damatla gelin evin büyüklerinin elini öper hep birlikte kahvaltı edilir. Gelin tekrar süslerler kaynanasının aldığı kıyafetlerden giyer gelinin arkadaşları ile damadın arkadaşları birlikte eğlenirler

Sivas Dugun Gelenekleri

DÜNÜR GİTME (KIZ İSTEME): Yörede iki gencin evlenmeleri için dünür gitme adettir. Birbirini sevip kaçanlar için de dünür gidilir. Bu iş için daha önceden becerikli kadınlarca kızın ağzı yoklanır. Yani olay kıza duyurulur. Başka bir sevdiği olup olmadığı, sakıncalı bir durumun olup olmadığı, gönlünün olup olmadığı sorulur ve fikri öğrenilir. Eğer kızda yumuşaklık bulunursa dünür gönderilir. Dünürlüğe gönderilecek kişiler; mahallin ileri gelenlerinden, kızı ve oğlanı iyi tanıyan, kız eviyle bir problemi olmayan ve bu işte tecrübeli olan, ağzı laf yapanlar arasından seçilir. Gündüzden "Akşam misafir olacağız." Diye haber verilir. Akşam olunca kız evine varılır. Hal hatır sorulur. Sohbetler edilir. İkram edilen şeyler yenilir, içilir. Uygun bir zamanda aile büyüklerine; "Allah'ın emri. Peygamber'in kavliyle kızınız filanı, oğlumuz filancaya istemeye geldik." diye amaç belirtilir. Büyükler uygun görürlerse "Kızın fikrini alalım, hısım-akrabaya bir soralım." diye süre isterler. Uygun bulmazlarsa "Nasip değilmiş, başka kapı yoklayın." diye cavap verirler. Bir dünür ile kız bitmez. Birkaç günlük aradan sonra tekrar gidilir. Uygun bulunmamışsa (kıza ve akrabalara sorulduğunda) "Kızın gönlü yok. Nasip değilmiş" diye cevap verilir. Uygun bulunursa olumlu cevap verilir. Kız, oğlan tarafının elini öper. Onlar da gelin kıza para ve çeşitli hediyeler verirler. Böylece kız bitirilmiş olur. Bundan sonra kız ile oğlan "yavuklu" olmuşlardır. SÖZ KESME: kız ve oğlan evinin yakın akrabaları ve komşuları, kardeşlikler ve sağdıçlar çağrılarak kız evinde toplanılır. Yenilir, içilir, sohbetler edilir. Oyunlar oynanır. Sonra gelin kız ortaya getirilir. Çeşitli hediyeler ve paralar takılır. Kız da yavuklusuna oyalı bir yazma ve hediyeler gönderir. Bu yazma düğün günü damadın beline bağlanır. Böylece söz kesilmiş olur. Ertesi günü kıza takı ve elbise almaya gidilir. EL ÖPTÜRME: Söz kesmeden sonra yapılır. Oğlan evi sinilerle; katmer, çerez ve yemekler alarak kız evine topluca giderler. Gelenler gelin kıza el öptürürler ve para, saat, küpe gibi hediyeler verilir. Yenilir, içilir ve oyunlar oynanarak dağılmır. Sonraki günlerde kız evi karşılığına gider. EL ÖPTÜRME KARŞILIĞI: Kız evi el öpülmesine karşılık hısım-akrabasını, komşularını toplayıp oğlan evine gider. Bu gidişte daha çok çerez ve çiçek götürülür. Toplanan çiçekler (kız ve arkadaşlarınca) demet yapılır. Bağlanır. Boncuk ve pullarla süslenir. Üzerine kokular serpilir. Oğlanın çiçeği kız terafmdan özel hazırlanır. Bazı köylerimizde buna "çiçek" adı verilir. Oğlan evine sağdıçlar köyün gençlerini de davet ederler. Uygun bir meydana gece oyunlar oynanır, maniler söylenir. Sonuna doğru gelen çiçekler orada bulunan gençlere (erkeklere) dağıtılır. NİŞAN: Söz kesme işi bittikten sonra iki aile dünür olurlar. Dünürler karar verip nişan gününü belirlerler. Sonra çalgıcılar bulunur. Davetiyeler dağıtılr. Konu komşuya "Filan gün nişanımız var, buyurun." Diye haber gönderilir. Yörede davetiyelere "oku", davetlilere de "okucu" denir. Okucular, sinilerle katmer, baklava, çerez ve meyve gibi hediyeler getirirler, bu siniler oğlan evinde tekrar hazırlanır. Oğlan evinde toplanan davetliler, hazırlanan sinileri başları üstüne alıp, toplu halde, tef çalarak ve türküler söyleyerek kız evine giderler. Nişan genellikle kız evinde yapılır. Uygun bir yere masa ve iki sandalye yerleştirilir. Kız ile oğlan bu masaya gelir. Tören başlar. İleri gelen birisi tarafından konuşma yapılıp, yüzükleri takılır. Bundan sonra takı işleri başlar. Sırasıyla erkek tarafı, kız tarafı, yakın akrabalar ve davetliler hediyelerini takarlar. Hediyeler genellikle para ve altın olmaktadır. Takıdan sonra nişan yemekliyse yemek verilir. Değilse lokum, bisküvi, sigara, kolonya... gibi şeyler ikram edilir. Çalınıp söylenir, oyunlar oynanır. Nişan töreni böylece biter. Nişanın ertesi günü oğlan evinden gelen baklava, katmer ve çerezler; akraba, komşu ve uygun yerlere dağıyılır. Bu çereze "Filan kızın çerezi" denir. Nişan bazan küçük nişan, büyük nişan diye iki kez yapılabilir. Birincide yakın akrabalar, ikincide bütün dost ve tanıdıklar davet edilir. NİŞAN KARŞILIĞI (SİNİ KARŞILIĞI): Nişandan bir-iki hafta sonra kız evinden oğlan evine nişan karşılığı gider. Yine katmer, meyve ve çerezler götürülür. Erkek tarafı çerez getirenlere bahşiş verir. Ayrıca kız oğlana, çiçek, mendil, ayna, tarak... gibi hediyeler gönderir. Yenilir, içilir. Oyunlar oynanır. DÜNÜRLÜK SÜRME: Kız bitirildikten (söz kesmeden) evliliğe kadar olan sürede olur. Bu dönemde karşılıklı ziyaretler yapılır. Her hafta oğlan evi bilhassa Pazar akşamları kız evine meyve, çerez ve çeşitli hediyeler götürür. Kız evi de hafta içinde buna karşılık verir. Bu ziyaretlerde yapılacak nişan, düğün zamanları ve eşyalar konuşulur. Çeşitli sohbetler edilir. Birbirlerinin işleri edilir. Artık iki aile birleşmiştir. Ayrılık gayrdık yoktur. DÜĞÜNLER: Her gencin evlenirken düğün yapması adettir. Dünürler arasında gün belirlenir. Aşçı çalgıcı hazırlanır. Günümüz düğünleri genellikle çalgılı olur. Davul zurna temeldir. Davetiyeler dağıtılır. Düğün iki günde tamamlanır. İlk gün önce oğlan evinde, sonra kız evinde çalınır, söylenir ve oynanır. Akşam üzeri kına kağnısı dolaştırılır. Oğlan evinden bir traktör römorkuna veya kamyona yüklenen eşyalar köy içinde dolaştırılıp kız evine götürülür. Eşyalar indirilirken orada oyunlar oynanır. KINA KAĞNISI: Kız ve oğlan evinin yapmış olduğu eşyaları mahallin insanlarına göstermek için köyde veya şehirin içinde dolaştırılmasıdır. Bu iş eskiden kağnılarla yapıldığından "kına kağnısı" denmiştir. Eşyalar arabanın üstüne yerleştirilir. Etrafı halı, kilim ile süslenir. En üste yakın akrabalardan yaşlı bir kadın oturur. Bu kadının elinde yazma ve erbilerden yapılmış düğün bayrağı olur. Davul zurna eşliğinde dolaştırılır. Yine kına kağnısı hazırlanırken veya indirilirken mahalli oyunlar oynanır. Eşyaları indirip yükleme işlerini genel olarak sağdıçlar ve gençler yaparlar. Birinci günün akşamı erkekler oğlan evinde kadınlar da kız evinde toplanırlar. Bu geceye kına gecesi denir. Oğlan evinde sazlı eğlenceler yapılır. Davetlilere yemek ikram edilir. Çalınır, söylenir, oynanır, geç vakitlere kadar eğlenceler sürer. KINA GECESİ: Kız evindeki kına gecesi daha renkli geçer. Kadınlar toplanır. Oğlan evinden sinilerle topluca türküler söyleyerek, tef çalarak kız evine gidilir. Gelenlere ikramlar yapılır. Yenilir, içilir. Çalınıp söylenir. Mahalli oyunlar oynanır. Çeşitli oyunlar çıkarılır. Taklitler yapılır. Gelin kızla damat adayı oynatılır. Maniler söylenir. Gecenin sonuna doğru da gelin kızın kınası yakılır. Kına yakılırken gelin övülür. Bu sırada bir sessizlik ve hüzün çöker. Kız anası, gelin kız ve yakınlarından ağlayanlar olur. Bu gecenin kutlanmasına halk arasında kına tepmek denir. DEŞLEME (DE YİŞLEME) SÖYLEMEK: Mani söylemektir. Bilhassa kına gecelerinde eğlencelere ayrı bir güzellik katar. Herkes duygu, düşünce ve isteklerini manilerle ortaya döker. Önce tefçi ve yanındakiler hep bir ağızdan tef çalarak şu ezgiyi söylerler: "Hayda nina ni nina Hayda nina ni ni na." Bunun arkasından kim mani söleyecekse başlar; "Altın yüzük parmakta, Çifte benler yanakta, Benim sevdiğim oğlan, Şu karşıki konakta..." maniden sonra tüm kadınlar birlikte: "Ay huuuuu!..." diye bağırırlar. Bundan sonra eskiden sağdıçlar tarafından tüfek atılırdı. Şimdi yasaklanmıştır. Deşleme söyleme işi böylece devam eder. MASALA: Kına gecesi oğlan evinde odunlar yığın edilip yakılır. Bu ateşe "masala" adı verilir. Çevresinde oyunlar oynanır. Ayrıca ertesi gün yenecek yemekler hazırlanır. Düğünün ikinci gününe "gelin" denir. Akşamdan pişirilen yemekler hazırlanır. Gelen davetlilere ikram edilir. Kına kağnısı bu sefer kız evinin eşyalarını da alarak ikileşir ve dolaştırılarak oğlan evine getilir. Kız evinden gönderilen kişilerce gelinin evine bu eşyalar yerleştirilir. Buna da ev döşemek denir. Yemek işi öğleye kadar biter. Bu arada gelin ve damat hazırlanır. Gelin süslenir. Damat ve sağdıçları tıraş olur. Hazırlıklar tamamlanır. İkindi namazından sonra güvey başı derilir. GÜVEY BAŞI DERMEK: İkindi namazından çıkan cemaat, imamla birlikte davul zurna ile oğlan evine gelir. Burada tekbir ve dualarla güvey evden çıkarılır. Büyüklerin ellerini öper. Damat alınarak davul, zurna eşliğinde önceden hazırlanan, eve yakın bir meydandaki çulun üzerine dikeltilir. Damadın arkasında "bıçakçı" olur. Yanında yakınlarından birisi de elbise ve çerez taşır. Sonra sağdıçlar da aynı şekilde toplanıp getirilir. Çulun üzerine sıralanırlar. Sağdıçların da bıçakçısı ve çerezcisi vardır. Burada imam tekbir alır, damadın poçusu bağlanır. Ceketleri giydirilir. İmam dua eder, selavat getirilir. Sonra damat ve sağdıçlara üleştirilir. Kalan madeni paralar da orada bulunan çocuklara atılır. İmam ve sağdıçları giydirenler de çerez mendili alırlar. Güvey başı derilirken güveyi güldürmek adettir. Kim güldürür veya konuşturursa ona bir tavuk hediye edilir. Bu törenden sonra arabalara binilir ve gelin almak için kız evine varılır. KIZ ÇIKARMAK: Gelin aile büyüklerinin ve davetlilerin ellerini öper. Lokum, sigara ve kolonya ikram edilir. Davetliler de para verirler. Düğün konvoyu gelince gelin babası veya bir büyüğünün koltuğunda kaynatasına veya kaynanasına teslim edilir. Buna kız çıkarmak denir. Arabaya binilir. Bu arada damat da oradaki aile büyüklerinin elini öper. Konvoy, önde gelin arabası olduğu halde köyün veya şehrin içinde dolaştırılır. Gelin eve gelince kurban kesme, gelin odasına girerken kapıya hamur yapıştırma, gelini deri üzerinde yürütme, buğday saçma, sac üzerinden yürütme, şeker ve para atma gibi adetler vardır. Kadınlar gelini ve evini görmek için toplanırlar. Erkekler de dışarıda mahalli oyunlar oynarlar. Gün batımıyla topluluk dağılır. DİNİ NİKAH: Yörede dini nikah esastır. Yatsı namazından sonra imam, mahallin ileri gelenleri, sağdıç babaları, yakın akrabalar ve komşular davet edilir. Özel güveçler yapılır, yemekler yenilir. Dualar edilir, nikah kıyılır. Nikahta gelinin mihri belirlenir. Mihir, kadının kızlık hakkıdır. Ne belirlenirse bu gelinin kendisine ait olur. İlerdeki geçimsizliklerde veya boşanmada bu mihir geri istenmez. Gerdekten önce gelinin ve damadın ikişer rekat namaz kılmaları adettir. Ertesi sabah yapılacak ilk iş gelinin çarşafını kaynanasına veya sağdıç anasına vermesidir. Bu çarşaf, duvakta gelenler tarafından da görülür. DUVAK: Öğleye doğru kadınlar gelin evinde toplanır. Gelin, çeyizi ve eşyaları görülür. Çalınıp söylenir, oyunlar oynanır. Duvak dağılınca düğün biter. GELİN KUT'U: Duvak günü akşamı yapılan kutlamadır. Sağdıçlar tarafından yemekler ve tatlılar getirilir. Konu-komşu, akraba ve dostlar toplanır, çalınıp söylenir, oyunlar oynanır. PARA ÇEVİRMEK: Düğünde oynayan kişilere başkaları para çevirirler. Yani başının üstünde dolandırırlar ve bu parayı çalgıcıya verirler. Yine düğün boyunca yapılan bazı güzel gelenekler vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Kızın çeyizleri yüklenirken bahşiş almadan kızın sandığı verilmez. Gelin evden çıkarken bahşiş almak için kapı kilitlenir. Gelin oğlan evine getirilirken bahşiş almadan arabanın kapısı açılmaz. Gelin, kaynana veya kaynatasından hediye almadan inmez. Gelin dolaştırılırken bahşiş için gelin arabasının önü kesilir. Konvoya katılan tüm arabalara kız evi tarafından yazma bağlanır. Nikah gecesi bahşiş almak için damadın ayakkabıları saklanır. Tavuk ve baklava istenerek rahatsız edilir. ARDISIRA: Düğünden bir hafta sonra gelin, damat, oğlan evi ve yakın komşular kız evine davet edilir. Burada yenilir, içilir, oyunlar oynanır. Buna ardısıra denir. Ardısıra yapılmadan gelin ve damat kız evine gidemez.

MALATYA DUGUN GELENEKLERİ

Evlenme, hayatın üç önemli safhalarından biridir. Bu dönemlerde doğum, evlenme ve ölüm etrafında birçok gelenek, görenek, âdet, töre ve tören oluşturulmuştur. Malatya'da evlenmeler; görücü usûlünün yanı sıra karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak gerçekleşmektedir. Bunların dışında "Kaçmak" yoluyla evlenmeler az da olsa olmaktadır. Görücü usûlünde isteklerin aileye duyurulması ilk basamağı oluşturur. Gençler, evlenme isteklerini direkt olarak babaya açamazlar. İstekler, ya anne vasıtasıyla, ya da başka vasıtalarla duyurulur. Evlenme yaşı, erkeklerde 18 yaş civarında başlar. Bu yaş genellikle ailenin ekonomik durumu, bazı erken evlendirmeyi gerektiren şartlarda ön plana çıkar. Ortalama evlenme yaşı ise askerlik sonrası başlar. Kızlarda ise önceleri 15-16 yaşlarında evlenme yaygınken, bu yaş sınırı 18-19 yaşa çıkmıştır. Gençler, evlenme isteklerini duyururken gelenek gereği bazı davranışlarda bulunurlar. Eve geç gelme, bıyık bırakma, huysuz davranışlar gösterme, hastalık bahanesiyle işe-güce gitmeme, pişirilen yemeği beğenmeme gibi davranışların yanı sıra ev eşyası almak, giyimine özen göstermek gibi hareketler sergiler. Genç kızlarda ise bu gibi davranışlara pek rastlanmaz. Davranışları aşikar değil, imalıdır. Hiç olmadık zamanlarda yakınmalar, serzenişler görülür. Evlenme geleneği içerisinde aile tarafından gencin evlendirilmesine kesin karar verilmişse, "Görücü Gezme" ya da bir diğer söylenişle "Kız Bakma" başlar. Evlendirilecek gencin ailesi çocukları için temiz süt emmiş, kendilerine lâyık bir kız bulmak için düğün, nişan komşu gezmeleri, akraba ve tanıdıklarının tavsiyeleri vb. vesilelerle kız beğenirler. "Kız bakmaya" gitmeden önce tanıdıklar vasıtasıyla el altından kız tarafına haber gönderilir. Kız evine gidildikten sonra, genç kız el öper ve misafirlere kahve ikram eder. Bu ziyaret sırasında kız yakından incelenir. Kızın bir sakatlığı var mı, hamarat mı öğrenilmeye çalışılır. Kızın niyeti yoksa görücülere asık suratlı davranır. Ayakkabılarını dağınık bırakır ve yanlarında pek durmaz. Bu görücü gezmelerinde, kız beğenilmişse durum aile içerisinde tekrar görüşülür, danışılır. Kızı istemeye karar verilir. Kız evine haber gönderilir. Aile kızı vermeye niyetli ise, "Kız evi naz evi" deyiminden hareketle kendilerini naza çekerler. Hele bir danışalım-görüşelim hayırlı ise olur, derler, Neticede kız evine gidiş-gelişler birkaç sefer tekrarlanır. Gün kararlaştırılır. Daha sonra kızı istemeye giderler. Her iki tarafın yakın akrabaları bu istemede hazır bulunurlar. Kız istenirken, oğlan ve kız babasını temsilen birer kişiye vekâlet verilir. Oğlan tarafını temsil eden kişi kızı "Allah'ın emriyle, Peygamberin kavliyle" üç kere ister. Üçüncü tekrarın sonunda, kız babası "Allah yazdıysa bize diyecek söz yok, biz de verdik" diyerek cevaplar. Orada bulunan hoca dua okuyarak "Allah hayırlı eylesin" der. Bu törenin Malatya köylerindeki adına kız isteme, söz kesme veya el öpme adı verilir. Kız istenildikten sonra, köylerde görülen bir âdet ise gencin kulağının çekilmesi ve bahşiş alınması geleneği vardır. Ayrıca, "Süt hakkı" adıyla kızın annesine hediye verme adeti vardır. Söz kesildikten sonra ağız tatlılığı için şerbet ezilerek dağıtılır. Ardından "başlık" görüşülür. Başlığın, yöredeki adı "Galin" dır. Bu gelenek bazı köylerde devam etmektedir. Birçok yerde ise kalkmıştır. Başlık istenen yörelerde babanın isteği orada bulunanların ricasıyla makul bir seviyeye indirilir. Başlık geleneğinin kalktığı yörelerde liste verme geleneği vardır. Bu listeye istenilen ev eşyaları, altın vb. yazılır. Başlık geleneğinin sürdürüldüğü köylerde kaçırma yoluyla yapılan evliliklerde normal durumda alınan başlığın iki katı miktarda "Kan" adı verilen başlık alma geleneği de görülebilmektedir. Söz kesmenin ardından belirlenen bir günde nişan takılır. Bu törene bazı köylerde göreye gitme, şerbet içme gibi isimler verilir. Nişanda oğlan tarafı bir heybe hazırlar, bir gözüne şirincelik denilen çerez konulur, diğer gözüne ise kız ailesine gömlek ve kumaş gibi hediyeler konulur. Şirincelik, misafirlere dağıtılır. Kız anasına götürülen hediyeye ise, "Ana keteni" denir. Kız, nişanda oğlan tarafının aldığı elbiseleri giyer. Büyük teştlerde şerbet ezilerek dağıtılır. Yüzükler kadınlar tarafından takılır. Nişanlılara para ve altn gibi hediyeler verilir. Bundan sonra erkek tarafı nişanlı kızdan söz ederken "bizimgelin" der. Nişanlılık döneminde gençlerin birbirlerini serbestçe görmeleri hoş karşılanmaz. Bu yasaklama şehirleşmenin başladığı yörelerde zayıflamıştır. Nişanlılık döneminde kız tarafına dini bayramlarda koç gönderilir. Ayrıca altın, saat, elbiselik gibi hediyeler de götürülür. Bu hediye götürme âdeti erkeğin nişanlısını ziyaretinde de geçerlidir. Nişanlılık dönemi "evli evinde gerektir" düşüncesinden hareketle fazla uzatılmaz. Nişandan sonra gelen tören düğündür. Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar. Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır. Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir. Geline, eşya, elbise, altın vb. alınır. Bazı köylerde buna "yük" de denilmektedir. Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar. Düğün öncesi bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına, dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır. Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir. Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur. Düğüne davet; köylerde "okuntu" denilen çağırma şekliyle olur. Okuntu dağıtana bahşiş verilir. Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır. Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma, cumartesi, pazar günleri de yapılmaktadır. Düğünün başladığını belli etmek için oğlan evinin damına Türk bayrağı asılır. Bayrağın asıldığı uzun sopanın ucuna bazı köylerde elma konur. Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur. Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır. Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır. Arapgir ilçesinde klarnet, keman cümbüş vb. çalgılar kullanılmaktadır. Köylerde; bayraktar, düğün vekili, aşçı, kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir. Gelin getirmeye gitmeden önceki gün, kız tarafına "kınacılar" ve "ekmekçiler" gönderilir. Kınada, oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır. Kına yakımanda tepsi başlar üzerinde dolaşırken Malatya'nın kına havası olan "Yüksek eyvanlarda bülbüller öter" türküsü söylenir. Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır, içerisine bir madeni para konularak dolakla (yazma) sarılır. Sonra diğer eline yakılır. Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir. Kına sırasında "gelin övme" ya da "gelin ağlatma" törenleri yapılır. Bu törenler sırasında çeşitli türküler ve maniler söylenir. Kına gecesinin sabahı oğlan evinde toplanan gelin alayı dağlık yörelerde at ile diğer yörelerde traktör ve otomobil ile gelin almaya giderler. Gelincik adı verilen gelin arabası dikkatle süslenir. Kızın köyüne yaklaşıldığında gelin alayı durdurularak "sapancalık" denilen bahşiş alınır. Ayrıca kız evinin kapısı kapatılarak bahşiş alınır, sonra açılır. Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir. Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler. Buna "Haftasına gitmek" adı verilir. Kız tarafı ise onbeş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder. Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı "gelinlik etme" âdeti bugün önemini kaybetmiştir. Gelinlik etmek; kaynana, kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak, çok sessiz konuşma gibi davranışlardır.

VAN DUGUN GELENEKLERİ

Toplumsal hayatta fertler ve gruplar arasındaki ilişkilerin düzenli bir biçimde sürdürülmesini sağlayan bir takım kalıplaşmış davranışlar, kurallar, kanunlar ve yasaklar vardır. Bu temel kavramlar: âdet, an’ane, gelenek, görenek, inanç, örf, teamül, töre, ve moda’dır. Doğum, sünnet, askere gitme, evlenme, ölüm gibi hadiseler, İnsan hayatının belli dönüm noktalarıdır. Her biri ayrı ayrı önemli olmakla beraber, evlenme ve evlenmenin törensel yönü olan düğünler, toplumsal hayatın önemli bir unsuru, kişilerin gelecekleri ile ilgili önemli bir kilometre taşıdır. Evlilik sosyal bir olgudur. Esas itibariyle toplum tarafından onaylanan kadın ve erkek arasındaki bir ilişki türünü karakterize etmektedir. Başka bir deyişle evlenme olgusu aileyi oluşturan toplumsal ilişkileri belirli kalıplar içine yerleştiren bir sözleşmedir. İlişkinin belirli kalıplar içinde gerçekleşmesi, evliliğin sosyal bir kurum olarak ele alınıp incelenmesine imkan vermektedir. Ailenin sürekliliği, evlilik kurumuyla sağlanır. Her toplum, kimin kiminle, kaç eşle ve hangi şartlarda evlenebileceğine dair bir takım kurallar ortaya koymuştur. Bu kuralların oluşmasında, ekolojik şartların şekillendirdiği yaşama biçimleri, inançlar, adetler önemli rol oynar. Dolayısıyla özü teşkil eden unsurları aynı kalmakla beraber evlenme-düğün adetleri de bölgeden bölgeye, şehirden şehre, hatta köyden köye farklılıklar gösterir. Bu değişim, kırsal kesime göre sanayileşmenin daha hızlı yaşandığı şehir merkezlerinde daha hızlı yaşanır. Şehir merkezlerinde geleneksel evlenme-düğün adetlerinden uzaklaşma, bu değişimin bir sonucudur. Van’da evlenme-düğün adetleri: Evlenme Yaşı Kırsal alanda evlenme, şehir merkezine göre daha erken yaşlarda olmaktadır. Kimi yörelerde evlenmenin gerçekleşmesi için erkeğin askerliğini yapmış olması şartı aranmazken, çoğunlukla bu şartın dikkate alındığı görülür. Özellikle merkezde kız tarafının oğlan tarafına yönelttiği ilk soru, damat adayının askerliğini yapıp yapmadığıdır. Genellikle kızlarla erkeklerin evlenme yaşları birbirine yakın olmaktadır. İster merkezde, ister kırsal kesimde olsun, evlenme yaşını ve zamanını ekonomik şartların, kimi sosyal olayların, göçlerin, ölümlerin belirlediğini de söylemek gerekir. Van’da görücülük usulünün yaygın olduğu evlilikte evlilik yaşı yukarıdaki şartlar da dikkate alınarak erkeklerde 18-20, kızlarda 16-18 yaş civarındadır. Evlenme yaşını geçen kız ve erkekler için yakıştırılan birtakım sıfatlar kullanılır. Mesela evde kalan kızlar için “turşamış”, evlenme yaşı geçmiş erkekler için de “kartlamış” denir. Evde kalan kız ve erkeklerin kısmetlerini açmak için değişik yollara başvurulur. Yatırları ziyaret ederek adakta bulunma, çevrede tanınan hocalara muska yaptırma, Cuma namazından çıkanlara kilit açtırma, gelin ayakkabısının altına isim yazdırma, kısmetin açılması için yapılanlardan sadece birkaçıdır. Van’da Hıdırellez ve Hıdırnebi törenlerindeki uygulamaların önemli bir kısmı da kısmetin açılması ile ilgilidir. Örneğin, Hıdırellez akşamı, gül dalına asılan yumurta, sabah namazından sonra alınır. Yumurta üzerinde yazıya benzer birtakım işaretler aranır. İşaretlerin bulunması kısmetin açılacağını gösterir. Ayrıca yumurta kimseye gösterilmeden yenirse kısmetin açılacağına inanılır. Hıdırellez gibi Hıdırnebi törenlerinin önemli kısmı, kısmetin açılması ile ilgilidir. Yedi genç kız, yedi kapıdan, yedi türlü kuru yiyecek (bulgur, pirinç, nohut, fasule gibi) toplarlar. Bunları hiç konuşmadan öğütüp un haline getirirler. İçine bol miktarda tuz katılır. Buna Hıdırnebi Kavudu denir. Uyumadan önce iki rekat namaz kılınır ve tuzlu kavuttan yenir ve niyet tutularak uyunur. Rüyalarında evlenecekleri kişiyi göreceklerine inanırlar. Evlenme İsteğinin Belirlenmesi Erkekler bu isteklerini ailelerine genellikle anneleri, arkadaşları veya yakın akrabaları vasıtasıyla bildirirler. Davranışlarda gözlenen birtakım değişiklikler, huysuzluk gösterileri, eve geç gelmeye başlamalar, büyüdüğüne dair imalarda bulunmalar, pilava kaşık saplama, evin damına çıkıp ezan okuma, erkeklerin evlenme istekleri ile ilgili başvurdukları yollardandır. Kızlar da evlenme isteklerini değişik yollarla belirtirler: Serçe parmağının tırnağını uzatma, anne ve babasının yanında parmaklarını şakırdatma, babasının ayakkabılarını saklamak veya süpürgeyi odada ters bir şekilde bırakma, çeyiz hazırlıklarından sık sık söz etmeler bu isteği belli etme yollarından bazılarıdır. Kız Arama, Görücülük Evlenme girişiminde bulunmada erkek tarafı aktif, kız tarafı ise pasif durumdadır. Girişim, genellikle erkekten ve erkek ailesinden gelir. Şehir merkezinde kısmen de olsa tanışıp anlaşarak evlenme görülürken, kırsal kesimde görücülük daha yaygındır. Evlenmenin ilk adımı kız aramadır. Oğullarını evlendirmek isteyen aileler, önce akrabalarından, komşularından, yakın çevrelerinden başlayarak kız aramaya çıkarlar. Düğün, taziye hamam ziyaretleri, kız arama için en uygun ortamlardır. Erkeğin annesi, varsa ablası, yakın akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının, beğenilen kızın evine ziyarete gitmeleri, kızı görmeleri, onu incelemeleri ve niyetlerini açığa vurmaları, görücülüğün kız bakma aşamasını oluşturur. Bu tür evlenmede adaylardan çok, onların yakınlarının beğenisi, isteği ve girişimi söz konusudur. Kuşkusuz erkek de bu tercihi genellikle onaylar. Kız görmeye genellikle habersiz gidilir. Son zamanlarda aracı olarak adlandırılan kişiler kız evinin ağzını aradığı için kız evi aslında haberdardır. Kızın davranışlarına bakılarak istekli olup olmadığı anlaşılır. Gelin adayının ikramda bulunması, yanlarında oturması, istekli olup olmadığının belirtisidir. Kız evinden olumsuz cevap alınacağı sezilirse başka adaylar üzerinde durulur. Gelin ve Damat Adaylarını Araştırma, Ağız Arama Taraflar kesin karara varmadan önce gerek oğlan, gerekse kız ailesi adaylar hakkında bilgi toplamaya çalışırlar. Elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi kız için işgüzar, namuslu, terbiyeli, evine ve törelerine bağlı olup olmadığı; oğlan içinse kötü alışkanlıklarının bulunup, bulunmadığını, işine, mesleğine bağlılığı noktalarında toplanmaktadır. Oğlanın evi (yörede genellikle erkek tarafı için oğlan evi, oğlan tarafı, oğlan babası gibi terimler kullanırlar.), o yörede hatırı sayılır birini kız evine gönderir. Bu kişiye elçi denir. Kızın kesin verileceğine dair söz alır. Eğer kız ve oğlan tarafları karşılıklı olarak bir mutabakata varmışlarsa, kız istemeye, yani dünürcülük aşamasına geçilir. Kız İsteme - Kesbiç Oğlan tarafı yakın dost akrabaları ile kızı istemeye kız evine giderler. Hal hatır sormalardan, gündelik konuşmalardan sonra asıl konuya geçilir. Mecliste hazır bulunan Oğlan tarafının en büyüğü gelin adayının babasına, babası yoksa en yakınına hitaben: “Kızınızı Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin sünneti ile oğlumuza istiyoruz" diyerek niyetlerini belli eder. Genellikle ilk istenişte kız verilmez. “Kız evi naz evi”dir. Ancak yine de kız evinden bir büyüğün “Allah yazdıysa olur” şeklindeki ifadesi, kızın verileceği şeklinde yorumlanır. Bu arada kız evinde oğlan evi tarafının getirilen şeker, lokum, çikolata gibi yiyecekler (şirinlik, ağız tadı vs.) yenilir. Bazı yörelerimizde Kur’ân da okunur. Çaylar içilirken bu arada başlık konuşulur. Başlık genellikle belirli bir miktarda paradır. Bazı aileler başlık parası yerine süt parası isterler. Kız kaçırma olayı söz konusu olduğunda da başlık istenir. Bu tür durumlarda, kız babasının normal başlık parasının iki katını isteme hakkı vardır. Başlık parası dışında kız tarafına verilecek hediyeler de konuşulur. Bu hediyeler at, silah, koç, halı, kilim, kumaş, altın ve çeşitli eşyaları olabilir. Erkek tarafının vereceği hediyeler hesaplanır ve tek tek “çeyiz defteri”ne yazılır. Bütün bu düğün hediyelerine Helet denir. Şerbet Şerbet, ferahlık ve mutluluk müjdecisi olarak düşünülür. İki taraf birlikte bir tarih belirlerler. Sadece iki tarafın erkekleri kız evinde toplanırlar. Kız evinde hazırlanan şerbet içilir. Erkek tarafının şerbet bardağını saklaması ve çıkışta kız evi önünde kırması uğur sayılır. Yine kız evinden çalınan ufak tefek eşyalar (bardak, tabak, kaşık gibi) uğurlu eşya olarak saklanır. Şeker (Kellebaş) Şerbetten sonra oğlan evi kız evine en az bir sandık şeker gönderir. Şeker sandığı süslenir bir vasıtanın üzerine konur ve çevrenin görmesi için de şehir turu attırılır. Böylece haberi olanlar olmayanlara filancanın şekeri gidiyor diye haber verirler. Aynı gün kız evi de oğlan evine KELLEBAŞ gönderir. Bu genellikle kızın çeyizinde bulunan erkek giyecekleridir. Özellikle düğün günü bu giyeceklerden seçilir iç çamaşırı vs. damat tarafından giyilir. Nişan Söz kesiminden sonra gelen aşama “nişan”dır. Nişan töreni genellikle kız evi tarafından düzenlenir. Ancak masraflar oğlan evine aittir. Nişan öncesinde kız ve birkaç yakını nişan alış verişine götürülür. Burada kıza ve akrabalarına nişan için giyecek alınır. Kız evi de oğlana ve yakınlarına giyecek alır. Kıza alınanlar “nişan bohçası” içerisine konularak kız evine gönderilir. Damada da nişan bohçası hazırlandığı olur. Nişana oğlan ve kız evinin yakın akrabaları, komşular davet edilir. Genellikle oğlan evinde toplanan davetliler topluca kız evine giderler. Nişan elbisesini giyen kıza kayınvalidesi ile oğlanın yakınları tarafından “takı” takılır. Nişan takısı genellikle üç beşibirlik (beşibiryerde), altı bilezik, yüzük ve küpeden ibarettir. Takılar, bir büyük tarafından bu tür törenlerde adet olduğu üzere kalıplaşmış söz ve dileklerle adayların sağ ellerinin nişan parmaklarına takılır. Geleneksel kesimde nişan töreni, erkeklerin ve kadınların ayrı yerlerde oturdukları bir evde yapılır. Yüzükler takıldıktan sonra gelin ve damat orada bulunanların elini öper. Son yıllarda nişan töreni için düğün salonu kiralandığı da olur. Nişan daha gösterişli, tantanalı ve kaç-göç adetine uymadan kadın erkek bir arada yapılmakta ve kutlanmaktadır. Nişanlılık süresi ailelerin durumuna bağlıdır. Özel durumlara bağlı olarak bu süre, uzayıp kısalabilmektedir. Geleneksel kesimde önceleri nişanlıların birbirleri ile görüşmeleri engellenirken, günümüzde görüşme yakın akrabaların da bulunduğu bir ortamda sağlanmaktadır. Nişandan sonra bazı yörelerimizde “dini nikah” yapılmakta, bu durumda çiftler birbiri ile rahatlıkla görüşebilmektedir. Geleneksel düğünlerde önemsenen nikah, dinî nikahtır. Belli bir zamanı olmamakla birlikte genellikle Kesbiç, Nişan ya da Şerbet töreninde yapılır. Dini nikâh, kızın babası, damat ve onun çok yakınının katılacağı bir törenle genellikle kız evinde bazen de camide kıyılır. Bu nikâh özellikle gizli yapılır. Resmi nikâh ayrı bir tören gerektirmez ve sessiz yapılır. Oğlan evinin nişandan dönmesi durumunda kıza alınan takılar iade edilmemekte, tersi durumunda takıların iadesi söz konusu olmaktadır. Nişanla düğün arasına dini bayramların rastlaması durumunda oğlan evi kıza hediye almak durumundadır. Eğer düğün günü uzunsa, ki genellikle pek uzatılmaz; çünkü uğursuzluk sayılır. Ama uzunsa, mesela arada iki dini bayram varsa bu bayramlar arasında düğün yapılmaz. İki bayram arasında düğünün iyi olmayacağına inanılır. Bu süre içinde de oğlan evi kız evine dini bayramlarda duruma göre 1-2 koç süslenir ve bayram sabahı kız evine götürülür. Düğün Hazırlıkları Düğün tarihine kız ve oğlan aileleri birlikte karar verirler. Düğünden birkaç gün önce gelin adayı düğün alış-verişine götürülür. Eksik eşyaların tamamlanması, gelinliğin alınması, genelde bu günlerde halledilir. Bu alışverişte de her iki taraf birbirine hediyeler alırlar. Düğünlerin idaresinde, gelin ve damadın yönlendirilmesinde belli görevleri olan kişiler vardır. Bunlar: Sağdıç, Toy Büyüğü, Yenge’dir. SAĞDIÇ: Damadın evli arkadaşları arasından seçilir. Damada gerdek gecesi ve bekarlıktan sonraki yaşantısı ile bilgileri sağdıç verir. Damadın, düğünün başlamasından bitimine kadar geçen sürede en yakın yardımcısıdır. YENGE : Sağdıcın karısıdır. Sağdıc damada karşı ne şekilde sorumluysa, yenge de geline karşı aynı şekilde sorumludur. TOY BÜYÜĞÜ: Genellikle damadın yakını olan kişilerden seçilir. Toy büyüğü, damadın babası, büyük ağabeyi olabileceği gibi, Çevrede saygınlığı olan paralı kimselerden de seçilebilir. Düğün masraflarının bir kısmı toy büyüğü tarafından yapılır. Kına Gecesi (Basalya) Kına geceleri ayrı bir önem ve özellik göstermektedir. Evlenecek olan kızın ailesi, yakınları ve arkadaşları ile kadın kadına geçireceği bu son gece asıl düğün günü olarak da bilinen gelin alma gününden bir gün önceye rastlamaktadır. Bu gün, hüznün yoğun olarak yaşandığı bir gündür. Geleneksel yapının yoğun yaşadığı bölgelerde hala eski önemini korumaktadır. Büyük kentlerde ise artık ya yapılmamakta ya da sadece eğlenceden ibaret bir gün olma niteliğini taşımaktadır. Şehir merkezlerinde kına geceleri asıl fonksiyonundan uzaklaşmaya başlamış, daha önceleri kızın evden ayrılışı, son vedalaşması biçimindeyken, günümüzde eğlenceye dönük, nikahla evleniliyorsa düğünün yerini alan bir eğlence durumuna geçmiştir. Bu geceye yörede Ergenlik Gecesi de denir. Kız evine ne zaman gidileceği önceden bildirilir. Misafirleri kız evine götürecek vasıtalar Toy büyüğü tarafından ayarlanır. Vasıtası olanlar kendi araçlarını kullanırlar. Eğer kız evi yakınsa davul-zurna eşliğinde yürünerek kız evine kına yakmaya gidilir. Oğlan evinin kız evini bu ziyaretine Basalya denir. Bu geceye adını veren kına yakmak, vazgeçilmez düğün geleneğidir. Kına, önce gelinin, daha sonra da davetlilerin ellerine yakılarak, evliliğin bir anlamda kutsanması sağlanmaktadır. Kına gecelerinde uygulanan adet ve uygulamalar esasta bir olmakla beraber, ayrıntılarda birtakım özellikler gösterir. Geline yakılacak kına oğlan evi tarafından alınır. Çoğu zaman kız evine gün öncesinde çerezlerle birlikte gönderilir. Kimi zaman da giderken götürülür. Kına gecesi, kız evinde düzenlenir. Çağrılı kadınlar ve genç kızlar önce oğlan evinde toplanırlar. Bunlara kınacı da denmektedir. Oğlan evi gelinceye kadar kız evinin yakınları çeşitli eğlenceler düzenlerler. Oğlan evinin gelmesiyle kız evi mahzunlaşır. Artık eğlenme sırası oğlan evindedir. Oğlan evinden gelenler kız evinde karşılanarak ağırlanır. Oyunlar, eğlenceler bir süre devam ettikten sonra sıra kınanın yakılmasına gelir. Bazı yörelerde gelin kıyafetini değiştirir. Başına al duvak örtülerek kına için hazırlanır. Gümüş veya bakır tas içerisinde başı bütün yani analı babalı, başından ayrılık geçmemiş bir kadın tarafından kına karıştırılır. Kınanın içine bozuk para, altın da konur. Bu hem bereket dileği, hem de kına yakılan kişiye baht açıklığı sağlamak amacına yöneliktir. Gelin kınasından çıkan para, kurulacak yuvaya bereket getirmesi inancıyla saklanır. Kına yakıldıktan sonra kalan kına orada bulunanlara dağıtılır. Bu arada damat (Giyev) adayı kendi evinde kalır. Dönüşte damadın sağ serçe parmağına kına yakılır. Bu arada gelen erkek bekar misafirler sağ serçe parmaklarına evliler ise sol serçe parmaklarına, kadın misafirler ise avuç içlerine kına yakarlar. Oğlan evindeki eğlence sabaha kadar sürer ve uyunmaz. Düğün Düğün günü sabah namazı ile birlikte damadın yakın çevresi, sağdıç, toy büyüğü ve damat hamama giderler. Burada hem yıkanılır hem de çalgı eşliğinde oyunlar oynanır, çeşitli şakalar yapılır. Hamam bittikten sonra hamamdaki görevlilere toy büyüğü tarafından bahşişler verilir. Dışarı çıkıldığında ise damat belli olsun diye boynuna sırmalı bir kadife şal takılır. Gelin de bir tanıdığının evinde banyo yaptırılır ve evine götürülür. Damat hamamdan çıktıktan sonra sağdıcın evine gidilir ve burada kahvaltı edilir. Kahvaltıdan sonra düğün evine geçilir ve damat tıraşı başlar. Tıraş esnasında çalan davul zurna eşliğinde halay tutulur. Bu esnada davulcuya şabaş verme yarışı başlar. Tıraşı biten damat oyuna kaldırılır. Özellikle damadın oynatılması sırasında daha çok şabaş dağıtılır. Bazen de göğsüne para takılır bu para berbere verilir. Bu arada sağdıç damadı koruma altına alır ve onun yanından hiç ayrılmaz, çünkü damadın ayakkabısını hatta kendini kaçırmak için çevredekiler sağdıcı kollarlar ki ondan bahşiş alabilsinler. Öğlen zamanı erkek evinde tüm davetlilere hazırlanan yemekler verilir. Kırsal kesim düğünlerinde görülen bir adet de para toplamaktır. Köylerde yemekten evvel veya sonra para atma yapılır. Bu oğlan evine bir katkıdır. Ortaya açılan bir örtüye çığırtkan vasıtası ile para atılır. İlk parayı önce toy büyüğü atar en büyük parada ondan gelir. Toy büyüğünden sonra para atma sırası sağdıcındır. Bu para miktarı en çoktan en aza doğru gider. Atılan bir paranın üzerinde para atma ayıp sayıldığından, herkes maddi durumunu o sıraya göre ayarlar. Çığırtkan ise parayı atanların sahiplerini bağırarak tekrar eder ve minnet duygularını belirten sözler sarf eder. Gelin Getirme Önceleri gelin için at süslenir ve hazırlanırdı. Ancak günümüzde gelin getirme otomobillerle olur. Düğün sabahı sağdıç ya da sağdıcın görevlendirdiği kişiler tarafından Gelin arabası hazırlanır. Akşama doğru Gelin arabası ile birlikte kalabalık bir araç konvoyu oluşturularak Toy Büyüğü önderliğinde kız evine hareket edilir. Kız evine gelindiğinde burada davul zurna eşliğinde çeşitli oyunlar oynanır. Kız evi ve erkek evinin oyuncuları oyunlarla birbirlerine üstünlük kurmaya çalışırlar ve birbirlerine hava atarlar. Gelin, evinden Toy Büyüğü ve karısı tarafından çıkartılır. Bu arada davul zurna eşliğinde geleneksel Gelin Ağlatma çalınır. Toy büyüğü, karısı, gelinin bir yakını ve gelin, gelin arabasına, diğer misafirler de konvoydaki araçlara binerek şehir turu yapılır. Davul zurna sürekli çalar. Bazen konvoyun önü kesilir ve açılması içinde toy büyüğü tarafından bahşişler dağıtılır. Damat (Giyev) evine gelindiğinde gelini damat ve sağdıç karşılar. İçinde madeni para ve yemiş bulunan bir testi gelinin ayakları dibinde kırılır. Etrafa yayılan para ve yemişlerden murat için almaya çalışılır. Başka biri bir ayna tutar ve toy büyüğü de duvağı kaldırarak gelini aynaya baktırır. Tüm bunlar gelin ve damadın mutlulukları içindir. Gelin ve damat, kadınların arasında hazırlanmış bir yere otururlar. Gelinin kucağına doğacak çocuğu erkek olsun diye erkek bir bebek oturtulur. İçeri Verme Davetliler yavaş yavaş çekildikten sonra düğün evinde hazır bulunan bir hoca çeşitli dualar okur. Sağdıç ve erkek arkadaşları damadı yumruklayarak İçeri verirler. Gerdeğe giren damat hiç konuşmadan iki rekât namaz kılar. Gelin seccadeye bir miktar para atar. Orada bulunan Yenge bu paraları alır. Namazı bitiren damat yenge tarafından gelinle yan yana oturtulur. Birbirlerinin ayaklarına basmaya çalışırlar. Yenge her ikisine de şerbet verir ve dışarı çıkar. Damat geline bir zihnet takarak duvağını açar bu zamana kadar konuşmayan gelin konuşmaya başlar buna Dilbağı denir. Bu aynı zamanda Yüz Görümlüğü'dür. Ertesi gün Bekaret Bezi Yenge tarafından önce oğlan annesine sonra da kız annesine götürülür ve yenge bundan dolayı ödüllendirilir. Üç gün sonra damat sağdıç tarafından alınıp hamama götürülür. Eve dönüldüğünde gelinle birlikte el öpmeye gidilir. Önce damat tarafının büyüklerinin elleri öpülür, sonra gelin tarafına gidilir. Bu ziyaretler sırasında gelin ve damada çeşitli takılar takılır

ANTALYA DUGUN GELENEKLERİ

. KÖYLERİMİZDE DÜĞÜN ADETLERİ KIZ İSTEME: kız istemeye evlenme çağına gelen oğlan için anne babası ve tanıdıkları çevrelerinden kız aramaya başlarlar. Eğer oğlanın beğendiği ve seçtiği bir kız varsa iş daha da kolaylaşır. Kara verilip fikir birliği sağlanırsa kız isteme hazırlıkları başlar. Kız evine gidilecek gün haber verilir. Oğlan evinin sözcülüğü üzerine alan(kiya) kız evine gider. Ekseriyetle kız istemeye Perşembe Pazar günleri gidilir. Kızın büyüklerinden biz münasıp gördük sizde münasıp görürseniz Allah' ın emri Peygamber in kavli ile kızınız... yı, oğlumuz... ya istiyoruz. Kız tarafı da kendi aralarında konuşmak amacıyla süre ister. Bir süre sonunda oğlan tarafı kız evine gider, kız evi gönüllü ise ağız tadı niteliğinde çay, kahve vs. tatlı ikramında bulunur. Eğer gönülsüz ise ikramlar şekersiz olur, gelenlerin istenmediklerini belirtmek amacıyla ayakkabıları dışarıya atma içlerine su ve acı biber koyma vs. şeyler koyma gibi gittikçe azalan görenekler uygulanır. Gönüllü taraflar arasında kızın oğlanı görmesi ve söz kesme günü de biraz geç vakitte kararlaştırılır. Kararlaştırılan gün kız ve oğlan tarafının davetli akrabaları kız evine toplanır. Söz kesimi ve şerbet içme denilen tören yapılır. Bu törende kız tarafı kızları için gerekli gördükleri takı, giysi,ve eşyaları oğlan evinden isterler. Mutakıp kalıncaya kadar konuşulur, sonunda nişan günü kararlaştırılır. Söz kesiminde davetlilere prinç pilavı, baklava ikram edilir. NİŞAN: söz kesiminden sonra kararlaştırılan güne kadar oğlan evi " Nişan kofası" denilen süslü ve içerisine kararlaştırılan takıların, giysilerin vs. eşyaların konulduğu kofa hazırlanır, bazı nişanlar sade olarak iki aile arasında yapıldığı gibi güldürümlü denilen gösterişli nişanlarda yapılmaktadır. Kız evine ait hazırlanan kofa gönderilir, kız evi de nişandan sonra kofa karşılığı oğlana ait giysilerle birlikte baklava, susam helvası, leblebi vs. gibi şeylerle oğlan evine gider. Buna nişan karşılığı denir. Evlerde veya salonlarda yapılan nişanlar oğlan evi tarafından alınan nişan yüzükleri kırmızı kurdela ile birbirine bağlanır. Kız ve oğlan tarafları ve davetliler tören yeri salonda ise salona giderler, nişanlanacak kız güzel giysilerle yüksek bir yere oturtulur. Bayanlar arası sazın eşliğinde oyunlar oynanır, törenin sonunda kaynana kıza nişan yüzüğünün ve hediyesini takar. Kızı oyuna kaldırır. Bütün dost ve akrabalar, hediyelerini kıza takarlar, nişanlı kız takı ve paralarla bezenir. Hediyelerin kimler tarafından takıldığı bilinir. Nişan evde yapılacaksa davetliler kız evine gider, yapılan pirinç pilavı, baklava, limonata vs. yiyecek ve içecekler ikram edilir. Kız ve oğlan güzel giyinmiş halde ortaya çıkar. Uygun görülen seçkin bir kişinin kısa konuşmasından sonra yüzükler takılır. Kız ile oğlan davetlilerin elini öperler. Lokum sigara ve kolonya dağıtılır. Kız ve oğlana davetliler tarafından hediye ve para takılır. Hediyelerin kimler tarafından takıldığı mutlaka belli edilir. Zamanı gelince karşılık vermek adettir. Düğün hazırlıkları yapılır tarihi belirlenir. DÜĞÜN: nişandan sonra tüm hazırlıklar biter davetliler belirtilen günde belirtilen yerde toplanırlar. Son günlerde Cumartesi-Pazar, Perşembe akşamı yapılan 3-4 saatlik (balo ve bayanlar arası) düğünden sonra kız oğlan evine gider. Böyle düğünlerde de girişte lokum, kolonya, sigara ikram edilir. Saz eşliğinde oyunlar oynanır, nikah memuru tarafından nikah yapılır. Gelin damat oyuna kalktığında hediye ve takılar takılır. Düğün sonrası takı takanlara kız evinde kız evinde hazırlanan bohçalarla karşılık verilir. Elmalı köylerinde düğünler, pazartesi öğle başlar, Perşembe akşamı biter veya Cuma öğle başlar, Pazar akşamı biter. Düğün öncesi (urba) denilen eşya, giysi ve takı alınır. Bu arada nikah yapılır. Davetliye veya oku denilen bardak, kibrit, havlu, mendil, yazma vs. hediyelerle tanıdıklar davet edilir. Düğün evini belli etmek üzere dua ile bardak asılır. Köylerde gençler tarafından bir gün önceden (keşkeklik) buğday dövülür. Düğün evinde yemek yenir. Bu ilk güne düğünün " Bayrak veya yük günü" denir. Aynı gün oğlan evinin eşyaları takıları kız kız tarafına alınan hediyeler (ağırlık) kız tarafının ihtiyacı olarak odun, bazı yiyecek maddeleri, süslenmiş koç, keçi bir araca yüklenerek saz eşliğinde tüm davetlilerle birlikte kız evine götürülür. Kız evince karşılanan misafirlerden giyecek kolisi ile koç veya keçiyi getirene hediye verir. Konuklara yemek veya şerbet verilir. Kız evinden birkaç kişi kızın eşyaları ile birlikte kızın yeni evini döyemek üzere gelin evi döşemeye giderler. Buna ev döşeme denir. Oğlan tarafı kız tarafından gelenleri ağırladıktan sonra uğurlar. Salı ve Cuma akşamları oğlan evinde oğlan kınası yapılır. Yakılan meydan ateşinin etrafında yenilir, içilir, oynanır. Kadınlarda ayrı bir yerde düğün ederler. Çarşamba ve Cumartesi günü kız kınası yapılır, oğlan evi misafirleriyle akşam kız evine gider, aynı gün öğleden sonra kız süslenir başı örülür veya kuaföre gider. Buna (başörme) denir. Gelen misafirlere yemek verilir. Erkek veya bayanlar ayrı yerlerde düğün kurarlar. Damat kızı koluna takarak bayan düğünü yerine alkışlar arasında getirir, karşılıklı oynarlar gelini bırakarak erkek düğününe döner. Bayanlar arası düğünde kız ve oğlan evi ayrı ayrı oyuna kaldırılır, düğün sonuna doğru gelin kaldırılarak oynatılır. Para takılır hazırlanan tepsiye kına mumlar yakılır. Gelinin etrafında türküler söylenerek dönülür, geline kaynananın eli öptürülür, gelini ağlatmak için çeşitli maniler söylenir. Avlumuzun günden yanını deldiler Koyun gibi, kuzu gibi avlumuza doldular Hani benim kızım nereye gitti diye sordular Ağlama gelin ağlama, bu gece misafirsin bize Gel bak anası gel bak kızın gelin olmuş gidiyor Gel bak babası gel kızın gelin olmuş gidiyor Gel bak ağabeyi gel kızın gelin olmuş gidiyor Gel bak halası gel kızın gelin olmuş gidiyor Biner atın iyisine Gider yolun goyusuna Selam edin dayısına Gız anam gınan gutlu olsun Gız anası, gız anası Hani bunun öz anası Gızın gelin olmuş gidiyor Gız anam gınan kutlu olsun Geline önce kız evi sonra da oğlan evinden takılar takılır, hediyeler verilir. Oğlan evinin hediyeleri liste yapılır sonra kız evinin hazırladığı bohçalarla cevap verilir. Düğün bittikten sonra gelin kız evine gider, kınası yakılır ve kınası yakıldıktan sonra gelinin arkadaşları eğlenceye gece de devam ederler. Gelin geceyi arkadaşlarıyla geçirir. Ertesi günü Perşembe veya Pazar gelin giydirilir orta yere oturtulur. Öğleden sonra gelini almaya gelen kişiler, ayakkabı, ceket, vs. giyecekleri çıkarmadan girerler. Çünkü gelinin yakınları olarak hediye karşılığı verirler.(bir adettir mehel olan) diye çağrılan kızın yakınları ellerini öptürerek vedalaşırlar. El öpme işi bitince imam tarafından dua edilir. Damada götürmek üzere yüksek bir yerden gençlerin içine seccade atılır, boğuşmalardan sonra seccadeyi alan damada götürür., bahşişini alır. Gelin damat veya babası, kardeşi tarafından evden çıkarılır, hazırlanan arabaya bindirilir. Kalan eşyaları da konarak yola çıkarılır. Oğlan evince düğün sırasında hizmet eden gençlere ergenlik adı verilen bahşiş verilir, bu parayla gençler kendilerine ziyafet çekerler. Gelin oğlan evine giderken yolu kesenlere para verilir, gelin arabası hareket ettiği zaman su serpmek, şişe kırmak adettir. Gelin eve gelince arabanın kapısı açılmıyor diyerek şoföre bahşiş verilir. Gelin arabadan inmeden önce oğlanın yakınları tarafından indirmelik adıyla para ve çeşitli hediyeler verilir. Gelin damat tarafından indirilir, damat ile gelinin başına buğday veya leblebi şeker para karışımı serpilir. Çocuklar tarafından toplanır. Damat evinin kapısında davar kesilir, kanın üzerenden gelin geçirilir. Batıllaşmış ve bazı yörelerde uygulanan gelinin iyi huylu olması isteği ile (kaynananın ayağını öpme, koltuğunun ayağının altından geçme, eşik öpme vs.) gibi adetlerde uygulanır. Damat gelini odasına götürür, duvağını açar, hoş geldin der ve görümlüğünü takar, tekrar halkın arasına girer, el öper, arkadaşları ile oynar, para takılır, eve katma yemeği yenir. Yatsı namazından sonra öğütlenir ve yumruklamalar arasında gelinin odasına gönderilir. Evde sözü geçer olma inancıyla gelin damadın veya damat gelini ayağına basar, inanca göre basan ileride söz sahibi olur. Sabah gelin damat evdekilerin elini öper, Cuma ve Pazartesi günü öğleden sonra gelin yüzü veya duvak denilen eğlence tertip edilir. Böylece düğün bitmiş yeni yuva kurulmuş olur. RENKLERİN DİLİ, GEÇMİŞİN SESİ YUVA EL İŞLEMELERİYLE YAŞIYOR Bir ülkeyi veya bir şehri tanıtırken veya onun özelliklerinden bahsederken bazı belirli simgeler ortaya çıkar. Bu bazen turizm olgusu, bazen ünlü birkaç isim olgusu ve bazen ise geniş bir tarih olgusuyla kendini gösterir. Bu yazımda sizlere buram buram tarih kokan,kültür kokan Anadolu kokan Elmalı'nın Yuva Kasaba'sına gittiğim zaman ki izlenimlerimi anlatacağım. Bu kasabada isterseniz kendinizi çağdaş bir kentte hissedebilirsiniz veya isterseniz o bozulmamış Anadolu kentlerinden birinde yaşadığınızı zannedebilirsiniz. Belki bu durum size tezatlar zinciri gibi gelebilir fakat asla öyle değildir. Çünkü burası gelişen çağa ayak uydururken tarihine de sahip çıkmıştır. Bir çok evin duvarında eski el işlemesi halı ve kilimleri görebilirsiniz. Elbette sadece bu kadar değil çulu, sarı namazlığı, ekmek torbası, kızıl çuvalı, tuz torbası, terki heybesi, iyilik torbası, tarak çulluk, mutav, renk renk işlenmiş nakış örnekleri sizi yıllar öncesine götürür. Tüm bunlar sabrın, göz emeğinin ve insanın iç dünyasının güzelliğinin birer eskimeyen abideleridir. Bütün bunları seyrederken birden kulağınızı bir yanık türkü doldurur. Çünkü kaybolup giden birçok el emeğinden göz nurundan geriye sadece bu türküler kalmıştır. Yörük yurdudur da bizim yurdumuz Allı yeşildir de bizim ordumuz Bir orduya yeter bizim dördümüz İnce belden aşıp gelir ardımız. ANONİM Şimdi isterseniz Fatma nineye kulak verelim. Bize anlattıklarını dinleyelim. "Bak oğlum, bizler yıllardır bu topraklarda yaşadık ve yaşıyoruz. Bu topraklarla ağladık bu topraklarla güldük,bu topraklarla birlikte güneşin altında kavrulduk,biz ona bir verdik o bize bin verdi. Evdeki kaşığımdan mezarda olacak olan taşıma kadar her şey bu toprakların eseri, elbette ki böyle bir durumda atamızın, dedemizin değerlerine sahip çıkmamak çok üzücü bir durum. Bak tüm bu gördüklerin elimin, gözümün emeği ama şimdi ihtiyarladık. Gözümüz görmez elimiz tutmaz oldu. Bunu kızım için, bunu gelinim için, şunu camiye hayrım olsun diye, şunu da cenazem için dokudum. Hepsinin örneğini ezbere biliyordum. Tüm bunları anam dokudu, ben dokudum. Fakat gel gör ki kızım dokumaz, gelinim dokumaz. Bunun nedenini bana birçok nedenler ortaya atarak anlatıyorlar ama aklım bir türlü ermiyor. bak tezgah bahçede duruyor, boynu bükük kaderini bekliyor. İşte bu tuz torbası, buna dağa giderken,yaylalara giderken azık konur, buda kızıl çuval, gelin evden giderken çeyizini buna koyar. Eskiden bu çuval olmadan gelin gönderilmezdi. Ele neylen çıkacak? Kilimsiz çulsuz gelin olur mu? derlerdi." Buram buram nakışlı iyilik torbası, tarak çulu,terki heybesi bocuklarından mavinin yandığı kızıl çuval hala birçok evin duvarlarını süslemeye devam ediyor.bazılarının arasından Ayşe kızın kara oğlana yaktığı türküler etrafa yayılıyor, bazısında ise anaların hasret türküleri odayı kaplıyor, bazısında ise Emine Ninenin torununa söylediği ninniler hala kulaklarda çınlıyor. Eğer bir yolunuz düşerse Yuva Kasabasına uğrayın hem serin ağaçların altında güzel doğayla tanışın, Balıklar Dağında tarihi izleyin, bir çoban kavalının sesine uyarak türküler söyleyin, elleri tek dostu olan haşır neşir olmaktan çatlayan köylünün elinden çayını için, kültürel yozlaşmanın yaşandığı günümüzde bakarsınız gerçek bir dost edinirsiniz. KARA HASAN'IN ÖYKÜSÜ Gavur çayının suyu bayağı durulmaya başlamış, kışın bulanık artık görülmüyordu. Mart dokuzu çıkmış, etrafta baharın müjdecileri olan yaban nergisleri ve yaban lalesi hayıtların arasında belirmeye başlamıştı. Dukguklar ötmeye başlamış, leylekler geleli birkaç hafta olmuş, boynuz ağacının ve bacaların üzerinde yerlerini almışlardı... Saz ve toprak örtülü evlerde hafiften bir kıpırdanma başlamıştı. Bu kıpırdanış Eyüpoğlu Hasancanın evinde daha çok göze çarpıyordu Kolay mı bu? Yedi kızın içinde bir tek oğlan Eyüp vardı. Eyüp yayla göçü başlamadan önce develerin havutlarını yenileyerek kırılan hatapları tamir edecek, kamışı değişecek, havutların kamışları değişecek. Hatta hataplara takılacak hatap çanları bile elden geçmeliydi. Çanlar büyüklüklerine göre sıra ile develerin hataplarına takılacaktı. Her yıl hıdrellezden sonra Balçıklı Çukurundan taa Güğü Yaylasına çıkılır, üç direkli karakıl çadırları "ziyaretçi alanı " denilen yere kurulurdu. Başka çadır kurulacak yerlerde vardı ama oralara diğer obalar çadırlarını kuracaklardı. Eyüp oğlan böyle hazırlık içinde iken kızlar boş mu duracaklar? Onlarda yolda ve yaylada giyecekleri giysilerin hazırlığını yapmaktalar... Peştemallarına yeni kolonlar dokumaktalar ellerine yakacakları kınanın tedarikine çalışmaktalar. Ah hıdrellez bir gelse hemen göç başlasa yaz gelende bu hayıtlı çukurda yaşanır mı? Yaz sıcak insanın beynini kaynatır, ağustos böceklerinin sesine dayanılmaz bu çukurda. Hazırlıklar yavaş yavaş ilerlemektedir Balçıklıda Eyüp oğullarından başka Toparoğlu Alicenin evinde de hareket başlamıştır. Ailenin dört oğlu birde kızı vardır. Fatmana dört oğlanın içinde ecedir. Boyu bosu ve belden aşağı uzanan kara saçları ile görenlerin yüreğini hoplatır. FATMANA bu çukurdaki kızların en güzeli ve en çekicisidir. Kaşlar sanki birer sülük gibidirler kara gözlerin üzerinde. Alacalı peştemali giyip, ucu kozalı, gök boncuklu kolonuda beline doladımı, onunla yarışacak yoktur artık,dedik ya FATMANA Balçıklının en güzel kızıdır. Ak kızıdır. Ama onunda yüreğinde ince bir sızı vardır. Sızının sebebi Balçıklının en yakışıklı delikanlısı küçük KARA HASAN dır. Hasan yiğit mi yiğit, yakışıklı mı yakışıklı, dürüst bir delikanlıdır. Babasını çok küçük yaşlarda yitirmiş anası Güssünce ile yaşamaktadır. Bütün bu özelliklerine karşılık tek kusuru yoksul olmasıdır. Gönül yoksulluğun farkında mı? Oda Fatmana ya gönlünü kaptırmıştır. Toparoğlu Alicenin yayla hazırlığını gören Hasan'ın günleri kararmaya başlamıştır artık. Çünkü Toparoğlugil yaylaya göçecekler ama Hasan göçmeyecektir.Yoksulluk başa beladır bu çukurda. Arada bir olsa da gördüğü Fatmanayı göremeyecektir bundan sonra göçenlerin yayla dönüşü son güz ayını buluyordu. Bu en az altı ay demekti. O zamana kadar nasıl dayanacaktı HASAN? Anası Güssünceyi tam üç defa Allah'ın emri üzerine istemeye göndermiş fakat Toparoğlu Alice anasını ters yüz etmişti onlara verilecek kızlarının olmadığını, nasiplerini başka yerde aramalarını söylemişti. Kara Hasan ne yapsın? Gönül ferman dinlemiyordu. Nasıl olsa güzün yayladan döneceklerdi. O zaman Fatmana ile anlaşır, onu kaçırırdı,gönlünü böyle avuttu Hasan. Günler ne çabuk geçiyor, yaylaya sürüler önden gider,bir hafta ongün önce yola çıkan koyun ve keçi sürüleri, arkadan gelen yayla göçü ile ancak beraber varabilirlerdi yaylalara.. Hasan'ın korktuğu günler geldi. Birgün erkenden koyun ve keçi sürülerinin, çobanların önünde yola çıktıklarını gördü, biliyordu ki on gün sonra esas yayla göçü başlayacaktı. Obanın delikanlıları ve genç kızları en iyi giysilerini giymeye başlamışlardı bile. Kızlar ellerine kınalarını yakmışlar, gök boncuklu küpelerini takmışlardı. Hasan Fatmana'yı bir daha görebilecek miydi? Tülüce tepesine çıkıp Bozyaka ya doğru bakıyor, Fatmanayı uzaktan da olsa bir defacık görmek istiyordu. Ama ne gezer Fatmana sır olmuştu sanki... Hasan'ın geceleri gözlerine uyku girmez olmuştu. Bir gece sabaha karşı gökyüzünü yıldızların en şavklısı sabah yıldızını seyrederken yüreği hop ediverdi : Eyüpoğlu Hasancanın göçü yola koyulmuştu. Bunu Hasancanın devlerindeki hatap çanlarını gümbürtüsünden anlamıştı. Göç yola koyulmuştu...Biraz sonra Bozyakanın bitişiğinden Toparoğlu Alicenin de göçü hareket etti. Onlarında develerinin hatap çanları gümbürdemeye başlamıştı. Bu çan gümbürtüleri arasında delikanlıların havaya boşalttıkları silah sesleri, Hasan'ın kulak zarlarını yırtacaktı sanki... Kara Hasan hayıtlı çukurda kalmıştı ama yüreği göçlerle birlikte yaylaya gitmişti. Eh günler tez geçer, son güz ayları çabuk gelir. Fatmana yaylada kalacak değil ya nasıl olsa gelecekti... Hasan kendisini bu şekilde teselliye çalıştı. Son güz ayları çabuk geldi. Sarı sıcaklı Ağustos böceği sesli günler geride kaldı...Yayladaki obalar yavaş yavaş gelmeye başlamıştı... İlkönce Eyüpoğlu Hasancanın obası geldi, yine o gümbürtülü çan sesleri ile... Onu obaların diğerleri takip etti ama Toparoğlu Alicenin obasından ses çıkmıyordu... Nerede kalmıştı oba? Diğer obalar arasında Toparoğlu Alicenin obasının birkaç gün gecikmeyle geleceği söyleniyordu... Niçin gecikmişti Alicenin göçü? Kara Hasan bir türlü akıl erdiremiyordu uzatmayalım. Toparoğlu Alicenin obasıda geldi. Geldi ama FATMANASIZ... Fatmana yaylada amansız bir hastalığa (ince hastalığa) yenik düşmüştü... Kara Hasan bu acı haberi alınca gözleri karardı, beyni zonkladı taş kesilmişti sanki Dona kaldı... Dalgın gözlerle boşluğa bakarken, dudaklarından şu dizeler dökülüverdi: Yayla yollarında meler bir kuzu,aman aman Seyil (sahil) evlerinde ara bul bizi. Ünnedim Fatma diye, yalnız yatma diye Ünnedim Ayşe diye, odayı döşe diye. Yayla yollarını yokuş dediler aman aman, Ak kızın koluna yapış dediler... Ünnedim Fatma diye, yalnız yatma diye Ünnedim Ayşe diye, odayı döşe diye. Yayla yollarında kaldım yalnız aman aman, Eşe dosta malüm oldu halımız. Ünnedim Fatma diye, yalnız yatma diye Ünnedim Güssün diye, koyunu gütsün diye. İşte o günden bu güne kadar kaç bahar kaç yaz geldi geçti bilmiyoruz. Kim bilir kaç Kara Hasan,kaç Fatmana gelip geçmiştir? Bildiğimiz tek şey, türkülerimizin tazeliğini her zaman koruduğu, bulunduğu yöreden dışarılara taşarak, halkın malı olduğudur.

AFYON DUGUN GELENEKLERİ

Düğün törenleri şehir ve kasabalara göre değişik özellikler taşır. Hatta bu özellikler köylerde dahi farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar söylenen çeşitli türkülerle belli olur. Afyonkarahisar çevresinin "Kına Türküsü" gerek güftesinin gerekse bestesinin özelliği bakımından farklı olup, düğünde kız ve oğlan evinin durumunu açıkça anlattığını ilimiz düğünlerinde göreceksiniz. Afyonkarahisar'daki evlenme törenleri sırasıyla şöyle oluşmaktadır. Dünür gezme (Görücülük), söz kesilip kahve içme, nişan (yavuklu olma), şerbetinin içilmesi karşılıklı sini (Tepsiyle baş üstünde nişan hediyesi olan şeker, çerez, iç çamaşırı, mendil, çorap vb. hafif eşya) gönderilmesi, sini ardı (nişan tepsilerinin karşılıklı gönderilmesinden sonra kız evince yapılan yemek) ziyafeti, kandillikler (kandil günlerinde gönderilen kına ve kandil helvası,buna karşılık kız evinden oğlan evine bir tepsi ağzı açık, (bir çeşit börek veya lokma) gönderilmesi, Hıdırellez daveti (nişanlılık zamanı hıdırelleze rastlarsa oğlan tarafından "Hıdırellezlik" gönderilir, kuzu kesilen yemekli kır daveti) yapılır. Bayramlık (kız evinden oğlan evine, oğlan evinden kız evine karşılıklı çamaşır), Kurban bayramında ise süslenmiş koç (oğlan evinden kız evine) gönderilir. Nişandan düğün haftasına kadar bu töre ve gelenekler eksiksiz ailelerin maddi durumuna göre yapılır. Düğün haftasından önce iki aile, düğün, nikah ve esvap kesimi gününü tespit eder, hazırlıklara başlanır. Gelini oğlan evi tarafı tanınmış bir mağazaya davet eder. Mağazada gelin için alınacak giysi ve gelinlik vb. eşyaya bakılır. Buna "Esvap Kesme" adı verilir. Esvap kesmeyle beraber, her iki taraf düğün için yakın1arı (eş, dost ve akraba) davet etmek üzere “Okuyucu” adı verilen birer davetçi tutarlar veya davetiye kartı gönderirler. Bu kadın okuyucular düğün sahibinin yakınlarını ev ev dolaşarak düğüne davet ederler. Böylece düğün başlamış olur. Düğün 3 gün devam eder. Çarşamba günü devam eden düğünde gündüz oğlan evinde yemek davetleri öğleden itibaren başlar. Akşam yemeğine daha çok gençler (damadın arkadaşları) davet edilir. Aynı gün öğleden sonra "Saç kesme" yapılır. Oğlan evinden kaynananın başkanlığında kalabalık bir kadın grubu kız evine gider. Kız evinde en az iki defçi kadın oğlan evinden gelen kadın grubu ayakta def çalarak ve türkü söyleyerek düğün evinin merdiveni başında veya taşlığında karşılar. Misafirler kız evinden çağrılmış olup, davetlilerle birlikte toplanırlar. Çengiler durmadan türkü söylemeye devam eder. Gelin kız, kaynananın bulunduğu yere gelir, kaynananın ve misafirlerin ellerini öptükten sonra, kaynananın önüne diz çöker. Önce kaynana görümce, teyze, yenge (amca. dayı hanımları) birer ikişer saç telini kesmek suretiyle "Saç Kesme" töresi yerine getirilir. Bu törende kaynana geline ziynet olarak ne takacaksa (Altın, inci, gerdanlık, küpe, bilezik, vb.) sırasıyla takar. Tören bittikten sonra gelişlerinde olduğu gibi giderlerken de çengiler ayakta çalarak uğurlarlar. Saç kesme töreninin akşamı "Kına Gecesi" yapılır. Oğlan evinde kına gecesi: Oğlan evinde bir miktar kına ile gerekli mumlar hazırlanarak kız evine gönderilir. Bu gecede damadın arkadaşları çoğunluktadır. Kına gecesinde sağdıcın görevi çoktur. Misafirleri sağdıç karşılar, ağırlar. Kız evinden bir grup oğlan evine hayırlı olsun diye gelir. Bir odada içkili sofra ve saz heyeti kurulur. Vakit yatsıyı geçince kına yakma törenine başlanır. Bir tas içinde karılmış kına önce damadın, sonra sağdıcın sağ elinin üç parmağına (yarım el) yakılır. Kına yakılmaya başlarken baz heyeti ve düğünde bulunan gençler Kına Türküsü söylerler. Kına yakıldıktan sonra damat ile sağdıç babanın ve aile büyüklerinin ellerini öperler. Kız evinde kına gecesi: Saç kesme töreni gecesi oğlan evinden yine başlarında kaynana kalabalık bir grup kız evine gelir. Karşılama gündüz ki gibidir. Gelin kız ve sağdıç el öperler. Gelin kızın avucuna bir parça kına konularak, bunun üzerine bahşişler verilir. Kız evinde eğlence oğlan evi gittikten sonra daha çok olur. Kızın arkadaşları etrafını sararlar ve binbir özentiyle ellerine ve ayaklarına kına yakarlar. Kızlar defçinin eşliğinde kına türküsü söyleyerek geç saatlere kadar eğlenirler. Kız tarafı kına yakanlara haşhaşlı pide, öğme, reçel, peynir, zeytin gibi yiyecekler ikram eder. Oğlan ve kız evinin ileri gelenlerinden birer grup birbirlerini ziyaret ederek hayırlı olmasını dilerler. Kına gecesinde söylenen kına türküsü şöyledir: Kınası karılır tasta Oğlan evi pek havasta Kız anası kara yasda Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Tuz kabını tuzsuz koyan Koca evi ıssız koyan Anasını kızsız koyan Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Ana hamama vardın mı? Yunduğum yeri gördün mü? Şimdi kıymetimi bildin mi? Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Kaya dibi karıncalı Yanı çifte görümceli Hem dayılı hem amcalı Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Kaynanam hamama varsa İki ayağı birden kaysa Hamam taşı bana kalsa Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Atlayıp geçer eşiği Sofrada kalır kaşığı Gelin evlerin ışığı Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Kızımız gidiyor Nazımız gidiyor Bugün akşamlık akşamlık Yarın öğlenlik öğlenlik Misafir kaldı Söylemez oldu Yarenim kınan kutlu olsun Orda dirliğin tatlı olsun Gelin Alma: Perşembe sabahı her iki tarafta da hareketlidir. Oğlan evinden kız evine bir kamyon gönderilir. Bu kamyona çeyizler yüklenir. Kızın çeyizi sandık, yatak odası takımı, halı, koltuk takımı, battaniye, yatak takımı ve mutfak takımından (tencere, tabak, çatal bıçak takımı, çay takımı, fincan takımı, su takımı, su ve ocak düğümleri, tepsi, vb.) oluşur. Çeyizle beraber kız evinden giden kadınlar çeyizleri asar ve gelin odasını hazırlar. Gelin hazırlanır, gelin almak üzere oğlan evinin akrabaları ve kaynana kız evine giderler. Gelin kızın babası yakın akrabaları duvak örterler, görümlük para verirler. Bu tören çok hazindir. Duvak örtülünce kaynana gelini arabaya bindirir. Hareket etmeden önce dua okunur. Akrabalar oğlan evine giderler. Oğlan akrabaları ve kayınpeder gelini beklemektedir. Gelin evin önüne gelince arabadan inmeden bir kurban kesilir. Gelini arabadan kayınpederi indirir. Gelin orada bulunanların elini öper. Duvağı örtülüdür. Oğlan evinin akrabaları el öpme sırasında geline görümlük hediyeler verirler. Ziynet eşyası takanlar da olur. Cuma: Cuma günü öğleden sonra kadın misafirler gelin görmeye gelirler. Kız evi üzüntülü, oğlan evi neşelidir, gülünür, eğlenilir. Böylece düğünün bir kısmı bitmiş olur. El öpme Daveti: Pazar günü kız evi, oğlan evine bir tepsi baklava (Pazar Baklavası) gönderir. Baklavayı götüren kadın kadınları öğle yemeğine, erkekleri akşam yemeğine davet eder. El öpme daveti pazartesi günü yapılır. Bu yemek çok çeşitlidir. Yemekten sonra kahve içilir, kız evinin yeniden aldığı dürüler dağıtılır. Çeyiz indirme daveti: El öpme davetinden bir kaç gün sonra oğlan evi kız evinin kadınlarını öğle, erkeklerini akşam yemeğine davet eder. Bu davetin amacı asılı duran çeyizlerin indirilmesi düğünün bittiğini gösterir.

ELAZIG DUGUN GELENEKLERİ

Elazığ ve köylerinde evlenme yaşı kızlarda genelde 17’dir. Erkeklerde ise askerlik yapması ve iş sahibi olmasına bağlıdır. Evlenme görücü usulü ile olmakla birlikte son yıllarda gençler önceden çeşitli bahaneler yaratılarak birbirlerini görürler. Eskiden de çok az olan beşik kertmesi geleneği günümüzde tamamen ortadan kalkmıştır. Kız İsteme Oğlanın anası ve kız kardeşi, evlenme çağına giren genç için gittikleri her davet veya köylerde kız bakarlar. Oğlanın anası uygun gördükleri kız için bir tanıdığıyla kız görmeye gider. Kız ve evi tepeden tırnağa gizlice incelenir, kız hakkında olumlu düşünceleri oluşursa istemeye giderler. Oğlan anası bu kez geliş sebebini kızın anasına açıklar. Kız anası, “çocuğumuzun yaşı küçük” veya “başkasına sözümüz var” derse bu olumsuz bir işaret sayılır; “ne diyelim kısmetse olur, babasına bir danışalım” derse bu olumlu bir işaret sayılır. Kız tarafı bu arada oğlanın ahlakı iyi mi, işi gücü var mı, kötü alışkanlıklar edinmiş mi, diye soruştururlar. İkinci aşamada kız istemeye oğlanın babası aklı başında bir iki yakınını alarak, eşiyle birlikte gider. Kadınlar bir arada erkeklerden ayrı otururken oğlanın babası kızı “Allah’ın emri Peygamberin kavli” ile ister. Sonuç müspet olursa başlık, alınacak eşya, nişan ve düğün tarihleri belirlenir. Kadınların da mutabakatı sağlandıktan sonra düğün hazırlıklarına girişilir. Oğlan evi tarafından kız evine nişan bohçası gönderilir. Nişan gününde oğlan evi çeşitli hediyeler alır, şerbet malzemesini kız evine gönderir. Yüzük takılır. Nişan şerbeti içilir. Nişanlılar, düğün tarihine kadar görüşemezler. Günümüzde şehirde kısmen de olsa belli şartlarda görüşmelerine izin verilmektedir. Düğünden önce, alınan eşyalar ve kızın cehiz sandığı sergilenir. Komşular cehiz görmeye giderken hediye götürürler. Düğünden önce kız evinde sergilenen cehiz bir listeye yazılır. Nikah bedeli olarak erkek ve kız tarafından “mihr-i muaccel” i hesaplanır. Cehizi oğlan evine düğünden önce getirirler. Buna “veç” denir. Eskiden veç alayları olurdu. Harput’ta gelin hamamı kına hamamı geleneği vardı. Bu cehizin koyulduğu günün ertesinde yapılırdı. Konu komşu hamama davet edilir eğlenilirdi. Kına geceleri, düğün günlerinin arifesinde oğlan evinde erkekler; kız evinde ise kadınlar tarafından yapılan törenlerdir. Erkek evi tarafından yapılan gecede bütün tanıdıklar çağrılır. Çalgı takımları gecenin geç saatlerine kadar çalar, oyunlar oynanır, türküler söylenir, silahlar atılır. Misafirlere yemek ikram edilir. Diğer köylerden gelen yabancı misafirler, paylaşılarak konuk edilir. Elazığ’da güvey çalma diye bir gelenek vardır. Oğlanın sağdıcı düğün boyunca damat adayını saklar. Damadı çaldırırsa, çalanlara bir ziyafet sözü vermek zorunda kalır. Gelin alınacak günde güvey iyice süslendirilir. Gelini, arkadaşları ve oğlanın kız kardeşlerinden biri süsler. Güvey “düvür” gitmez, evde gelin alayının dönmesini bekler. Kız, baba evinden bir örtünün altından geçirilerek çıkarılır. Eskiden güveyi, gelin içeri girmek üzereyken dama çıkarılır; gelinin başına elma, para, kuru üzüm atardı. Gelin de kuzu gibi uysal olsun diye eşiğe kuzu postu serilir ve kaşık kırdırılırdı. Düğün alayına yemek verilir. Bu sırada güvey sağdıcın yanındadır. Yatsı namazından sonra evine getirilir, dualar edilir ve gerdeğe sokulur. Ertesi gün “subaha günüdür”. Gelin ve damat aile büyüklerinin ellerini öperler. Gelin hediyeler verilir, takılar takılır. On beş gün sonra da gelin ve damat kız evine gider orada da el öperler. Buna “on beşine gitme” denir. Kız istemenin başlangıcından onbeşine gitmenin sonuna kadar düğünün hemen her safhasında çok yoğun adetler, inanmalar ve uygulamalar yaşanmıştır. Günümüzde hem adet ve inanmalarda hem de törenlerde bazı değişimler gözlenmekle birlikte özellikle köylerde düğün adetleri gelenekselliğini sürdürmektedir.

TEKİRDAG DUGUN GELENEKLERİ

Kız bakma – Kız Görme Tekirdağ'da evlenme çağına gelen oğullarına önce beğendiği bir kız olup olmadığını sorar. Eğer oğlan kız beğenmeyi ailesine bırakırsa ailesi önce çevreden soruşturarak kız arar. Kız ararken kızda ve ailesinde ahlaki yapı, maddi durum, fiziki v.b. özellikleri arar. Oğlunun beğendiği bir kız varsa aynı özellikler soruşturularak araştırılır. Çevredeki evlenme törenleri kızlarla erkeklerin birbirlerini görüp tanışma ortamlarıdır. Eğer bir kıza karar verilirse kız evine görücü gönderilir. Görücüler oğlanın annesi, teyzesi, halası, yengesi ve komşu kadınlardır. Kız evi bu ziyaretin nedenini sezer. Gelin adayı gelenleri güleryüzle karşılar. Teker teker ellerini öper. El öpme sırasında ve ziyaret boyunca kız belli edilmeden incelenir. Vücutça bir kusuru olup olmadığına dikkat edilir. Yürüyüşü, oturması, kalkması, davranışları gözlenir. Evin temizlik ve düzenine bakılır. Kız beğenilmişse görücülerden yaşlı bir hanım, kızı beğendiklerini, uygun görürlerse kararlaştırılacak bir günde erkeklerin kızı istemeye gelip gelemeyeceklerini sorar. Kızın annesi ya da yakınlarından biri bu tekliften memnun kalmışsa “Mademki siz münasip gördünüz kısmetse olur, ama bir kere de erkeklere danışalım” der.Görücü misafirler uğurlanır. Kız isteme - Söz Kesme Kız evinde erkekler oğlanın mesleğini, iyi ve kötü alışkanlıklarını belli etmeden araştırırlar. İyi olduğuna kanaat getirilirse oğlan evine bir gün verirler. Kız istemek için oğlanın ailesinden, akrabalarından, iş arkadaşlarından çevrede saygınlığı ile tanınan kişilerden oluşan bir grupla kızı istemek üzere kız evine giderler. Gelinlik kız her birinin elini öperek,”hoş geldiniz” der. Kadınlar bir daha da erkek misafirlerinin yanına çıkmazlar. Yalnız kız arada bir şeker, kolonya, çay, kahve v.b.ikram etmek üzere odaya girip çıkar. Gelinlik kızın üzerinde en güzel elbisesi vardır. Erkekler selamlaşıp hatır sorduktan sonra tanışırlar, sohbet ederler. Bir süre sonra sedirde oturan erkek evinden bir kişi ayağa kalkarak “haydin başlayalım” diyerek odanın ortasına gelir. Bunun üzerine kız evinden bir kişi kalkarak karşısına geçer. Bunlar kız ve erkek evinin en yakın akrabalarıdır. Önceden seçilirler. Bunlar, nişan, takı, karşılıklı hediyeler, eşyalar ve baba hakkı (başlık parası) konusunda konuşup anlaşırlar. Baba hakkı son yıllarda çok azalmıştır. Baba hakkının temelinde ekonomi ve evlilik kurumuna saygı yatmaktadır. Baba hakkıyla kızın ailesine düğün masraflarına katkı, evlenme yoluyla evden ayrılan işgücünü ve ekonomik güçlüğü karşılamak amaçlamaktadır.Kızın verilmesi kesinleşince söz kesilir. Kız evi söz bohçası verir. Düğün için kız tarafına, terlik, çorap, ayakkabı, tuvalet takımı, nişan elbisesi ve çeyiz eksiklerini tamamlamak için patiska v.b. verilir. Oğlan tarafı da evlerindeki kişi sayısı kadar, yakın akrabalar dahil bohça ister. Söz kesiminde erkek tarafı kıza grep, çorap, elbiselik kumaş, terlik v.b.olan bohça verir. Kız tarafı da söz bohçasını, mendil, gömlek, kravat, çorap, v.b.söz kesti alameti olarak koyar. Bohçalar karşılıklı verilince söz kesilmiş olur. Odada bulunanlar kız ve oğlan babasını “Hayırlı uğurlu olsun “ v.b. şeklinde iyi dilek ve temennilerde bulunurlar. Kız tarafından birisi lokum ve şeker ikram eder. Müstakbel gelin odada bulunan herkesin elini öper, kızın eline bir miktar para verilir. Nişan günü tespit edilerek dağılırlar. Nişan Nişan evliliğe atılan ilk adımdır. Bu törenle kız ve oğlanın evlenme istekleri çevreye duyurulmuş olur. Nişan kız evinde yapılır. Nişan günü kız evi oğlan evi tarafından istenilen bohçaları yanında bir tepsi nişan tatlısını oğlan evine gönderir. Oğlan evi nişan tatlısını nişan alameti olarak konu komşu, akrabaya dağıtır. Kız ve oğlan tarafının ve köy halkının hazır bulunduğu bir bahçede nişan töreni yapılır. Yüzükler bu törende takılarak gençlerin nişanları ilan edilir. Köy halkı bu törenlere büyük ilgi gösterir. Daha sonra düğün günü kararlaştırılır. Düğün Düğünler bazen salı günü başlayıp pazar günü sona erer. Bu düğünler “perşembe düğünü” ve “pazar düğünü” olarak adlandırılır. Köylerde daha çok pazar düğünü yapılmaktadır. Düğüne cuma gecesi kız evinde, cumartesi günü oğlan evinde başlanır. Düğüne komşular, akrabalar ve köylüler katılır. Oğlan evine yakın bir yerde komşu evinde veya bir kahve ocağına giderek düğünü kutlarlar. çay kahve içilir. Kadınlar hediyeleriyle birlikte düğün evine giderler. Kız evinde ve erkek evinde cümbüş vardır. Kızlar rengarenk elbiseleri pırıl pırıl parlayan oyalı grepleriyle maniler, türküler söyleyip oynarlar. Köyde delikanlılar oynayan kızları 30-40 metre öteden seyrederler. Kızlara yaklaşıp laf atmak hoş karşılanmaz. Eğlenceler kızlarla delikanlıların karşılıklı bakışmaları, kızların delikanlıların imalı maniler söylemesiyle sürer. Çeyiz Götürme - Çeyiz Gösterme Kız evinin düğün tarihinden önce çeyiz adı verilen bir takım eşyaları hazırlayıp alması adettir. Düğünden bir müddet önce damat ve gelin kendi yakınlarından bir kaç kişiyle giyecek ve ev eşyası almak için alışverişe çıkarlar. Buna “ çeyiz düzme” denir. Bu arada gelinlik alınır veya diktirilir. Kızın çeyizi tamamlanınca konu komşuya gösterilir. Çeyiz düğüne bir hafta kala veya alay gününde damat evine davul zurna eşliğinde bayrakla götürülür. Tekirdağ'da çeyiz taşınırken sandığın üzerine oturma adedi vardır. Bahşiş alınmadan kalkılmaz. Çeyiz oğlan evinde duvarlara asılır, masalar üzerinde sergilenir. Bu hazırlık tamamlanınca düğüne bir kaç gün kala adına “okuyucu” , “fike” veya “yiğitbaşı” adı verilen genellikle fakir ve dul bir kadın komşuları, hısım akrabayı ve diğer köylüleri tek tek gelin hamamı, hamam gecesi, ana kınası ve kız kınası için çağırır. Okuyucu kadının sepetinde yaşlılar için kına, gençler için kırmızı kurdeleyle bağlı tel bulunur. Köyün yaşlı kadınlarına birer fincan kına verir. Genç kızlar kız kınası için yapılacak olan peksimet yapımı için kız evine çağırır. Okuyucu kadına çağırdığı evlerden mendil, havlu, kumaş, para ve yiyecek gibi şeyler verir. Köy kahyası da muhtelif yerlerde bağırarak düğüne davet eder. Gelin Hamamı Köyün kadınları hamama çağırılır. Hamam parasını oğlan evi verir. Hamamda türküler söylenir, maniler atılır, tef eşliğinde oynanır. Gelinin arkadaşları gelinle oynarlar. Hamam sonrası kız evi yemek verir. Bu yemekte özellikle yufka böreği yapılır. Pirinç çorbası, dolma ve aşure v.b.ikram edilir. Hamam Gecesi Bu gece hamama gelen kadınlar arasında yapılan bir eğlencedir. Gelin kız en güzel elbisesini giyer. Genç kızlar darbuka çalar, mani söyler. Oynarken gelinin başına hamam tası konur. Bunun içine para atılır. Toplanan bu paralar tellaklara bahşiş olarak verilir. Kına Gecesi (Ana Kınası) Tekirdağ'da kına adedi çok yaygındır. Kına yakılırken gelinin ve güveyin avucuna konan para kısmet içindir. Onları ömür boyu kötülüklerden koruyacağına inanılır. Geline kına yakılırken başına al örtmesi al basmasından korunmak içindir. Kötülük ve nazardan korunmak için gelinin yüzü örtülür. Tekirdağ'da genellikle cuma günü gecesi kız evinde ana kınasını kutlamak için toplanırlar. Konuklar gelin evinin en yakın komşuları, akrabalarıdır. Bazen kınaya oğlan tarafından kızlar da gelirler. Mevsim yazsa dışarıda, kışsa içeride toplanırlar. Gelin kına gecesinde gelinlik giymez. Ya nişan elbisesini yada başka bir elbise giyer. Gelin kızın başı mum çiçekleriyle süslenir. Bazen kına gecesi için ince çalgı tabir edilen keman, cümbüş, darbukadan oluşan çalgıcılar tutulur. Çalgıcı tutulmazsa kızların çaldığı darbuka eşliğinde, türküler söylenir, oyunlar oynanır. Kına yakılmadan önce genç kızlar çeşitli kılıklara girerek oyun çıkarırlar. Mani atışırlar. Kına gecesinin son saatlerine doğru geline kına yakılır. Kına yakılacağı zaman gelini bir sandalyeye oturtup yüzünü kırmızı greple örterler. Gelin bu sırada ağlamaya başlar. Eğer ağlamazsa kınanır, ayıplanır. Gelinin kınasını yengeler yakar. Kına yakmadan önce gelinin omzuna bir mendil koyarlar. Gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakarlar. Gelinin ellerini, gelinin çeyiz sandığından çıkarılan oyalı kına bezleriyle sararlar. Kına yakılırken kızlar kına vurma türküsünü söylerler. Eğer gelin uzak bir yere gidiyorsa kına yakılırken hasretliği, gurbetliği anlatan türküler söylenir. Gelini kına için bağlanmış elleriyle oynatırlar. Kına yakılırken para yapıştırırlar veya gelinin avucuna para koyarlar. Gelinin arkadaşları gelinin yanında kalarak, sabaha kadar eğlenirler, hiç uyumazlar. Güneş doğmadan önce çalgılar alınarak, köy içinde yakın bir çeşmeye gidilir. Gelinin annesi ve babası genç kızlara gelinin kınasını yıkatırlar. Gelinin avucundan çıkan paraların bir kısmını arkadaşlarına verirler, bir kısmını ise gelinin sandığına ve damadın cebine kısmeti açılsın diye koyarlar. Gelin Salınması ( Kız Kınası) Oğlan evi cumartesi günü genç kızları sabahtan berbere götürür. Akşam için ince çalgı tutulur. öğleye kadar iş biter. Kızlar düğün evine dönerler. Cumartesi öğleden sonra oğlan tarafı kız evine gider. İki tarafın davetlileri bir araya gelir. Davetlilere akşam kız evinde yemek verilir. Bu sırada gelin salınması için davetliler toplanmıştır. Gelin o gece gelinlik giyer. Ağır bir müzik çalar. Bu müzik daha çok “kırmızı gül “ türküsüdür. Ortaya bir sandık, sandığın üzerinde içi su dolu bozuk paraların konduğu bir tas konur. Önde, başında yeşil bir başörtü bulunan gelin ve kollarında iki yenge, arkada ikişer ikişer grup olmuş kızlar tasın etrafında üç defa dönerler. Gelin üçüncü turun sonunda sandığa bir tekme vurur. Tas devrilir, bozuk paralar etrafa saçılır. Çocuklar bu paraları kapışırlar. Gelin önce yengelerin sonra davetlilerin elini öper. Gelin Alayı Pazar sabahı gelini almaya gidecek olan alay arabalarını oğlan tarafı hazırlar. Kız tarafı da kızın eşyalarını gönderme hazırlıkları yapar. Alay arabalarının üstleri renk renk kilimlerle sarılır. Arabalar kapalı hale getirilir. Gelinin bindiği araba en yakın komşusunun arabasıdır. Son zamanlarda bu arabaların yerine özel taksi, minibüs ve traktörler almıştır. Gelin arabasına güveyin komşuları, hala, teyze ve yenge gibi yakın akrabalarından biri biner. çalgıcılar öndedir. Bunların ardında gelin arabası ve diğer arabalar güle oynaya kız evine doğru yola çıkarlar. Alaya atlarıyla katılan gençler gelin arabasının önünde dururlar. Mendil veya çevre isterler. Gençlerin bu arzuları gelinin bu iş için hazırlanmış bohçasından karşılanır. Alay köyün dışında uygun bir alanda durur. Çalgıcılar “koşu havası” çalmaya başlarlar. Atlı gençler at koşusuna geçerler. Koşu menzili 3-4 km.dir. Verilen işaret üzerine koşu başlar. Birinci gelen atlı gelinin arabasına gider, gelin alayının geldiğini müjdeleyen koşu yastığını alır ve damadın evine yollanır. Öte yandan bahçede tıraş edilmekte olan damadın sağdıcı koşuda birinci gelen atlının elinden bu yastığı alır. Hediyesini verir. Yastık uygun bir yere konur ve günün hatırası olarak saklanır. Şimşir (Ahret Dalı) Gelinin ahret kardeşi veya arkadaşları tarafından hazırlanır. Köylerde kızlar birbirleriyle ahret tutarlar. Bunlardan hangisi önce evlenirse ona ahreti veya ahretleri şimşir hazırlarlar. şimşire iğneden ipliğe ne varsa ondan konur (iğne, iplik, meyve, oyuncak, tarak v.b.). Bunlar bir çam dalına iplikle tutturulur. Dalın ucu toprakla dolu bir tenekeye veya saksıya yerleştirilir. Alay geleceğine yakın bütün davetliler çalgılar önde, gelin arkada ahretin evine gidilir. Orada bir saat oynadıktan sonra şimşir ve bohça alınarak eve gelinir. Buna karşılık oğlan evinde ahretliğe çamaşır ve elbiselik verilir. Delikanlılar tarafından alayın geldiği haber verilir. Gelini içeriye sokarlar. Telli Horoz Köyün gençleri gelin alayı gelmeden önce çalgıcılarla birlikte sabah ezanı okunduğu zaman oynayarak oğlan evine giderler. Oğlan evinde damadı ve damadın yakın arkadaşlarını birer birer uyandırırlar. Bahçede oynarlar, eğlenirler. Buradaki eğlenceler bitince yeniden çalgılarla birlikte kız evine gidilir. Kız evi köy gençlerine ya bir bilezik veya bir elbise asar. Tekrar oynanır. Gelin, erkek tarafından gelenlerin ellerini öper. Her elini öptüren para verir. Gelinin yengesi de birer havlu verir. Köyün gençlerine büyük bir tepside, bütün her tarafı telle sarılmış bir pişmiş horoz, yanında çeşitli içkiler, peksimet denilen ufak kurabiye gibi şeyler verirler. Telli horozu yiyen içkileri içen gençler coşarlar, oynarlar ve silah atarlar. Çömlek Kırma Gelin alayı kız evine gelince önce gelin çıkartılmaz. Gelinin arkadaşları türkü söyleyerek gelini kaynananın yanına getirirler. Kaynana bu kızlara para verir. Kızlar gelini kaynananın önüne getirerek bırakırlar. Gelin kaynanasının ve akrabaların ellerini öper. Gelinle kaynana oynarken aralarında çömlek kırar. Toprak Bastı Oğlan tarafı gelin almağa gittiği zaman kız tarafının bayrağı ve çalgıları oğlan tarafının bayrağı ve çalgılarıyla birleşerek toplanırlar. Gençlerle konuşulur, anlaşılır. Bir miktar para ile mendil, çevre, havlu v.b. verilir. Gelin İndirme Alay koşudan sonra yavaş yavaş köy içine girmeğe başlar. Alayın köye dönüşü ağır yapılır ve nihayet oğlan evine gelinir. Gelin arabası avluya çekilir. Diğer arabalardakiler, davetliler daha önceden yerlerini almışlardır. Oğlan damatlık elbiselerini giymiş hazır beklemektedir. Gelin arabadan indirilir. Başı al bir greple örtülüdür. Damat, tıraşında bulunan arkadaşlarının ardından odasına çıkar.Damadın çeyiz odasını terk etmesinden sonra gelin içeriden çıkartılır.Bir sandalye üzerine çıkarılarak hazır bulunanlara gösterilir. Gerdek Damat yumruklanarak gerdeğe sokulur ve topluluk dağılır. Düğün sona erer. Düğün Sonrası Gelin Paçası Düğünün ertesi gün düzenlenen törene Tekirdağ'da “Gelin Paçası” adı verilir. Gelin paçası kadın ve kızlar arasında yapılır. Bu günde gelinin gelin gittiği evin erkeklerinin karıları dallı giyerler. Diğer kadınlar normal giysiler içerisindedir. Kadınlar çeşitli oyunlar oynarlar, mani türkü söylerler, eğlenirler. Düğün Tatlısı Düğünden bir hafta sonra kız evi baklava, revani v.s.tatlılar yapar. Gelinle damat çağrılır. Bunların yanısıra kız ve oğlan evinden davetliler çağrılır. Yemekten sonra gençler bir odada, yaşlılar bir odada toplanır, kendi aralarında eğlenirler.

GİRESUN DUGUN GELENEKLERİ

Düğün gelenekleri ilçeden ilçeye, köyden köye farklılık göstermesine rağmen genellikle gözetilen düğün geleneklerine aşağıda yer verilmiştir. Erkek ailesi tarafından beğenilen kızın evine bir görücü heyeti gönderilir. Görücü heyetinin izlenimleri olumlu İse erkek ailesi büyükleri tarafından kız istemeye gidilir. Kız tarafı kızı vermeye niyetli ise biraz nazlanır. Sonra söz kesilir, kızın nüfus kağıdı bir mendile sarılarak erkek tarafına verilirken, erkek tarafı da mendili verene bahşiş verir, hazırlıklara başlanır. Hazırlıkların tamamlanmasından sonra erkek tarafı bir Cuma günü düğün tarihini belirlemek için kız evine gider. Buna "Şerbet içme" denir. Erkek evi kız evini tavukla, kız evi de erkek evini baklava ile ağırlar. Düğüne genellikle Salı günü başlanır. İlk geceye "Kına gecesi" ya da "Komşu gecesi" denir. Konuklan her iki tarafta kendi evlerinde karşılar. Gece mumlar yada çıralarla erkek evinden bir gurup kadın, kız evine gider. Geline ak gelinliği giydirilir, duvağı takılır, genişçe bir tepsinin ortasında kına ezilir, çevresinde mumlar yakılır, gelinin avucuna konan kına, tülbentle sarılır. Baş parmağı arasında yanan bir mum sıkıştırılır. Gelinlik çağındaki kızlar da bir mum yakarak törene katılır, gelini de aralarına alarak horon teperler, erkek evinden gönderilen çerezler yenir, kına yakılırken türküler söylenir, eğlence sabaha kadar sürer. Kına yakıldıktan sonra elinde defi ile bir kadın dolaşır bahşiş toplar. Bahşiş önce kızın annesinden istenir. Anne ilgisiz kalırsa, "Anne gelmeyince, bahşişi vermeyince, kız vermez elini kınaya" diye söz atılır. Çarşamba günü erkek tarafı gelini giydirmeye gider. "Ağırlık" denen takılar takılır. Kızın Çeyizi de bir sandıkla erkek evine gönderilir. Bunlarla gelin odası döşenir, misafirlerin görüşüne açılır. Kimi köylerde çeyiz görme sırasında "töre atılır" (Bahşiş verilir.) Perşembe, "Gelin alma günü" dür. Sabah kız evine hazırlanan "Güvey bohçası" bir tepsi baklava ile erkek evine gönderilir. Sağdıcı ile hamama giden güvey, bohçadaki giysileri giyer. Öğleden sonra "Gelin alayı" davul, zurna ve kemence eşliğinde kız evine gider. Genellikle bu alayda damat bulunmaz, büyükler öncülük eder. Aynı akşam kızın erkek kardeşleri ve onların arkadaşları erkek evine baskına gider. Eve yaklaştıklarında silah atarak geldiklerini duyururlar. Erkek evinden bir gurup, davul, zurna ile yola çıkar onları karşılar. Misafirler başka bir eve götürülerek ağırlanır. Kız evinden gelenler, ağırlamada kusur bulursa çeşitli tatsızlıklar çıkar. Bu "Baskın" bir anlamda kız tarafının üzüntüsünü gidermek içindir. Gelin alayı aynı gün, kimi yörelerde de Cuma günü hareket eder, eskiden süslenen bir at üzerinde götürülen gelin, günümüzde "Gelin arabası" denen süslenmiş bir taksi ile erkek evine götürülür. Evden çıkmadan önce gelini büyüklerinin ellerini öperek vedalaştığı sırada "defçi kadın def çalarak "Gelin ağlatma türküsü" söyler. Gelin alayı erkek evine döndüğünde yine çalgılarla karşılanır. Oyunlar oynanır. Gelin eve kaynanasının kapıya bağladığı bir ipliği kopararak girer bununla tüm uğursuzlukların kırıldığına inanılır. Kapıdan girerken gelinin başından para ve çerez serpilir. Kimi yerlerde de bereket getireceği inancı ile mısır ya da buğday serpildiği de olur. Kayınbaba ya da kaynana yüz görümlüğü vererek gelinin yüzünü açar. Güvey sağdıçları ile birlikte ikindi namazına gider, sağdıçlardan biri evli olması gerekir. Namaz dönüşü arkadaşları güveyi yumruklayarak gerdek odasına sokar. Pazar günü kız yanı, gelin görmeye gider. Buna kimi yerlerde "Çerez yeme" denir. Fındık, leblebi, kuru üzüm, pasta, peynir, gelinin ve içindeki durumu gözlenir, çeyiz görülür. Bir hafta sonu güvey, gelin ve yakınları ile birlikte "Yumurta Yemeye" gider. Hal hatır sorma, şakalaşma ve söyleşiden sonra, üstü peşkir havlu ile örtülü bir tabakta, pişmiş yumurta getirilir. Dağıtımın yapılması için, güveyin bahşiş vermesi beklenir. Bu gidip gelmeler, aileler arasındaki akrabalık, dostluk bağlarının güçlenmesi içindir.

TUNCELİ DUGUN GELENEKLERİ 

Evlenme Gelenekleri İlimiz ve ilçelerinde küçük farklılıklarla da olsa aşağıda anlatılan evlenme gelenekleri geleneksel bir köy düğününü ifade etmektedir. Ancak günümüzde toplumsal yapı çok hızlı bir değişiklik yaşadığından kent merkezleri bir yana köylerde dahi aşağıda anlatıldığı şekilde bir düğün görmek hemen hemen olanaksız gibidir. Ancak geçmişte de kalsa bilinmesi açısından geleneksel bir evlenme olayı aşağıda anlatıldığı gerçekleştirilmektedir. Kız İsteme (Dünür Gitme) Evlenmeler geleneğe göre görücü usulde yapıldığı için, erkek tarafı beğendiği kızın ailesine dünür gönderir. “Allah’ın emri, peygamberin kavli ile” kızı ailesinin büyüğünden ister. Eğer yanıt olumlu ise iki taraf arasında söz kesilir ve aralarında nişanın şartları konuşularak bir tarih üzerinde anlaşmaya varılır. Nişan Erkek tarafı nişan hazırlıklarını gördükten sonra belirlenen tarihte ileri gelen bazı yakınları ile birlikte kızın tarafına gider. İki taraf arasında sohbet devam ediyorken uygun bir ortamda erkek tarafı tekrar Allah’ın emri ile kızı oğlana ister. Olumlu yanıt geldikten sonra nişan için getirilen takılar takılır. Şerbet içilir, daha sonra kız babasından şartlarının ne olduğu, başlık parası isteyip istemediği sorulur. Kız babası günün şartlarına göre belli oranda başlık ister. Oradaki cemaat erkek tarafının mali durumuna göre itirazda bulunur ve başlık parasının makul bir düzeye indirilmesi istenilir. Neticede arabuluculuk yapan hatırlı kişilerin yardımı ile başlık konusunda uzlaşma sağlanır. Kız tarafı aldığı bu başlık parasının büyük bir bölümü ile kızının çeyiz ve düğün masraflarını karşılar. Daha sonra düğün günü konuşulup karara bağlanır ve arkasından misafirlere kız evi tarafından yemek verilir. Anlaşma sağlanmadan kız tarafının yemeği yenmez, aksi takdirde yemek protesto edilir. Nişana uzaktan gelinmiş ise o gece misafir kalınır. Yakın ise herkes evine döner. Düğün Düğün gününden birkaç gün önce erkek tarafından kız evine elçi gönderilir. Herhangi bir olumsuzluk olup olmadığı sorulur. Engel bir durum yok ise, davetiyeler (mum) özel görevliler kanalı ile dağıtılarak düğün günü duyurulur. Geleneğe göre düğünler davul-zurna eşliğinde üç gün, üç gece devam eder. Düğünlerin Salı günü başlayıp Perşembe günü akşamı bitirilmesine özen gösterilir veya Cuma günü başlar, Pazar günü akşamı son bulur. Düğün Salı günü başlayacaksa, en geç bir gün önceden iki tarafın anlaştığı şekilde bir veya iki adet küçükbaş hayvan, tereyağı, şeker, çay, tuz ve yeterince un erkek tarafınca hazırlanır ve kız evine gönderilir. Davetliler erkek tarafına giderlerken düğün evinin dışında davul-zurna ekibince karşılanır. O sırada davulun üzerine para atılır. Akşam yemeğinden önce davul-zurna kapı kapı gezip komşuları düğüne davet eder. Salı günü erkek tarafı kendi çevresine, kız tarafı da kendi çevresine akşam yemeğini verir ve davul-zurna eşliğinde eğlenirler. Çarşamba günü erkek evinin bayanlarından asgari beş-altı kişi geleneksel giysileri içerisinde atlara binerek, kalabalık bir davetli gurubu ile birlikte gelini almak üzere kız tarafına giderler. Kız tarafı, erkek tarafından gelen davetli gurubunu karşılarken her aile gücüne göre üç ile beş kişilik guruba sahip çıkarak sen bu akşam benim misafirimsin der ve misafirini evine götürür. Bir çay içirerek konaklama yerini gösterir. Daha sonra beraberce düğün evine giderler. Düğün evine çevreden giden becerikli davetliler tarafından çeşitli seyirlik oyunları düzenlenir ve davul-zurna eşliğinde yöresel halk oyunları oynanır. Akşam olunca herkes davetli olduğu eve giderek akşam yemeğini yer ve isteyen tekrar düğün evinde eğlenmeye gider. İsteyen konakladığı evde istirahat eder. Sabahleyin kız tarafı gelini hazırlarken bir yandan da kızın çeyizleri genişçe bir odada cemaatin önünde açılıp sayım dökümü yapılır. Bu arada bilir kişilere sorularak eşyaya değer biçilir ve bir tutanakla karşılıklı imza altına alınır. Ancak eşyanın değeri genelde normalin hayli üzerinde fiyatlarla yazılır. Bunun amacı ileride eşler arasında bir huzursuzluk ya da ayrılma durumunda gelinin kendi eşyasını alabilmesidir. Bu bir bakıma bir çeşit sosyal güvence olarak kabul edilmektedir. Daha sonra hazırlıklar tamamlanır ve davul-zurna ekibi gelin çıkarma havasını çalmaya başlar ve bir yandan atlar hazırlanarak gelin beklenir. Tam bu sırada gelinin kardeşi ya da bir yakını gelin için hazırlanan ata binerek bahşiş ister. Bahşişini almadan attan inmez. Daha sonra gelin geleneksel giysileri içerisinde ata bindirilir. Adetlere göre gelinin bindiği atla, arkadan gelen yengenin atı arasından uğursuzluk sayıldığından kimsenin geçmemesi sağlanır. Bunun için güvenilir bir kişiye atın kuyruğu tutturularak yol boyunca yürütülür. Erkek tarafına gelindiğinde gelinin atı bir köy damının altında bekletilir. Damat, sağdıcı ile birlikte evin damına çıkar ve elindeki elmayı gelinin başına atar. Yanında harmanlayıp götürdüğü şeker, buğday, bozuk para gibi karışımı aşağıda bekleyen topluluğun üzerine serpiştirir. Bolluk, bereket ve mutluluk getirmesi dileği ile atılan yiyecek ve paraları kapmak için çocuklar birbirleriyle yarışarak toplamaya çalışırlar. Nihayet damat damdan indikten sonra köyün gençleri tarafından espri olsun diye bazen sulanır, bazen de tekme tokatla gerdeğe gönderilir. Ertesi gün gelinin evinde duvak açılır ve hanımlar yüz görümlüğüne giderler. Böylece evlilik süreci tamamlanır.   

KARS DUGUN GELENEKLERİ    

Evlenme çağı kesin bir rakamla ifade edilmez. Ancak erkeklerde 18-23, kızlarda 15-19 olduğu söylenebilir. Kızlarda evlenme isteğini bildirme gibi bir sorun yoktur. Çünkü evlenme teklifini erkekler yaparlar. Evlenme isteğinde bulunan erkek, ya anasına (Annesine) ,kız kardeşine (Bacısına) yada tanıdık veya akraba olan bir kadın isteğini açar. Bu aracılarla evin büyüğüne isteğini açar. Evin büyüğüne bu haber gittikten sonra, erkeğin ev içindeki çekingen, küskün tavrı devam eder. Kabul edilip edilmediği de aynı aracılardan öğrenilir. KIZ GÖRME KIZ BEĞENME : Bunun için en müsait zamanı düğünler hazırlar. Eğer erkeğin istediği kız kendi köyünden ise böyle bir şeye lüzum yoktur. Başka köylerden ise kız ve oğlan çeşitli aracılar vasıtasıyla düğünlerde uzaktan uzağa tanışırlar birde evlenmeden önce kız görmeye gitmek vardır ki, erkek yanında birkaç kişi olduğu halde kız evine gider. Burada amaç kızı görmektir. Kız eğer kabul ediyorsa erkeğe çeşitli vesilelerle gönünür. ELÇİ GİTME – SÖZ KESME : Eyçi, Anadolu’daki Dünür karşılığıdır. Elçilik bir sanattır. Her kişinin elçilik yapamayacağı kanaatinin yaygın olduğu Kars’ta, bu iş için seçilenler Köyün büyükleri sayılmış kişilerdir. Elçi ne kadar çok tanınmış olursa, etki ve sonuç o kadar iyi olur. Yalnız ne olursa olusun elçiler arasında erkeğin yakın akrabaları ve babası bulunur. Kız tarafının ister olumlu ister olumsuz olsun gelen elçileri adet icabı iyi karşılaması gerekir. Önce havadan sudun konuşmalar yapıldıktan sonra elçilerden biri (normal olarak en yaşlı ve sayılır olanı) “Allahın Emri, Peygamberin kavli ile kızınız ......................yı oğlumuz .....................’a istiyoruz” der. Çoğunlukla düşünmek için kız tarafı izin ister. Eğer niyetleri kesin olarak olumsuz ise, o zaman kocalık kızımız yok, sizin yitiğiniz bizde değil, başka yerde arayın gibi klasik sözlerle karşılık verilir. Eğer kız tarafının niyetleri olumlu ise, şirni (tatlı) yemek günü kararlaştırılır. Karalaştırılan günde oğlan tarafı şeker, kolonya ve meyve getirerek oradakilere ikram eder. Çoğu zaman pey (beh) de bugün yapılır. Bu halde kız tarafına armağanlar ve bir yüzük getirilir. Yalnız, asıl elçiler gitmeden kadınlar kendi aralarında gidip gelerek karşı tarafın niyetini öğrenirler. Ayrıca elçilerin kız tarafından beğenilen kimseler olmasında da bu arada dikkat edilir. (Beh) düğün öncesinin en önemli olaylarındandır. Kız ve oğlan tarafları kız evinde toplanırlar. Meyve, kolonya, kalağa (Başörtüsü) götürülür. Oğlan tarafı ayrıca baş örtüsünün bir köşesine bir miktar para bağlar. Bu para başlığın bir kısmıdır. Kadın ve erkekler ayrı ayrı odalarda toplanırlar. Erkeğin babası, büyük kardeşi veya yakın akrabalarından biri yüzük takmak üzere kızın bulunduğu yere gider. (bazen de kız erkeklerin bulunduğu yere getirilir). Kızın parmağına hayır dualarla yüzüğü taktıktan sonra boy görmesi verilir. Boy görmesi, maddi duruma göre verilen bir miktar paradır. Ayrıca kızı getirene de bir miktar para bahşiş verilir. Eğer evlenecek kız bütün misafirin huzuruna çıkıyorsa yine aynı merasim yapılır. Boy görmesini de yine bir kişi verir. Behde yapılan diğer önemli iş ise başlık konusunun tamamen halledilmesi ve düğün bilhassa iki dini bayram arasında gelmemesine dikkat edilir. İki bayram arası her nedense uğursuz sayılmaktadır. Muharrem ayı da düğünün olmayacağı bir aydır. (Kerbelâ vak” asında ötürü). Ayrıca kıza alınacak eşyaların bir kısmı da bu sırada tespit edilir. Kesim kesmeğe bazı yerlerde kalın pazarlığı denir.

GUMUSHANE EVLİLİK GELENEKLERİ

Evlenme :  İnsan hayatının önemli bir bölümünü kapsayan, evlilik ve öncesinde yaşanan bir dönemdir. Bu dönemde ağızdan ağıza anlatılanlarla veya devam eden uygulamalarla günümüze kadar gelmiş töreler vardır. Yaradılışı gereği insanoğlu tek başına yaşayamaz. Her zaman hayatını paylaşacağı, birlikte yaşayacağı kimseye ihtiyaç duymuştur. Birlikte yaşama isteği, sevgi saygı ve hoşgörüyle birleşince zamanla meşruluk kazanarak evliliğe dönüşmüştür. Evlilik Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Gümüşhane yöresinde düğün kültürünün anlatımına yöresel olan şu mani ile başlayalım. Elmanın irisini Kış yedi birisini Evlenmek bir keredir. Seç de al iyisini “Ata binmesi bir ayıp, inmesi iki ayıp” sözüyle evliliğin geri dönülecek bir yol olmadığı, “Kırk ölçüp bir biçmek” deyimiyle de doğru karar vermenin önemi vurgulanır. Gümüşhane yöresinde evlenme yaşı çok önceleri kızlarda 15-16, erkeklerde ise 15-20 olarak belirlenirdi. Köylerde erken evlenme çiftçi olan aileye işgücü katkısı sağlama, büyüklere hizmet, bir de “Erken evlen döl alır, erken kalkan yol alır” atasözünden olduğu gibi nüfusun çoğalması amacıyla yapılırdı. Ancak günümüzde eğitim ve öğretim, maddiyat ve bu gibi nedenlerden dolayı evlilik yaşı yükselmiştir. Kız veya erkeğin çağı gelince, bilhassa erkek çocuğun anne ve babasında bir telaş başlar, oğullarına eli yüzü düzgün, güzel huylu, becerikli, temiz bir aileye mensup bir gelin adayı bulabilmek amacıyla özellikle oğlan anası, (oğlunun da gönlünden geçenleri öğrenerek) ana oğul çok yakın akrabalar kendilerine göre en iyisinde anlaşırlar. (Ancak günümüzde olay farklılık kazanmıştır. Evlenecek kişilerin görüşleri ön plana alınmaktadır. ) Görücü Gitme : Evlenme, köylerde bilhassa görücü usulüyle olur. Oğlanın anası babası gelin adayını tanır. Gelin adayı tanındıktan sonra kızı aile yaşantısı titizlikle araştırılır. Kızın becerikliliğini anlamak için halı üzerinde bulaşık yıkattırılır, etrafı kirletmeden bulaşık yıkanırsa adayın becerikli olduğu anlaşılırdı. Örgü ören bir hanım, yumağını koltuk ve kanepe altına bilinçli olarak gönderir, yumak geriye toz almadan gelirse, evin temizliği hakkında bilgi edinilirdi. Erkek anası tarafından kızı görüp beğenmenin bir yerinin de hamamlar olduğu söylenir. Bütünü bu incelemelerden sonra, kızın kendilerine denk olduğu intibasına varırlar. Erkek tarafından kız isteme konusunda becerikli olan iki hanım, kız evine gönderilir. Bu gidişler habersiz olur. Geleneklere göre evinde kızı olan aileler her zaman derli toplu olmak mecburiyetindedir. Çünkü her an kapısı çalınabilir. Görücüler gelme nedenleri bilinsin bilinmesin geleneklerimiz gereği güler yüzlü karşılanırlar. Uzaktan gelenlere çeşitli ikramlar yapılır. Görücülerin başı, geliş nedenlerini bilmeyen aileye çeşitli espirilerle geliş nedenlerini anlatır. Sohbet sırasında evin tertip düzeni evden geçirilir. Bu arada kızı ve ailenin ağzı yoklanır. Gelen görücülerden kızın haberi varsa, giyinir, süslenir, görücülerin karşısına çıkar. Bu davranış görücüler için müsbet bir cevaptır. Edinilen olumlu izlenimlerden sonra sıra dünürcü gitmeye gelir. Dünürcü Gitme : Beğendikleri kızı oğullarına almak isteyen aile birkaç yakınını alarak kız evine gider. Buna “dünürcü gitme” denir. Dünürcüler havadan sudan konuştuktan sonra “Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz” derler. Kız tarafı, kızını verme taraftarı olsun olmasın, gelenlerden düşünmek için süre ister. Uzak yerden gelenlere töreler icabı yemek ikram edilir. (Ancak yemek ikramının nedeni misafirlere açıklanır.) Düşünme süresi içinde kız evi durumu akrabalarına danışır. Öncelikle büyüklere danışmak usuldendir. Amaç onlarında gönlünü almaktır. Karar yinede anne babanındır. Karar verme süresinin bitiminde tekrar oğlan evi, kız evini ziyaret eder. İsteme cümlesi tekrarlanır. Kızın annesi “Biz bilmeyiz, babası bilir” diyerek topu babaya atar. Misafirler uğurlanır. Birkaç gün sonra kız evine tekrar gelir. İçlerinden en saygın kişi, kızın babasına hitaben, “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli ...” diyerek söze başlar ve olayı açıklar. “Kız evi naz evidir. Kızın babası vakti iki edelim, danışacak yerlerimiz var” diyerek tekrar gelmelerini ister. Bu gelişte kız babası oğlan tarafına “Allah yazmışsa ne diyelim” sözüyle gönüllerinin olduğunu bildirir. Bu arada tatlı kahve içilir. Erkekler ve bayanlar ayrı odalardadırlar. Kahveleri getiren gelin adayı, dünürcüler kahveyi içinceye kadar elleri önden bağlı divan durur. Başı öne eğik dünürcüleri dinler dünürcüler sezdirmeden kızın tavır, davranış ve fiziki yapısını incelerler. (Ancak kız tarafı vermeye taraftar değilse, kahveler şekersiz, acı olarak verilir. Bu “hayır” anlamındadır. Kızın babasının olumlu cevabından sonra nüfus cüzdanı oğlanın babasına teslim edilir. Nüfus cüzdanı varsa kızın erkek kardeşi veya bir yakını tarafından beyaz işlemeli bir mendile sarılarak gümüş tepsi içinde oğlanın babasına sunulur. Oğlan babası da nüfus kağıdına karşılık, bir miktar parayı tepsiye bahşiş olarak bırakır. Artık kız verilmiştir. Yöremizde başlık parası yaygın değildir. Nüfus kağıdı verilince kız-oğlan babası birbirlerini kucaklayarak “hayırlı olsun” dileklerinde bulunurlar. Kız tarafı erkek tarafıyla birlikte kız evinde yemek yerler. Erkek tarafından getirilen tatlı, misafirlere ikram edilir ve bu ikram çiftlerin ağzı tatlı olsun anlamına gelir. Kahveler içilir, oğlan babasının kahveler için bahşiş vermesi adettendir. Bu arada dini nikah, resmi nikah ve nişan günleri tespit edilir. Dini nikah kız verildiği akşam veya ertesi akşam yapılır. Nikah imam tarafından, birkaç şahitle yapılır. Nikah yapılırken odaya kimse alınmaz. Kilit bükülmez, düğüm atılmaz,. Ters olan şeyler düzeltilir, eller üst üste getirilmeze. Bu davranışlar evlenen çiftlerin nasiplerinin bağlanmaması içindir. Nikah dualarla, kurallara uygun olarak yapılır. Nikah kıyıldıktan sonra erkek evi tarafından getirilen şekerle nikah şerbeti ezilir. Şerbeti ezen bilge kişi “Zannetme ki gayreyler. Arif anı seyreyler. Görelim Mevla neyler. Neylerse güzel eyler.” İhlasiyle şerbeti ezer. Yapılan şerbet çiftlere aynı bardaktan içirilir. Diğer misafirlere de dağıtılır. Damat babası şerbet için de ayrı bir bahşiş verir. Bu arada nişan merasiminin günü, takılacak takılar, alınacak eşyalar üzerinde konuşulur. Bazı yörelerde resmi nikah, dini nikahtan önce yapılır. Nişan Günü : Nüfus cüzdanı alındığı akşam, kararlaştırılan nişan gününün eşe, dosta, akrabalara duyurulması için kırsal kesimde heybe içinde leblebi, fıstık, şeker karışımı paketler hazırlanarak veya bardaklarla ev ev dolaşılarak nişana çağırılır. Nişan töreni kız tarafından yapılır. Nişanda kız ve erkek tarafı hazır bulunur. Söz kesildiği akşam, nişan için kararlaştırılan hediyeler ve takılar oğlan tarafından kız tarafına getirilir. Kız tarafından damada alınan hediyelerde erkek tarafına gönderilir. Geline nişan elbisesi giydirilir ve süslenir. Kadınlar tarafından ortaya alınan geline, erkek tarafından nişan yüzüğü, küpesi, saati takılır. Bazen de damatla geline aynı ortamda yüzükler kırılır, kurdelası kesilir. Kurdelanın ucundan kesilip, orda bulunan genç kızların nasipleri açılması için dağıtılır. Erkek tarafından getirilen hediyelik eşyalar, hediye edilecek kişilerin adları okunarak gösterilir. Takıların takılış sırasında hayırlı olsun nidaları ve alkışlar yükselir. Takı töreninden sonra gelin kendisine öncülük yapacak bir arkadaşıyla kayınvalideden başlayarak, sırasıyla misafirlerin ellerini öper. Kız evi tarafından hazırlanan yemek ikramından sonra yöresel maniler söylenerek bir müddet eğlenilir. Yapılan harcamalarda erkek tarafın üzerine düşeni fazlasıyla yapar. Düğün Töreni : Nişan töreninden sonra sıra düğün törenine gelir. Düğün en çok sonbahara rastlar düğün törenine kız ve erkek evinden birer kişi görevlendirilir. Düğüne hazırlanmış çerez paketleriyle çağırılır. Düğün günleri genellikle perşembeve Pazar günleridir. Oğlan ve kız evinde hazırlıklar yapılır. Kız evinde birkaç gün önceden başlanarak hazırlanan çeyizler yıkanıp ütülenerek sandıklara yerleştirilir. Temizlik yapılır. Köylerde bilhassa “Düğünümüz var, evimize ekmek, yufka, siron, erişte keselim” diyerek hazırlıklar yapılır ve düğün gününe saklanır. Hayırlı olsuna gelenler tarafından yiyecek ve çeşitli eşyalar hediye olarak getirirler. Bazı yörelerde düğün evine bayrak asılır ve direğin dik durmasına önem verilir. Her iki tarafta da eğlence başlar. Gelen misafirlere çay veya yemek ikram edilir. Düğünden bir gün önce gelinin giysileri damat evinden, damadın elbiseleri kız evinden çeşitli bahşişler verilerek alınır. Bu işlemi kız ve erkeğin yakınlarından birisi yapar. Düğün salon düğünü değilse, gelin adayı arkadaşları tarafından ayrı bir odada süslenir. Damat da oğlan evinde arkadaşlarıyla beraberdir. Eğlence başlarken oğlan tarafından yengeler gelir. Bir tanesi baş yengedir. Baş yenge olan kişi her türlü espri ve şakaya dayanıklı olmalıdır. Yengelere kahve ikramı yapılır. Kahve ikram eden kişiye bahşiş verilir. Daha sonra gelin bir arkadaşıyla el öpmeye getirilir, yengelerle bütün misafirlerin ellerini öper. Gelin davetlilerle birlikte eğlenceye katılır. Gecenin geç saatlerine kadar eğlence devam eder. Bazı yörelerde yengelerle birlikte kına gecesi “tilki” lakabında bir görevli gelir. Tilki yengelerle birlikte tanınmadan eve girerse kendini kurtarır şayet tanırsa kız evinin erkekleri tarafında cezalandırılır. Örneğin para cezası verilir,suya atılır, çeşitli taklitler yaptırılır. Cezasını çekince kurtulur. Kına Yakma : Gecenin geç saatlerine kadar devam eden eğlence sonunda, kına yakma törenine geçilir. Erkek tarafından getirilen kına dualarla yoğrulur. Yoğurma işi manilerle devam eder. Kınayı getir anne Parmağın batır anne Bu gece misafirem Koynunda yatır anne Kına bir tepsi içine konularak, etrafına mumlar dikilir. Gelin5-10 arkadaşıyla birlikte ilahiler söylenerek, misafirler arasında grup halinde dolaşılır. Şol cennetin ırmakları Akar Allah deyu deyu Çıkmış islam bülbülleri Öter Allah deyu deyu ilahisi ve Yüksek yüksek tepeler ev kurmasınlar Aştı aştı memlekete kız vermesinler vb. manilerle gelini ağlatma olayı da gerçekleşir. Hazırlanan kına da ilk önce gelinin eline yakılır. Gelinin elleri özel hazırlanmış mendillerle bağlanır. Arzu eden diğer davetlilere de bu kınadan yakılır. Ertesi gün gelinin baba evinden ayrılma günüdür. Düğün sahipleri erkenden kalkarlar. Gelin adayı hazırlanır, eşyalar derlenip toplanır. Erkek tarafından gelecek misafirler için ikramlar hazırlanır. Öğle saatinde erkek tarafı davul-zurna kemençe eşliğinde düğün alayıyla birlikte kız evine hareket ederler. Kız evine geldiklerinde düğün alayıyla birlikte kız evine hareket ederler. kız evinden dünürcülere yemek ve kahve ikram edilir. Gelini almaya gelen hanımlar ayrı bir odaya alınırlar. Yanlarında kıymetli sayılacak bir kumaştan “ayak eni” denilen 4-5 metre uzunluğunda kumaş getirir ve odaya sererler. Gelin bu kumaşın üzerinden yürüyerek yengelerin elini öper.bu sırada rızıklı ve cömert olsun diye gelinin başında bir bütün ekmek parçalanır ve hayır dualarla misafirlere dağıtılır. Açıkgöz olan yengelerden biri kız evinden bazı eşyaları alır. Bu aldıklarını daha sonra geline hediye eder. Sıra gelin adayına ait eşyaların baba evinden taşınmasına gelir. Sandık çıkarma olayı, oğlan tarafından biraz pahalıya mal olur. Sandık çıkarılacağı sırada kızın erkek kardeşi sandık üzerine oturarak “sandık ağır kalkmıyor” diyerek meramını anlatır. Erkek tarafından gelinin kayınpederi veya kaynı, bahşiş vererek kızın kardeşinin gönlünü alır. Sandık çıkarıldıktan sonra diğer eşyalar erkek tarafına gönderilir. Gelin evden çıkacağı zaman baba evinde herkesle vedalaşır. Dış kapının ağzına kadar gelir. Sağ ayağı ile adım atması istenir. Bu arada kız ve erkek tarafı vedalaşırlar. Kayınpeder dualar okuyarak gelinin koluna girer ve evden çıkarır. Önceleri gelin, dünürcüler tarafından süslenmiş eğerli atlarla yola çıkarılırdı. Gelinin erkek kardeşi, gelin atının başını tutarak oğlan evine kadar kendisine eşlik ederdi. Gelin atının başına çeşitli takılar takılır, bu takılar atın sahibine kalırdı. Günümüzde gelin, baba evinden arabayla alınmaktadır. Bu arada erkek evi zevkli bir telaş içindedir. Ailelerine yeni bir aday katılacaktır. En iyi nasıl karşılayabiliriz telaşı içindedirler. Gelin adayı erkek evine yaklaştığı zaman davul zurna daha eve gelmişlerdir. Damat adayı evin damında gelini beklemektedir. İçinde çerez bulunan bir poşeti gelinin başından saçar. O anda kalabalığın içinde bulunan çocukların sevincine diyecek yoktur. Kız tarafından gelenler “Kaynana geline kapı bahşişi olarak ne vereceksin” diye bağırırlar. Kaynana da koyun, inek, arazi, altı gibi şeyler hediye eder. Bu bahşiş gelinindir. Gelin artık damat evine gelmiştir. Kendisine eşlik eden akrabalarına oğlan evi tarafından ikramlar yapılır. Kız evinden gelenler birkaç saat sonra vedalaşarak ayrılırlar. Akşam damadın arkadaşları ve imam dualar okuyarak, çeşitli espriler yaparak damatla gelini yalnız bırakırlar. Bazı yörelerde geline hayat boyu işten kurtulmayacağı inancıyla 3 gün iş yaptırılmaz. Gelin ve damat 3 gün evlerinde yalnız kalırlar. Yine bazı yörelerimizde gelin odasından çıktıktan sonra çocuklar dahil herkesin elin öper. Karşılığında bahşiş verilir. Bazı yörelerimizde de gelin eve gelir gelmez kucağına erkek çocuğu oturtulur ve gelin tarafından bahşiş verilir. Bu da ilk çocuğunun erkek olması anlamına gelir. Bazı yörelerimizde gelin geldiği günün ertesinde “duvak günü” yapılır. Bu günde gelin odasına çeyizler serilir, gelen misafirlerin görüşlerine sunulur, eğlenceler düzenlenir.

BARTIN DUGUN GELENEKLERİ

Düğünler Bir hafta süren eski Bartın Düğünlerinde; gelenek ve görenekler, halk müziği, türküler ve halk oyunları, kısaca folklorik öğelerin tümü içiçe sergilenirdi. Evlenme çağına gelen oğullarını evlendirmeye karar veren aile, gelin adayını seçerek Kız isteme ve Söz Kesme aşamalarını tamamlar. Sonra sıra Nişan törenine gelir. Nişanı takiben ilk hafta içerisinde kız evi tarafından oğlan evine gönderilen yemekten sonra, aileler arasında başlayan samimiyet ve dostluk, karşılıklı ziyaretlerle daha da gelişerek devam eder. Nişandan belirli bir süre sonra düğün tarihi tespit edilir. Gerekli hazırlıklar için çıkılan Bazar’da; ağırlıklar ve kız tarafına hediyeler alınmış, eksikler giderilmiş, kız tarafınca alınan Başlık Parası da gelinin Çeyiz’i ile Damat ve yakınlarına alınan hediyeler için harcanmıştır. Artık herşey hazırdır. Cumartesi günü başlayacak düğün, Perşembe günü sona erecektir. Nikah ise, ya düğün sırasında veya daha önce davetlilerin huzurunda kıyılır. Cumartesi Günü Düğün, öğleden önce “ Başlık Töreni” ile başlar. Oğlan evinden kız evine gönderilen bir tepsi helvanın misafirlere ikramı ile başlayan eğlence bir hafta sürecektir. Aynı gün öğleden sonra kadınlar arasında tekrarlanan bu törene de “Helva Kesmesi” denir. Gece eğlenceleri oldukça coşkuludur. Pazar Günü Cumartesi günü kız evinde başlayan ve gece yarısına kadar süren eğlenti akşam yeniden başlar. Pazartesi Günü “Boya Günü”dür. Öğleden sonra Damat ve Gelin’in yakınları ve davetli bayanlar kız evinde toplanırlar. Mahalli kıyafetleriyle “Sıra” ya çıkan genç kızlar, Ud çalıp türkü ve maniler söyleyerek gece yarısına kadar eğlenceye devam ederler. Sıra, genç kızların düğün evinde yüksek bir yerde yanyana oturmalarıdır. Salı Günü İkindi namazından sonra “Yük Alması” vardır. Damat’ın yakınları kız evinden çeyizleri çıkarken Gelinin küçük kardeşi eşyanın üzerine oturur, bahşiş ister. Kız tarafıda bahşişe karşılık oğlan tarafına İpek Mendil verir. Akşam oğlan evinde damat ve arkadaşlarına verilen ziyafete ve yapılan eğlenceye “Oğlan Kınası” adı verilir. Kız evindekiler, eğlenceyi gecenin bir saatinde keserek hazırlanan bohçalar ve çalgılarıyla birlikte oğlan evine gelirler. Eve yaklaşıldığında, “Damat’ı isteriz” diye bağırarak kendilerini karşılamaya mecbur ederler. Damat, gelenleri karşılar, eğlence sabaha dek hep birlikte devam eder. Çarşamba Günü “Yatak Düzeltmesi” günüdür. Öğle üzeri toplu halde oğlan evine giden kız tarafı gelinin odasını hazırlar. Akşam kız evinde yapılan ve “Kız Kınası” adını alan tören, düğünün en önemli olayıdır. Genç kızlar yine Sıra’ya çıkmışlar, Delikanlılar da Daraba (Ağaç bahçe çitleri) arkasından kına gecesini seyretmektedirler. Aralarındaki nişanlı gençler, sıradaki nişanlılarına mendiller içinde kuruyemiş gönderirken, mendili götüren Düğüncü Kadının bunları çeşitli espirilerle kızlara dağıtması günlerce konuşulur. Genç Kızlar, Daraba arkasından kendilerini seyreden gençlere taşlama yapar, Delikanlılar da cevap verirler...... Kızlar: Daraba arkasından Bak böyle de bak böyle Hep bakmayla olmuyor Bir türkü de sen söyle Delikanlılar: Gece geçtim duydun mu? Sevdiğim uyudun mu? Benim sana yandığımı Anaya duyurdun mu? Bu kez delikanlılar sıradaki kızlardan çeşitli türküler isterler. En önemli istek türküsü “Mavili Mavili” dir. Ki, aralarında ilgi olduğu bilinen veya yakıştırılan genç kızla delikanlının isimleri yanyana anılır. Mavili mavili ela kız Bilemeyon kimlerin Yıldız kız -Aman aman elini, Yabancıların gelini Ahmet çok seviyormuş Yıldız da yangın olmuş Ahmet armut yer misin? Mahallede bir misin? -Aman aman elini, Yabancıların gelini Sana Yıldız’ı alıvaracaz Ona da gadunum der misin? Nakarat Ev altında malaklar Ahmet Yıldız’ı kovaklar Eğer tutabilirse Saçını başını yolaklar Eğlence ve türküler devam etmekte, saz ekibi ve oyuncularıyla birlikte oğlan tarafı da gelmek üzeredir. Misafirler, manilerle karşılanırlar. Hoş geldin hoş üstüne, Gel otur köşk üstüne, Sen mi geldin ? sevdiğim Her sözün baş üstüne. Hoş geldin diyemedim, Bir mendil veremedim, Sen mi geldin? sevdiğim Ben seni bilemedim. Biraz sonra, geceye adını veren “Kına Yakma” töreni başlayacaktır. Davetliler önce içinde 10 tane mum yanan bir tepsiyle içeriye giren kadının arkasında Gelini görürler. Gelin kız, yüzü işlemeli bir örtüyle kapalı olarak merdivenlerden inmektedir. Bu sırada “Gelin indirme Türküsü” söylenir. Merdivenden iner iken Ayağıma battı diken Ayrılıktır belini büken Aman felek sen kavuştur. Askerim beşyüzelli A Kız senin saçın telli Alaylarda adın belli Aman felek sen kavuştur. Bakraçları susuz koyan Koca evi ıssız koyan Anaları kızsız koyan Aman felek sen kavuştur. Gelin kız, kaynanasının önüne oturtularak avuçlarına kına yakılır. Önce kaynana, sonrada yakınları hanımlar gelinin avuçlarına birer altın koyarlar. Genç kızların türküleri devam etmektedir. Oy Feride’m Feride’m Ne bakarsın geriden Kurbanlık koyun gibi Ayrılıvaracay sürüden Aman efendim aman Samanlık dolu saman Eller düğün yapıyor Bizim düğün ne zaman Sazlar ve türküler eşliğinde oyunlar sürerken, gelinde oynatılır. Kaynana gelinin başına para saçar. Gece yarısına doğru damat ve arkadaşları da börek yemeye gelirler. Çengiler çalar, oyunlar oynanır, yemekler yenir, içkiler içilir. Damadın arkadaşları maniler söyleyerek kız evinden isteklerde bulunurlar. İstekleri karşılanmazsa gideceklerini ima ederler. “Ey Gaziler” türküsünü hep bir ağızdan söylerler. Muhallebi isteriz, Baklava da olmalı Biz buradan gitmeyiz Canlı tavuk gelmeli Bu istekleri çoğaltmakta mümkündür. Bundan sonra damat ve arkadaşları kız evinden ayrılarak hamama giderler. Buna “Güvey Hamamı” denir. Damadın ayrılışından sonra oğlan tarafı da düğün evinden ayrılır, ancak kız evindeki eğlence sabaha dek sürer. Perşembe Günü “Hak Alma Günü”dür. Gelin kız gelinliğini giymiş, düğün alayını beklemektedir. Öğle zamanı, oğlan tarafı kız evine hareket ederken, damat sağdıcı ve yakın arkadaşları ile birlikte diğer bir arkadaşının evindedir. Damat ve arkadaşları, gelinin oğlan evine gidişine kadar “Damat Odası” denilen burada eğlenilecek, damat traşı da burada yapılacaktır. Hazırlıklar tamamlanınca gelin, dayı ve amcasının kolunda gelin arabasına bindirilir. Düğün alayıyla birlikte eğlence de oğlan evine taşınacaktır. Düğün Alayı’nın oğlan evine geldiği haberini getirene Damat tarafından bahşiş verildikten sonra; damat ve arkadaşları, öğleden sonra yapılacak olan “Koltuk Töreni” için eve hareket ederler. Gelin, merdiven başında hayat arkadaşını karşılar ve koluna girerek davetlilerin huzuruna gelirler. Bir süre oturduktan sonra Düğüncü Kadın tarafından odalarına çıkarıldıklarında; damat gelinin yüzünü açar ve “Görümlük” takar. Düğüncü kadının lokum ikramına karşılık da bahşiş verir. Bir kaç dakika sonra Düğüncü Kadın öncülüğünde genç çift odalarından alınarak davetlilerin yanına gelirler. Burada, damadın sağdıcının Düğüncü kadına bahşiş vermesiyle Koltuk Töreni sona erer. Damat ve arkadaşları Damat Odasına çekilirken eğlence sürmektedir. Artık, Cumartesi günü başlayan ve Perşembe gününe dek süren düğün, Yatsı ezanıyla birlikte sona erecektir. Yatsı ezanından sonra, namaz kılmak üzere Camiye giden damat ve arkadaşlarının Hocayla birlikte eve dönüşleri, önceden hazırlanarak yakılan çıralar ve lüks lambalarının ışıkları arasında, çeşitli espiriler ve eğlenceyle oldukça görkemli olur. Herkes Hoca’nın okumaya başladığı duanın bitimini beklemekte, bir yandan da düğünün hatıralarda kalacak son olayının hazırlıklarını yapmaktadırlar. Damat ve Hoca’yı izleyen gözler, duanın bitimiyle birlikte görevlerini yumruklara terk eder. Arkadaşlarınca yumruklanan damat, kurtuluşu odasına kaçmakta bulur. Düğünden sonraki Cuma günü “Duvak Günü” dür. Öğleden sonra gelinin yakın arkadaşları misafirliğe gelirler. Damat’ın arkadaşları da eve gelerek birlikte bahçede yemek yerler, eğlenirler. Cumartesi günü gecesi, yeni evlilerin kızın annesini ziyaret etmelerine “Üç günleme”, bir hafta sonraki Perşembe günü başlayan karşılıklı ziyaretlere “Ömürleme” denir. Eskilerde çok detaylı adetler yumağı olan bu şenlikli Bartın Düğünleri; günümüzde oldukça sadeliğe büründü. Eski düğünler, artık hatıralarda yaşıyor, bu konuda yazılmış eserlerde uyuyor, sahne oyunlarında yaşatılıyor.

ESKİSEHİR DUGUN GELENEKLERİ

EVLENME GELENEKLERİ  Önceki yıllarda evlenmek isteyen kız ve erkek bunu anne ve babasına söyleyemezdi ve evlilikler genellikle görücü usulü ile olurdu. Şimdi ise gençler kendi eşlerini kendileri seçmektedir. Görücü usulü bile olsa gençler birbirlerini tanıdıktan sonra evlenmeye karar vermektedir. Dünür gitme, kız İsteme : Oğlan evinden oğlanın annesi, babası, amcası, dayısı, yakın akrabaları beş altı kişi toplanır bir kutu şeker, yemiş alır giderler. “Allahın emri, peygamberin kavli ile” kızı ister ve bir “mendil günü” tayin ederek ayrılırlar. Söz kesme, söz mendili, mendil günü : Mendil gününde oğlan tarafının akrabaları toplanır, kız tarafına mendil almaya gidilir. Kız tarafında da toplanılır, gelen konuklar karşılanır, ağırlanır. Yemek yenilip eğlenildikten sonra, oğlan babası “ şu bizim emaneti verinde gidelim” der. Kız tarafından damada hazırlanan, gömlek, kravat, iç çamaşırı ve söz mendili ( bu mendil pullu, sim işlemeli, büyükçe bir mendildir.) bir bohçaya konur, ayrıca büyük bir tepsi içinde de gelen konuklar sayısınca mendil konularak oğlan babasının önüne getirilir. Oğlan babası tepsinin içine para atarak bir mendil alır ve bütün konuklara tepsi, sıra ile dolaştırılır. Mendili alan tepsiye bir miktar para atar. Bu iş bittikten sonra nişan günü tayin edilerek kız evinden ayrılınır. Nişan : Kız ve oğlan anneleri nişan gününe kadar kızın takılarını alır. Nişan günü, oğlan evi kız evine nişan için “davet harcı” gönderir. Bu harçta bulgur, nohut, yağ, şeker,un ve bir de koyun bulunur. Davet harcının yanında bir de yemek pişirecek aşçı gönderilir. Kız evi davet yemeği olarak nohutlu bulgur pilavı, un helvası, yufka ekmeği yapar. Oğlan evi tüm yakınlarını nişana davet eder, hediyelerini sandıkla getirir, ortaya koyar. Kızla oğlan gelir, nişan yüzükleri oğlan evinin en yaşlısı tarafından takılır. Oğlan babası kıza takacaklarını takar, elini öptürür. Sonra kız oradaki herkesin elini sırayla öper. Eli öpülen hediyesini takar. Sonra erkekler evi terk eder, eğlenmeye giderler. Kaynana sandığı açar, oğlan evinden iki yenge hediyeleri gösterir. Kız evinden bir yenge de “bu sarkası, bu gelinliği, bu ayakkabısı, bu havlusu, bu divan örtüsü” diye bağırarak gösterilenleri söyler. Sonra kız tarafı takacaklarını takar ve nişan sona erer. Nişandan on gün sonra kız tarafı oğlan tarafına nişan karşılığı götürür. Nişan karşılığında başta damat olmak üzere yakın akrabalara nişan bohçası ve bir iki tepsi baklava getirir. Oğlan evi bunları taşıyanlara bahşiş verir. Düğün Töreni:  Oğlanın anne ve babası, akrabaları, kız evine gelip ağırlık (başlık) konusunu görüşürler. Pazarlık yapılır. Evin diğer eşyaları kararlaştırılır. Resmi nikah kıyılır. Daha sonra düğün günü saptanır. Düğün gününden bir hafta önce kız evinden kardeş kızları, oğlan evinden de arkadaşları tarafından bir tepsiye şeker, fındık, fıstık, leblebi, üzüm vb. çerez doldurularak ev ev dolaştırılır, dağıtılır. Düğün günü haber verilir, köy davet edilir. Buna “ Oku dağıtma” denir. Oku dağıtıldığı gece kardeş kızları kız evinde toplanır, yemek yer eğlenirler. Birkaç gece sonra kına gecesi için bütün konu-komşu akraba kadınları toplanır. Kızın başına kına yakılır. Kına türküsü söylerler, yas tutar, ağlaşırlar. Kına yakılırken oynayan kızların kollarına yazma bağlanır. En çok bilinen kına türküsü: “Ağlama koyun, meleme de vazgeç kuzundan Çok anneler ayrı düşer kızından” Kına gecesinden sonraki günlerde akrabaları kızı sırasıyla yemeğe çağırırlar. Kardeş kızları düğünden üç gün önceden komşuları, akraba kadınları, kızlarını”…şu gün hamamımız var” diye davet ederler. O gün oğlan tarafı hamamda yemek verir, eğlenilir. Kardeş kızları ertesi akşam yine”.. bu gece çeniz sercez, çeniz görme gelin” diye komşuları dolaşırlar. Kız evinde çeyiz odası hazırlanır, gösterilir. Ertesi günde çeyiz oğlan evine götürülerek orada serilir. Oğlan evinde de oğlanın “Oku”su dağıtılınca, düğünden üç gün önce akraba ve komşulara “ danışık yemeği” verilir. Danışık yemeğine gelenlere oğlan babası düğün gününü hatırlatarak, dışardan çağrılan konukları herkese paylaştırır. Her ev kendine düşen konuğu düğün süresince ağırlar. Çeyiz serildikten hemen sonraki gün kardeş kızları”.. bu akşam gelini görme gelin” diye gezerler. Gelin alıcılar gelmeden bir gün önce kardeş kızları gezerek akşama kız kınasına çağırırlar. Oğlan tarafıda çağrılır. Kınayı kocasıyla en iyi geçinen yengelerden biri hazırlar. Gelin kıbleye döndürülür, abdest alır. Türkü eşliğinde gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakılır. Kına günü sabah ezanı ile birlikte gelin suya götürülür, iyi olsun diye türkü söyletilir. Danışık yemeğinden bir gün sonra oğlan evinin üstüne davullu zurnalı, çalgılı bir törenle bayrak dikilir ve kurban kesilir. Bu, düğünün başladığının işaretidir. Gelin alma günü oğlan tarafı çalgıcıları getirir, konuklar gelir, eğlenmeye başlarlar. İki gün eğlenildikten sonra Pazar günü üstü kilim örtülü bir araba ile kafile halinde gelin almaya gidilir. Arabalara ve oğlan sağdıçlarına basma yemeni ve havlu bağlanır. Gelin evden çıkarılırken kardeş kızları önüne dikilirler, hediye almadan gelini vermezler. Dua edilir, gelin arabasının üstüne yemiş, bozuk para atılır, arkasından su dökülür, üç defa mezarlık dolaştırılarak oğlan evine yollanır. Gelin oğlan evine gelince içeriye girmeden önce ayağı kazana bastırılır. İçerde üç kez döndürülür. Bu arada türküler söylenir: “Durnam gelir gona gakla  Ganadında gümüş halka  İşte geldim gidiyorum  Durnalar hey…” Daha sonra koltuğunda üç kere ekmek çevrilir. Akrabalarına yarımşar dilim verilir. İkindiden sonra imam nikahı kıyılır. Akşamüzeri damat imam nezaretinde dua ile giydirilerek, sağdıcı ve arkadaşları ile yatsı namazını kılmak üzere camiye gider. Camiden dönüşte bütün cemaat, oğlan evine otuz-kırk adım kala tekbir getirmeye başlarlar. Cemaatle birlikte kapıya gelindiğinde hoca dua eder. Sonra arkadaşları, damadın sırtını yumruklayarak içeri iterler. İçeriye girerken ip gerilir, bir tas su konur. Damat ipi koparıp, tası devirerek içeriye girer. İçeride oğlan yengesi vardır, damatla gelini el ele tutuşturur çıkar. Birkaç gün sonra gelin, kaynanası ve evin diğer gelinleriyle oğlan akrabalarının elini öpmeye, tanışmaya çıkar. Gelin oğlan evine geldikten birkaç gün sonra su almaya götürülür. O gitmeden önce iki yenge suyun kenarına tarak ve bıçak bırakırlar. Gelin tarağı bulursa kızı, bıçağı bulursa oğlu olacağına inanılır. Suya gidenler eğlenirler, geline arpa, buğday saçtırılır. Herkes eve bereket getirsin diye toplar. Sonra eve dönülür ve gelinin çeyizinden birer hediye alınır.

SAMSUN DUGUN GELENEKLERİ

Evlenme Oğlan yakınları kız evine, kız istemeye gider. Kızın ailesi uygun görürse evlilik işine karar verilir. Buna’’söz kesme’’denir. Daha sonra nişan yapılır. Buna yörelere göre ‘’şerbet’’ veya ‘’şerbet içmek’’adı verilir. Şerbetten ili gün önce oğlan evi kız evine şerbet için şeker, kahve, çay ve nişan takımı gönderir. Dini bayramlar olan Ramazan ve Kurban bayramları ile Hıdrellez günü oğlan evi kız evine kurbanlık koç gönderir. Düğünde gerek kız ve gerekse erkek evinin, gelen konuklara ziyafet vermesi geleneği vardır. Konukları düğüne davet etmek için Lâdik köylerinde ‘’şeker’’dağıtılır. Buna’’okuntu’’denir. Köy düğünleri genellikle Perşembe akşamları davul zurna çalarak başlar. Lâdik köylerinde asma günü ‘’soku’’günüdür. Köyün ortasında bulunan taş bir dibekte yarma dövülür. Gelin oğlan evine gelince üzerine su serpilir. Eve girerken başına damat ve kaynana tarafından para ve çerez serpilir. Gelin geldikten sonra akşamüzeri oğlan evinde yemek yenir.

CORUM DUGUN GELENEKLERİ

1-Düğün Adetleri Evlenme adetleri merkezde, ilçe ve köylerde farklılıklar genel olarak birbirine yakın özellikler taşımaktadır. Büyük ölçüde azaldığı gözlense de çoğunlukla evlilikler “görücü usulü” yapılmaktadır. Evlenme İsteğini Belirtme Evlenme çağına gelen gençlerin eş seçiminde ailelere önemli görevler düşmektedir.Evlenmek isteyen oğlan bu durumu annesine söyler.Oğlanın annesi oğlunu evlendirmek üzere araştırmalara başlar.İstenecek kız aile tarafından bulunup,beğendirildikten sonra oğlan’da kız evine götürülür ve kız gösterilir.Eğer oğlan beğenirse kız evine haber gönderilip fikirleri sorulur kızı istemeye gelecekleri haber verilir.Kız evi de kızlarının ve birbirlerinin fikirlerini aldıktan sonra söz kesme (kahve içme) tarihi belirlenir. Dünürlük ve Şerbet İçme Çorum’da söz kesmenin diğer bir adı “kahve içme” veya “şerbet içme”dir.Söz kesmeye giden erkek tarafı yanlarında kahve, kuru yemiş, şerbet,tatlı, şeker götürürler.Her iki tarafta birinci derece yakın akrabalarına haber verir.Dünürcüler bir kez daha “Allah’ın emri peygamberin kavli üzerine” kızlarını oğullarına istemeye geldiklerini söylerler.”Evet” cevabı alındıktan sonra kahveler içilir,hoca dua eder.Gelenlere şerbet,kuru yemiş,şeker ikram edilir.Oğlan ve kıza söz yüzükleri takılır.Nişan tarihi kararlaştırılır. Nişan Nişan çoğunlukla cumartesi veya pazar günü kız evinde yapılır.Akraba veya komşulara ağızdan veya kartla haber verilir.Eskiden bu işi yaşlı kadınlar yapar ve bunlara “okuyucu” denirdi.Bu kadınlara evlerden yağ, un, bulgur, yazma gibi hediyeler verilirdi.Nişandan bir gün önce erkek evi kız evine baklava, et, kuruyemiş, şerbet ve kızın nişanda giyeceği kıyafeti gönderir.Nişan günü kız evinde gelenlere yemek verilir.Gelenler kıza takı takarlar.Kaynana tarafından yüzüğü takılır.Nişanlılık süresinde bayram ve ya Hıdrellez günleri olursa hediyeler gönderilir. Düğün Nişan ile düğün arasındaki zaman erkek ve kız tarafının durumlarına göre değişir.Bir hafta önce hazırlıklar başlar.Kız ve düğün için gerekli olan eşyaları almaya çarşıya çıkılır,buna “pırtı görme” denir.Ayrıca kızın annesine “ana donluğu”,kardeşlerine “kardeş yolluğu” denilen hediyeler alınır.Amaç onların da gönüllerini almaktır. Düğün başlamadan komşuların da yardımıyla iki taraf yemeklerini pişirirler.Düğünde damat en yakın iki arkadaşını “sağdıç” seçer.Sağdıç damatla ilgilenir ,onun işlerini yapar, ihtiyaçlarını karşılar.Düğünler cuma akşamı başlayıp pazar akşamı biter .Ayrıca yine oğlan ve kız evleri kendilerine birer “kahya” seçerler.Kahya düğün boyunca gelen misafirler,davul ve zurnacının ihtiyaçlar,yemeklerin dağıtımıyla ilgilenir.Bunun dışında erkek evinde bir de “bayraktar” seçilir.Bayraktar kınacı giderken ve gelin alınmaya giderken önde bayrağı tutar.Cuma akşamı erkek evinde bir tavuk kesilip bayrak takılmasıyla düğün başlar.Yakın akrabalar o gün iki tarafa da “hayırlı olsun” demeye gelirler.Ayrıca kız evi de erkek evine hayırlı olsuna gider. Kına Gecesi Cumartesi günü kız evinde herhangi bir saatte “kına yürütme” yapılır.Erkek evi iki veya üç kadını yanlarında bir erkekle kız evine “kınacı” olarak yollar.Bunlar yanlarında kına, kuru yemiş, et, börek, tatlı kızın gelinliğini götürürler.Yine duruma göre kızın kınada giyeceği kıyafeti de erkek tarafı alıp götürebilir.Ayrıca davul ve zurna da kınacılarla gider.Gelen kınacılara yemek verilir.Kınacılar kızı giydirip süslerler, kızı ortaya getirip oturturlar,yüzüne allı bir yazma örterler, kına türküleri ve ilahi okurlar.Kızı ve orada bulunanları ağlatırlar.Bittikten sonra kızın avucuna para veya altın konup kınası yakılır.Orada bulunanlara da bu kınadan dağıtılır.Arkasından kuru yemiş ve limonata ikram edilir. Kız annesinin elini öper ve sarılıp ağlaşırlar. Kına bittikten sonra davul ve zurnayla halay çekilir.Gelen kınacılar o gece kız evinde kalırlar ve bunlara “gelinin yengeleri” denir.Kızın en yakın arkadaşları da o gece kızın yanında kalırlar.Yengeler kıza gece yatarken yine kına yakarlar.O gece sabaha kadar uyumamaya gayret edilir.Uyuyanlara çeşitli şakalar yapılır.O gece erkek tarafında da damada kına yakılır.Kınadan önce kız tarafı oğlana evine “damat bohçası” denilen damadın düğünde giyeceği kıyafet,pijama,cüzdan çorap,saat gibi şeyler bulunur. Kına Türküleri Aşağıdan gelen gardeş mola el mola Elindeki ayva mola nar mola Dolansam gelsem gardaş evine Garip bacım niye geldin den mola Anam kirmenini almış eline Çıkmış bakmış gurbet elin yoluna Emsallerimi görünce bağrın deline Gurbete döndü yollarım neyleyim Anam seni galdırırlar yurdundan Anan baban deli olur derdinden Gardaşların baka kalır ardından Gardaş gelsin guşağımı bağlasın Anama söyleyin döne döne ağlasın Anam bir yavrusuynan gönül eğlesin Ne deyim ağlayım kader böyle imiş Hatladı getti eşiği Sofrada galdı gaşığı Büyük evlerin yakışığı Ayrılık anam ayrılık Gurbetlik anam gurbetlik Elimi soktum astara Elimi kesti testere Gız anam mevlayı şirin göstere Ayrılık anam ayrılık Gurbetlik anam gurbetlik Biri Meryem biri Asiye gelini Gider cennet ellerinde salınır Anam seni kaldırırlar yurdundan Anan baban deli oluyo derdinden Gardaşların baka kaldı ardından O habibin düğünü var cennette Allah evinde Gız sana gerek bi ana Ağlayasın yana yana İki gözüm bir ciğerim ana Ayrılık anam ayrılık Gurbetlik bacım gurbetlik Gız sana gerek bir gardaş Ağlayasın yavaş yavaş İki gözüm bir ciğerim gardaş Ayrılık anam ayrılık Gurbetlik gardaş gurbetlik Gız sana gerek bir baba Ağlayasın gaba gaba İki gözüm ciğerim babam Ayrılık babam ayrılık Gurbetlik babam gurbetlik Gelin Getirme Pazar günü kız evinde vedalaşmalar olur.Kız gelinliğini giyip bekler Erkek evinin büyük bir kısmı kayınvalide hariç gelini almaya gider.Bu sırada kız evinin kapıları kilitlenir.Düğünün kahyası gelip kapıyı tutanlara bir miktar para verir kapıyı açtırır.Gelinciler içeri girip, geline bakarlar.Gelinin ağabeyi veya erkek kardeşi kırmızı kuşağı dualar okuyarak gelinin beline üç kez dolayıp takar.Gelin bir kolunda babası, diğer kolunda damat ile evden çıkar.Bu esnada kızın çeyizi de taşınmaktadır.Dualar okunup gelin arabaya bindirilir.gelin alayı dolaşarak erkek evine gelir.Oğlan evine gelindiğinde kayınvalide gelinin önünde çömlek kırar; gelinin bütün kötü huyları böyle kırılsın diye,başından kuru yemiş, şeker,bozuk para atar;bereketli olsun diye,kapının girişine yağ sürdürülür; evine yağ gibi sıvansın diye.Ayrıca gelin evinden çıkıp erkek evine gelene kadar yengeler ellerinde bir ayna tutarlar;gelinin bahtı açık olsun, gelen kötü bakışlar aynen sahiplerine yansısın geline değmesin diye. 2-Doğum Gelenekleri Çorum’da doğum olayına büyük önem verilir. Çocuğu olmayan kadınlar, yatırlara, tekkelere giderek adaklar adar, dilekte bulunurlar. Hamile kadının karnının sivriliği olan yaygınlığı, kız doğuracağına yorulur. Hamile kadın göğüslerine süt geldiğinde bir bardak suya sütünden damlatılır. Sütü sağılmazsa bebeğin oğlan, dağılırsa kız olacağına inanılır. Doğan çocuğun göbeği kurutulduktan sonra saklanır. Çocuklar ilk altı ay tam, sonra yarım kundaklanır. Yörede bebeğin altına konan toprağa “Öllük” adı verilir. Çocuk kırklamadan dışarıya çıkarılmaz. Konuşamayan çocuklar, Kapalı Dede’ye götürülür. Buradaki kazanın kapağından çocuğa su içirilir. Dilaltı varsa Karaözler Ocağı’nda kestirilir. Çok ağlayan ve uyumayan çocuklar Dut Dede’ye götürülür. Oradaki taşa bağlanarak bir süre yalnız bırakılır. Taştaki oyuğa üç mum dikilir. Sürekli öksüren çocuk üç kez öksürük deliğinden geçirilir. Öksürük deliği büyük bir taşın oyulmasıyla meydana gelmiştir. Çocuk bu delikten geçirilmeden önce taşın çevresine arpa serilir. Karnı çok şişen çocuklar Kerebigazi’ye götürülür. Karnı türbenin kapısına ya da taşına sürtülür. Çeşmenin suyundan içirilir. Delilik belirtisi gösteren çocuklar, Aptalata köyündeki yatıra götürülür. Başına yatırın sarığı giydirilir. Ve direğe bağlanarak 2-3 saat bırakılır. Çocuğun ilk dişi çıktığında “diş hediği” yapılır. Gelenlere kaynatılmış buğday, kuru yemiş ve yaş meyve sunulur. Kaynatılmış buğdayın 32 tanesi bir ipe dizilerek çocuğun boynuna takılır. Gelen misafirler çocuğa hediye getirir. Çorum’da çocukla ilgili geleneklerden biri de “beşik kertmesi” denilen beşikte nişanlanma olayıdır.

RİZE DUGUN GELENEKLERİ

Evlenme Günümüzde her ne kadar gençlerin fikri alınsa da görücü usulüyle evlenme vardır. Ancak kız istemediğinde kaçma, kaçırma da görülebilmektedir. Bazı yerlerde “kız çekme” de denilmektedir. Azda olsa “berdel evlilik” vardır. “Başlık parası” ve “beşik kertme” eskiden olmasına rağmen şimdi yoktur. Önceden beri yabancıya kız verme ve yabancıdan kız almadan kaçınılmıştır. Ama şimdi bu düşüncenin önemini yitirdiğini görüyoruz. Evlilik seremonisi genelde şu şekilde yapılır: Kız istenir, söz kesilir, düğün günü kararlaştırılır. Düğüne davet için davetlilere “lokum” adı verilen kurabiyeler gönderilir. Düğünden önceki akşam kız evinde “kına gecesi” yapılır. Bu geceye yakın akrabalar koç getirdiklerinden “koç akşamı” da denir. Yine düğünden önce, kız oğlan evine, oğlan da kız evine bohçalar gönderir. Düğün günü gelin alayı oğlan evine geldiğinde, damat alayı karşılar, gelinin üstüne para ve çerez serper. Bu arada karşılama esnasında silahlar atılır. Genellikle düğün akşamında imam nikahı kıyılır. Düğünden üç gün sonra gelin evine gidilir. Çamlıhemşin yöresinde gelin damat evine yengesiyle birlikte gelir ve ilk 4-5 gün yengesi gelinin yanında kalır. Bu süreç gelinin yeni evine alışma süresidir, yengesi ona yardımcı olur ve bu zaman zarfında gerdek olmaz. Alışma süresinin sonunda gelin evine ziyarete gidilip gelindikten sonra gerdek olur. Rize’de daha önceleri “damat” yerine “enişte” tabiri kullanılıyordu. Koca adayına “enişte” deniyordu. Enişte sofrası, enişte lokumu, enişte daveti gibi ifadeler hep damat kastedilerek kullanılıyordu. Enişteye, yani teyzenin kocasına ise “dayı” deniliyordu. Dondarcı: Düğün yemeğini pişiren kadınlara dondarcı denir. Elbise Kesmek: Kız ve erkek tarafı düğünden bir süre önce birlikte düğün alışverişi yaparlar. Elbiseler ve takılar alırlar. Buna elbise kesmek denir. Enişteyi Bağlama: Düğün günü damadın arkadaşları damadı kollarından ve ayaklarından sandalyeye bağlarlar. Kaynana bir tepsi baklava göndererek damadı bu durumdan kurtarır. Kapılık: Gelin erkek evine gelince eve girmeden önce gelinin kardeşi gelin için kapılık (hediye) ister kayınbaba veya kaynana genelde ahırda bulunan hayvanlardan birisini geline kapılık olarak hediye ederler. Hediye edilen gelinin malı sayılır.

MANİSA EVLİLİK GELENEKLERİ

Düğünler, düğün sahiplerinin sosyal ve ekonomik durumlarına, yaşadıkları yöreye göre farklılıklar gösterir. Düğün gelenekleri özellikle kentsel kesimde eskiye oranla daha sadeleşmiş görünmektedir. Manisa Merkez’de kaybolmaya yüz tutmuş eski düğün gelenekleri kısaca şöyledir: Erkek tarafı kızın evine görücü gönderir. Kız görücüler tarafından beğenildiği takdirde, birkaç gün sonra erkeğin yakınlarından birkaç kişi, kız evine giderek kızı ister. Kız evinin büyükleri birkaç gün düşünme süresi ister. Kızın babası, babası yoksa evin büyüğü, bu evliliği uygun gördüğü takdirde, düşünme süresi sonunda tekrar gelen erkeğin ailesine süslü bohça ya da şase içinde kravat, çorap v.b. hediyelerle birlikte bir mendil verilir ki buna “söz mendili” denilir. Mendil verildikten sonra, oğlan evine “söz şerbeti” denilen şerbet ikram edilir ve nişan günü kararlaştırılır. Nişan gününden önce, kıza alınan çeşitli armağanlar “nişan selesi” adı verilen süslenmiş seleler içine konularak kız evine gönderilir. Bu seleler bir süre muhafaza edilerek tebrik etmeye gelenlerin görmesi sağlanır. Nişan için tespit edilen tarihte, erkek evi akraba ve yakınlarını toplayarak kız evine giderler, kendi aralarında eğlenerek nişan yüzüklerini takarlar. Nişanlılık süresi içine tekabül eden dini bayramlarda kız evi damada, oğlan evi geline giyecek türünden hediyeler alır, kurban bayramında ise kız evine gönderilen hediyelere süslenmiş bir koç ilave edilir. Eski düğünler çarşamba, perşembe, cuma veya cuma, cumartesi, pazar olmak üzere üç gün sürerdi. Düğünden önce oğlan evi, kızın çeyizlerini almak üzere araba gönderir, kızın arkadaşları veya kardeşleri çeyiz sandıklarının üzerine oturur ve oğlan evi bahşiş vermeden kalkmazlardı. Çeyiz, kızın gelin gideceği eve serilerek, isteyen bayanların evi ziyaret ederek çeyizi görmesi sağlanır, buna “çeyiz bakma” denir. Gelin gitmeden önce gelin hamamı ve düğünden önceki akşam kına gecesi yapılır. Kına gecesinde kadınlar kendi aralarında eğlenir ve kızın ellerine kına yakılır. Düğün günü oğlan evi gelini almaya geldiğinde, gelin evden çıkmadan önce babası, maddi gücüne göre kızın beline altın, gümüş ya da kırmızı kurdeleden bir kuşak takar, gelin at veya otomobil ile baba evinden alınarak, geze geze damadın evine götürülür. Damadın evine gelindiğinde, gelin içeri girerken başına buğday, leblebi, şeker veya para serpilir, orada bulunanlar tarafından toplanan buğday, para ya da şeker bereket getirmesi için muhafaza edilir. Gelin damat evinde yüzü kapalı oturur, akşam yemeğinden önce, damat gelinin duvağını açarak yüz görümlüğü adıyla anılan bir takı takardı. Yemekten sonra damat arkadaşlarıyla yatsı namazına camiye gider, namazdan çıktıktan sonra ellerinde yanan mumlarla eve dönülür ve damat sırtı yumruklanarak eve bırakılırdı.

SİİRT DUGUN GELENEKLERİ

Kız Beğenme Mayıs ayında başlayan ve “Şihir” tabir edilen ilkbahar gezmelerinde, düğünlerde, aile toplantılarında vb. umumi yerlerde kızı görüp beğenen erkek, ailesine açılır ve “Falan kız kimlerden?” diyerek o kızı istediğini ima eder. Bunun üzerine erkek ailesi kız hakkında etraftan bilgi toplamaya başlar. Sonuç olumlu olursa, kadınlardan kurulu bir topluluk, kızı ailesinden ister. Kız evi nazlanır ve aynı zamanda erkek hakkında araştırma yapar. Bu ara geliş-gidişler devam eder. Araştırma neticeleri uygunsa, kız evi rıza gösterir ve bunu kahve-şeker ikramıyla belli ederek “Allah hayırlı etsin” temennisinde bulunurlar. Kız tarafı, damat tarafı erkeklerinin, kendi erkeklerini ziyaret etmesini isterler. Erkekler arasında isteme şekli daha samimi ve daha kısadır. Diğer bir deyişle iş kadınlar tarafından olgunlaştırılmış, erkekler tarafından noktalanmış olur. Bunu takip eden bir iki gün içinde gündüz kadınlar, gece erkekler olmak üzere, iki koldan kız evine gidilerek söz kesimi “Temlihkeyye” yapılır. Nişan Önce erkek tarafı nişan yüzüğü için ölçü ister. Arkasından da kız tarafı ölçü ister. Buna göre yüzükler alınır. Nişan günü erkek tarafı gelin evine bir torba kesme, bir torba toz şeker, iki kilo kahve ve yeteri kadar sigara ve kibrit gönderir. Kapısı ardına kadar açık bırakılan kız evine gelen misafirler erkek ve kadın olarak ayrı ayrı toplanırlar. Misafirlere şeker ve kahve ikram edildikten sonra imam, nişan duasını üç defa okur. Her defasında “Oğlumuz falana, kızınız falanı veriyormusunuz?” diye tekrarlar. Kız tarafının bir büyüğü “Atayna” (verdik) der. Bu söz üzerine damat adayının kardeşi veya genç bir yakını derhal yerinden fırlayarak “Verdik” diyen kimsenin ve hocanın elini öper ve fatiha okunur. Merasimin bitirildiği hemen kadınlara ulaştırılır. Damat tarafının kadınları, bu olayı “Tililili” (sevinç çığlıkları) ile ilan ederler, ve eğlence ile takılar takılır. Nişan tarihinden bir hafta sonra Perşembe gecesi damadın yakın akrabaları toplanarak kız evine giderler. Misafirler biraz istirahat ettikten sonra gelinlik kız, yaş sırasına göre gelenlerin ellerini öper, onlar da kendisine çeşitli hediye veya para verirler. Nikah Nişanlılık devresi devam ettiği müddetçe damat tarafı, gelinlere izzet ve ikramlarda bulunur. Her mevsimin meyvelerinden götürülür. Bayramlarda bayramlık hediye verilir. Mahalli günlerden olan Cıgor’da baklava, portakal; Yumurta Bayramı’nda sayıları 100 ile 500 arasında yumurta gönderilir.Her iki taraf içinde iktisadi bir yıkım olan bu adetler, çok yavaş bir şekilde terk edilmektedir. Önceleri damat tarafını masrafa sokan bu adetler, evlilikten sonra kız yakınları tarafından ömür boyu devam ettirilir. Pazartesi günü evli telaşı, Çarşamba gelince kına yarışı, Cuma gecesinde inletir başı, Şarkın incisi güzeldir Siirt. Damat tarafının hazırladığı hamam takımı, ayakkabı, manto, çanta gibi bütün eşyalar sandık içinde kız evine götürülür. Güğüm ve bakır ibrik kız tarafından çıkarılır. Kız evi, gelen kadın misafirlere çeşitli yemekler ikram eder. Kız evinde her iki taraftan toplanan kadınlar huzurunda tarafların çıkardığı çeyiz eşyaları tek tek gösterilir. Her gösterişte bir alkış tufanı kopar. Bu sırada kız ailesi tarafından damadın yakınlarına hazırlanan “Sabahiye” denilen hediyeler de teşhir edilir. Bu eşyalar gerdek gecesinin ertesi günü Cuma sabahı sahiplerine verilir. Bu teşhir işine “Şebeş” adı verilir. Düğünler dört gün sürer. Bu dört gün boyunca yapılan hazırlıklar damat evinde yürütülür. Gelin evinde sadece genç kızlar ve kadınlar eğlence düzenlerler. Düğünün ikinci günü olan Salı günü gelinin eşyaları damat evine taşınır. Kına Gecesi Çarşamba gecesi kına gecesidir. Sabahleyin gelin, damat ailesinin kadınlarıyla hamama götürülerek sevgi gösterileri arasında yıkanır. Damat tarafı, hamama mevsimine göre çeşitli meyveler gönderir. Geceleyin damat tarafı kalabalık bir erkek-kadın topluluğu ile kız evine kına götürerek gelinin eline sürerler. Bu kınanın içine damat tarafı bir miktar para koyar. Gelin evinden dönüşte tekrar eğlencelere başlanan erkek evinde, damadın da eline kına sürülür. Kına misafirlere de dağıtılır. Erkekler arasındaki eğlenceler kadınlarınkine göre nispeten daha renkli olur. Geç saatlere kadar devam eden eğlencelerden sonra damat sabaha karşı damat ve yakınları için tümüyle tutulan hamama arkadaşlarıyla birlikte gider. Yıkandıktan sonra topluca damat evine gidilerek mükemmel bir sabah yemeği yenilir. İkindiye doğru damadın tıraşı merasimle yapılır. Damadın odası gelin evinden gelen kadınların ve komşuların yardımlarıyla düzenlenirken, gelin de yakın arkadaşları tarafından süslenir ve baba evinde son dakikalarını yaşamaya başlar. Süslenen gelin yatsıya kadar gelinlik elbisesi ve duvağı ile oturarak komşuları tarafından ziyaret edilir. Yatsıdan sonra damat ve taraflarınca damat evine götürülür. Bu sırada sağdıçlar damada talimat verir.Sağdıç, damadın akrabası veya yakın dostlarından biridir. Aynı şekilde gelinede ablası veya yengesi nasihat ederek sağdıçlık görevini yerine getirmiş olur. Damadı, arkadaşları salavatlar arasında giydirirler. Damadın elbise düğmelerini iliklememesi, ayakkabı bağlarını bağlamaması tenbih edilir. Gelinle birlikte koltukta karşılıklı otururlarken gelinin damadın ayağına basmaması için dikkatli olması tavsiye edilir. Çünkü, gelin damadın ayağına basarsa, erkek evlilik müddetince karısından korkar ve kılıbık olurmuş. Aynı şekilde merasim sırasında damadın bekar kızlar tarafından “Murat” (dilekleri olsun) diye çimdiklenmemesi hususu hatırlatılır. Gelin, damat evine gelirken damadın kardeşi veya en yakını tarafından elinden tutularak kalabalık arasında salona çıkarılır. Gelin tam cümle kapısından girerken içinde bozuk para ve arpa bulunan bir testi, büyük bir gürültüyle kırılır. Böylelikle gelinin kayınbaba evinden korkacağına inanılır. Arpa, gelinin erkek çocuk doğurması içindir. Gerdek odasının önündeki salonda hazırlanan koltuklarda karşı karşıya oturan gelin ile damadın üstüne para serpilir. Damat, gelini salona girerken, etrafa para saçarak karşılar. Dualar ve salavatlar arasında bir müddet salonda oturan damadın elinde mumlarla süsle bir tabak bulunur. Son zamanlarda mumlar yerine ampul veriliyor. Kalabalığın dağıtılması için, gelinle damadı hemen gerdek odasına sokarlar. Etrafın dağıldığına kanaat getiren erkek, abdest alarak iki rekat şükür namazı kılar ve dua eder. Namazı bitiren damat, soyunmadan önce eline hediyesini verir. Daha önceden gerdek odasındaki masaya konan “Damad Mendili” diye tabir edilen bohça içinde bulunan kuruyemişlerden birbirlerine ikram eden gelin ve damat, kurdukları yuvanın geleceğinden konuşarak geç saatlere kadar uyumazlar. Ertesi gün sabah namazından evvel uyandırılan damat, hamama götürülür. Öğle vakti Cuma Namazı kılınır. Dönüşte akraba ve yakın arkadaşları ile öğle yemeği yer. Gelinin akrabaları hediyeler ve iki tepsi baklava ile kızlarını görmeye gelirler ve öğle yemeğini burada yerler. Üç gün sonra akşam, dost ve akrabalarla birlikte damat gelini babasının evine götürür. Kayınpeder ve kayınvalidesinin elini öper ve hediyesini alır. Bu hediye kol saati, yüzük veya elbiselik kumaş olabilir. Bu ziyaretten yedi gün sonra da gelin terafı kızlarını görmeye giderler ve hediyeler götürürler. Evlilikten kırk gün sonra, gelin babasının evine gider. Bir hafta orada kalır. Bundan sonra gelin tarafı damatlarına bir akşam yemeği verir. Vakit ilerleyince damat, hanımı ile birlikte evine döner. Böylece kuruluşu tamamlanan yeni aile, yaşayışına normal bir şekilde devam eder.

KARABUK DUGUN GELENEKLERİ 

Düğün Gelenekleri Evlenmemiş erkeklere yörede ergen denir. Ergen olanın evlenme çağı 20-25 arasındadır ve mutlaka askerliğini yapmış olması gereklidir. Evlendirilecek gencin yaşı olgunlaştıkça sararıp solması, yemeden içmeden kesilmesi anasını endişelendirir. Oğlunun ağzını arayan ana bir sırasını bularak kocasına oğlanın dünya evine sokmanın sırası geldiğini anlatır. Babanın anaya verdiği talimat şudur; “Eh, oğlana münasip bir kız arayıver bakalım!”

BATMAN DUGUN GELENEKLERİ

KIZ GÖRME VE KIZ İSTEME : Evlenmeler, görücü usülü ile yapıldığı gibi, gençlerin birbirlerini görüp tanımaları ile de yapılmaktadır. Evlenmede görücü usulünü anlatacak olursak; erkek tarafı görücü gözüyle kız evine gider. Gelinlik kız tarafından sunulan kahveyi içerek kızı değerlendirirler. Kızı tekrar görmek isterlerse su isterler. Erkek tarafını temsilen yaşlı bir kadın, su getiren gelin adayının fiziğini süzer. Yürüyüşünü inceler, hafif seslenişle işitme özelliğini, ayrılırken de öperek ağız kokusunun olup olmadığını öğrenmeye çalışırlar. Görücü kız evinden ayrılırken, kendi aralarında beğendikleri kızı kimin için isteyeceklerini, istenildiği takdirde verilip verilmeyeceği hususunu kız yakınlarından sorup öğrenirler. Erkek tarafı bazen aracı kullanarak kız tarafından kız istemek üzere evlerinde çay içmeye gelip gelmeyeceklerini ve gün vermelerini isterler. Kız tarafı gerekli araştırmayı yapmak için “ Biz de aile arasında konuyu düşüneceğiz. “ diyerek zaman isterler. Kız tarafı isteği uygun görürse erkek tarafının aracısı ile çay içmek için misafir oldukları günü bildirirler. Bu da kızın verileceğinin teyidi olur. Erkek tarafı imam ile birlikte birkaç kişilik grupla kız evine gider. Kız istenir ve söz kesilir. Bundan sonra nişan ve düğün yapılır. İlimizde düğünler genelde Perşembe ve Cumartesi günleri başlar. Takip eden günlerde devam eder. Düğünlerde davul, zurna, tef, kemençe ve kaval çalınmaktadır. BAŞLIK PARASI : Hızlı bir gelişim ve bu meydanda değişim gösteren topluluğumuzda eski adetlerin yerini yeni değer yargılarının aldığı görülmektedir. Toplumumuzda sosyal bir yara olan başlık parası kısmen kalkmıştır. Şehir ve ilçe merkezlerinde bilhassa okumuş aileler arasında bu usul terk edilmiştir. Köy bazında özelliğini muhafaza eden başlık geleneği, başlık parası alan kız tarafının bu paranın üstüne ilaveler yaparak geline çeyiz yapması suretiyle sürdürülmektedir.

BOLU DUGUN GELENEKLERİ 

Evlenme Gelenekleri Evlenme geleneklerinde eskilerin büyük ölçüde terk edildiği görülmektedir. Görücü usulü ve anlaşarak evlenme yaygındır. İç güveysi denilen damat gelmesi de evlenme şekli olarak görülmektedir. Erkek evladı olmayan aileler damat alırlar. Düğünler cuma günü bir grup kadının kız görmeye gitmesiyle başlar. Düğüne başlarken “ekmek atımı” denilen gözleme dağıtma geleneği günümüzde uygulanmamaktadır. Söz kesiminde kız evinde şerbet içilir. Nişandan önce “urba” görülür yani gelinin ve damadın eşyaları takıları ve hediyelikler alınır. Düğünden bir hafta önce okuyucu gezerek herkesi düğüne davet eder, ancak artık okuyucu yerini davetiyeye bırakmıştır. Perşembe günü çeyiz asma ile düğün başlar. Çeyiz kız evinden çıkmadan önce gelinin kardeşi veya yakını sandığa oturarak bahşiş alır. Düğün süresince gelinin yanında yengeleri, damadın yanında sağdıcı bulunmaktadır. Cuma veya cumartesi akşamı kız evinde kına gecesi yapılmaktadır. Gelin kına yakılacağı zaman elini hediye almadan açmaz. Kına gecesi “yas tutma” yani gelin ağlatma geleneği vardır. Bu gecede ağır entariler bindal üç etek giyilmektedir. Takip eden gün gelin alma günüdür. Gelin alma günü de bahşiş alınmadan gelin evden çıkarılmaz. Gelin eve geldiğinde kapıdan içeriye girerken iyi geçinmeleri dileğiyle kapının eşiğine yağ bal sürdürülmektedir. Bir kolunun altına ekmek diğer kolunun altına Kuran-ı Kerim verilmektedir, ayrıca evine bağlanması amacıyla kapının eşiğine çivi çaktırılmaktadır. Resmi nikah ve imam nikahı mutlaka yapılmaktadır. Eskiden nişanda kızın bir top kumaş üzerinde yürütülmesi, gelin hamamı ve saç örülmesi gibi uygulamalar günümüzde yapılmamaktadır. Düğünden sonra büyüklere el öpmeye davetlere gidilmektedir.

QR kod Evlilik ilanlarim 
QRCode
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 11 ziyaretçi (34 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=