hakan tok
  Neyi Meshur
 

 

ADANA'NIN NEYI MESHUR?
Adana Pamuk ( Beyaz altin ), Adana Kebabi, Cukurova, Adana Anavarza Kalesi, Adana Misis Antik Kenti, Adana Tekir Yaylasi, Yasar Kemal, Sakip Sabanci
ADIYAMAN'IN NEYI MESHUR?
Adiyaman Nemrut Dagi, Adiyaman Besni Uzumu, Adiyaman Pirin-Gumuskaya Magaralari, Adiyaman Kahta Cayi
 
AFYON'UN NEYI MESHUR?
Afyon Hashas, Afyon Kaymak, Afyon Sucugu, Afyon Mermeri, Afyon Caglayan Mesire Yeri, Afyon Iscehisar Kayaliklari, Afyon Bayat Kilimleri, Afyon Hudai, Afyon Gazligol, Afyon Dinar ve Afyon Sandikli Kaplicalari
 
AGRI'NIN NEYI MESHUR?
Agri Dagi, Agri Ishak Pasa Sarayi, Agri Balik Golu, Agri Goktasi Cukuru, Agri Gurbulak Sinir Kapisi, Agri Gunbuldu Magaralari
 
AKSARAY'IN NEYI MESHUR?
Aksaray Ihlara Vadisi, Aksaray Egri Minare, Aksaray Yilanli Kilise, Aksaray Sultanhani ve Aksaray Agzikarahan Kervansaraylari, Aksaray Acemhoyuk, Aksaray Manastir Vadisi, Aksaray Antik Nora Sehri
 
AMASYA'NIN NEYI MESHUR?
Amasya Elmasi, Amasya Borabay Golu, Amasya Kalesi, Amasya Kral Kaya Mezarlari, Ahsap Amasya Evleri, Amasya Darussifa ( Akil hastalarinin muzik ve su sesiyle tedavi edildigi ilk yer ), Amasya Sehzadeler Sehri
 
ANKARA'NIN NEYI MESHUR?
Ankara Anitkabir, Ankara Kalesi, Ankara Tiftik Kecisi ( Ankara Kecisi ), Ankara Haci Bayram Veli Turbesi, Ankara August Tapinagi, Ankara Roma Hamami, Ankara Gordion ( Frigyanin Baskenti ), Ankara Atakule, Ankara Karum Is Merkezi, Ankara Kizilcahamam-Ayas Kaplicalari, Ankara Beypazari Evleri
 
ANTALYA'NIN NEYI MESHUR?
Antalya Duden-Kursunlu-Manavgat Selaleleri, Antalya Dim-Damlatas-Karain Magaralari, Antalya Olimpos-Beydaglari-Koprulu Kanyon Milli Parklari, Antalya Konyaalti-Lara-Patara Plajlari, Antalya Turuncgil ve Seracilik Uretimi ile Alanya, Side, Manavgat, Kemer, Kalkan, Kas Gibi Turizm Merkezleri, Antalya Tarihi Kaleici Evleri, Antalya Altin Portakal Film Yarismasi, Antalya Kesme Cicek Uretimi, Antalya Aspendos, Antalya Perge, Antalya Fhaselis, Antalya Termessos, Antalya Olympos Antik Kentleri
 
ARDAHAN'IN NEYI MESHUR?
Ardahan Cildir Golu, Ardahan Kasar Peyniri
 
ARTVIN'IN NEYI MESHUR?
 Artvin Boga Guresleri, Artvin Barhal Kilisesi, Artvin Sarp Sinir Kapisi, Artvin Coruh Nehri, Artvin Karagol - Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parklari
 
AYDIN'IN NEYI MESHUR?
 Aydin Deve Guresleri, Aydin Buyuk Menderes Nehri, Aydin Afrodisias-Milet-Didim-Priene Antik Kentleri ile Kusadasi, Aydin Inciri, Aydin Dilek Yarimadasi Milli Parki
 
BALIKESIR'IN NEYI MESHUR?
Susurluk Ayrani ve Tostu, Manyas Golu ve Manyas Yogurdu, Ayvalik ve Edremit Zeytini, Balikesir Kaz Daglari Milli Parki, Bor mineralleri, Gonen-Manyas-Burhaniye Kaplicalari, Kaz Daglari Sarikiz Senlikleri, Balikesir Sahin Deresi Kanyonu, Balikesir Sutuven Selalesi, Ayvalik-Altinoluk-Akcay-Oren Turizm Merkezleri, Hasanboguldu, Balikesir Tahtakuslar Etnografya Muzesi, Balikesir Kolonyasi
 
BARTIN'IN NEYI MESHUR?
Amasra Kalesi, Bartin Inkum Plaji, Bartin Cayi
 
BATMAN'IN NEYI MESHUR?
Batman Hasankeyf Turbesi ve Kalesi, Batman Petrol Rafinerisi
 
BAYBURT'UN NEYI MESHUR?
Bayburt Kalesi, Sehit Osman Turbesi, Aydintepe Yeralti Sehri, Bayburt Sirakayalar Selalesi
 
BILECIK'IN NEYI MESHUR?
Bilecik Seyh Edebali ve Ertugrul Gazi Turbeleri, Bilecik Saat Kulesi, Bilecik Turk Buyukleri Platformu, Osmanlinin Kurulus Yeri Sogut Ilcesi, Bilecik Mermer Uretimi ve Bozoyuk Seramigi
BINGOL'UN NEYI MESHUR?
Bingol Kos Kaplicasi, Bingol Soguksu Mesiresi, Buzul Golleri, Bingol Kigi Kalesi, Bingol Yuzen Ada ( Turnalar Golu), Kartal (Karakus) Halkoyunu
 
BITLIS'IN NEYI MESHUR?
Bitlis Nemrut Dagi, Nemrut Krater Golu, Bitlis Ahlat Kumbetleri, Tutun Uretimi, Bitlis Suphan Dagi, Bitlis Adilcevaz Kalesi, Bitlis Ihlasiye Medresesi, El-Aman Kervansarayi, Ahlat Selcuklu Mezarligi, Bitlis Bes Minare (Serefiye, Kalealti, Ulu, Meydan ve Gokmeydan Camileri)
 
BOLU'NUN NEYI MESHUR?
Bolu Yedigoller
Bolu Yedigoller, Bolu Abant, Golcuk, Bolu Sunnet Golleri, Mudurnu ve Goynuk’un Tarihi Ahsap Evleri, Kartalkaya Kis Sporlari Merkezi, Bolu Mengen’in Ascilari, Bolu Akkaya Travertenleri, Seben Kaya Evleri, Seben Elmasi, Bolu Aladag Yaylalari, Mudurnunun Sarot ve Babas Kaplicalari, Suluklu Gol, Bolu Yedigoller milli parki, Ak kaya
 
BURDUR'UN NEYI MESHUR?
Burdur Sagalassos Antik Kenti, Burdur Insuyu Magarasi, Burdur ve Salda Golleri
 
BURSA'NIN NEYI MESHUR?
Bursa Yesil Turbe, Bursa Ulu Cami, Kozahan, Iznik Cinileri, Bursa Cumalikizik Koyu ve Evleri, Bursa Uludag Milli Parki, Kestane Sekeri, Seftali, Bicak, Bursa Havlusu, Gemlik ve Mudanya'nin Zeytini, Bursa Inegol Koftesi, Cekirge-Oylat Kaplicalari, Iskender Kebabi, Bursa Inkaya Cinari, Mihalic Peyniri, Iznik Golu, Emsali zor bulunan Irgandi Kopru, Bursa Osman Gazi ve Orhan Gazi Turbesi, Bursa Emirsultan turbesi, Bursa Molla Gurani Turbesi, Bursa Molla Fenari Turbesi, Karagoz ve Hacivat, Bursa Uftade Turbesi, Hisar ve Orta Pazar mahallelerindeki surlar ve Osmanlinin Bursa’ya ilk girdigi Kapi (Saltanat Kapi Yeni Yapilan Degil)
 
CANAKKALE'NIN NEYI MESHUR?
Canakkale Gokceada ve Bozcaada, Canakkale Truva ve Assos Antik Kentleri, Canakkale Gelibolu Sehitler Milli Parki, Adatepe ve Cetmi (Yesilyurt ) Koyleri, Dardanel Balik Konservesi, Domates ve Seramik Uretimi, Canakkale Hosmerim ( peynir tatlisi )
 
CANKIRI'NIN NEYI MESHUR?
Cankiri Kalesi, Cankiri Tasmescit, Cankiri Bulbul Pinari Dinlenme Yeri, Cankiri Kayatuzu Uretimi, Cankiri kavunu
 
CORUM'UN NEYI MESHUR?
Corum Alacahoyuk
Corum Yazilikaya, Corum Hattusas, Corum Alacahoyuk Oren Yeri, Corum Leblebisi ve Corum Saat Kulesi
 
DENIZLI'NIN NEYI MESHUR?
Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti, Buldan Bezi, Havlu ve Bornoz Uretimi, Guney Selalesi, Karahayit Kaplicalari, Kizildere Jeotermal Kaynagi , Denizli Horozu
 
DIYARBAKIR'IN NEYI MESHUR?
Diyarbakir Surlari
Diyarbakir Surlari, Diyarbakir Karpuzu, Malabadi Koprusu, Ergani Bakiri, Behrampasa Camii, Delilo Halkoyunu, Deliller Hani, Diyarbakir Sokaklari, ( Kuceler ) Hilar Kayaliklari, Cermik Kaplicasi, Meryem Ana Kilisesi, Sari Saltik Turbesi
 
DUZCE'NIN NEYI MESHUR?
Samandere, Guzeldere, Aydinpinar, Sariyayla, Saklikent ve Aktas Selaleleri,Fakilli, Sarikaya ve Aksu Magaralari, Akcakoca Turizm Merkezi, Efteni Golu ve Kaplicasi, Konuralp Muzesi, Sakarca, Topuk, Karduz, Odayeri , Torkul Yaylalari
 
EDIRNE'NIN NEYI MESHUR?
Edirne Rustempasa Kervansarayi
Edirne Rustempasa Kervansarayi, Selimiye Camii Edirne, Kirkpinar Yagli Guresleri Edirne, Aycicegi-Pirinc ve Beyaz Peynir Uretimi, Edirne Uzunkopru.
 
ELAZIG'IN NEYI MESHUR?
Harput Kalesi ve Sehri, Keban Baraj Golu, Hazar Golu, Buzluk Magarasi, Caydacira Halkoyunu, Agin Kaplicasi
 
ERZINCAN'IN NEYI MESHUR?
Girlevik Selalesi, Eksisu Kaplicasi, Tulum Peyniri, Bakir Islemeciligi, Aygir Golu, Buz Magaralari, Eginin ( Kemaliye ) folkloru
 
ERZURUM'UN NEYI MESHUR?
Palandoken Kayak Merkezi, Cifte Minareli Medrese, Tortum Selalesi, Oltu Tasi, Aziziye Tabyalari, Uc Kumbetler, Cag Kebabi, Tepsi Minare ( Saat Kulesi ), Erzurum Kalesi, Rustem Pasa Bedesteni, Erzurum Kongresi Binasi, Cobandede Koprusu, Narman Peribacalari
 
ESKISEHIR'IN NEYI MESHUR?
Eskisehir Luletasi, Porsuk Cayi, Midas Tapinagi, Anadolu Universitesi, Yunus Emre Turbesi, Tarihi Odun Pazari Evleri, Yazilikaya Frig Vadisi ( Midas Kenti ), Uyuz, Cifteler ve Yarikci Hamamlari, Catacik Ormanlari ve Mesire Yeri, Eti Biskuvileri, Inonu Planor Kampi, Sivrihisar Ermeni Kilisesi, Met Helvasi, Cig Borek, Sakari Ilicalari
 
GAZIANTEP'IN NEYI MESHUR?
Antepfistigi, Antep Baklavasi, Zeugma-Karkamis-Yesemek Antik Kentleri, Iplik Sanayi, Karpuzatan ve Dulukbaba Mesire Yerleri, Antep Mutfagi
 
GIRESUN'UN NEYI MESHUR?
Giresun Kalesi, Findik Uretimi, Hayirsiz Ada, Sebinkarahisar Kalesi, Kumbet, Bektas, Golyani, Kulakkaya ve Sisdagi Yaylalari, Aksu Senlikleri, Pinarlar Selalesi Aygir Golu, Giresun Kalesi, Gedikkaya
 
GUMUSHANE'NIN NEYI MESHUR?
Tomara ve Torul Selaleleri, Satara Antik Kenti, Kusburnu Cayi ve Marmeladi, Imera Manastiri ve Gumushane Evleri
 
HAKKARI'NIN NEYI MESHUR?
Cilo ve Sat Daglari, Buzul Golleri, Zap Suyu, Ters Lale ( Aglayan Lale ), Semdinli Bali, Sumbul Dagi, Hakkari Kilimleri
 
HATAY'IN NEYI MESHUR?
Antakya Mozaik Muzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajlari, Iskenderun Demir-Celik Fabrikalari, Sogukoluk Mesire Yeri, Kunefe Tatlisi, Sen Piyer Kilisesi, Erzin Kaplicalari
 
IGDIR'IN NEYI MESHUR?
Pamuk Uretimi
 
ISPARTA'NIN NEYI MESHUR?
Kovada Golu Milli Parki, Isparta Gulu, El Dokumasi Isparta Halilari, Egirdir ve Golcuk Golleri, Isparta Elmasi,Yazili Kanyon Milli Parki, Pinargozu Magarasi, Davraz Dagi Kayak Merkezi
 
ISTANBUL'UN NEYI MESHUR?
Topkapi Sarayi, Sultanahmet ve Suleymaniye Camileri, Yerebatan Sarnici, Kapalicarsi, Misircarsisi, Istiklal Caddesi, Dolmabahce ve Ciragan Saraylari, Yildiz-Gulhane - Emirgan Parklari, Camlica Tepesi, Prens Adalari, Rumeli Hisari, Halic Piyerloti, Kiz Kulesi, Istanbul Bogazi, Minyaturk, Istanbul Surlari, Galata Kulesi, Sultanahmet Meydani, Aya Irini Muzesi, Eyup Sultan Camii, Bogaz Kopruleri, Bozdogan Kemeri, Fener Rum Patrikhanesi
 
IZMIR'IN NEYI MESHUR?
Izmir Saat Kulesi, Izmir Kadife Kale, Izmir Meryem Ana Evi, Izmir Kulturpark, Izmir Efes-Bergama Antik Kentleri, Izmir Balcova Kaplicalari, Izmir Kemeralti Carsisi, Izmir Camalti Tuzlasi ve Kus Cenneti, Izmir Cesme Kalesi, Izmir Kordon Boyu, Izmir Asansor, Izmir Kizlar Agasi Hani, Izmir Birgi Cakiraga Konagi, Izmir Kofte, Izmir Lokma ve Kemalpasa Tatlilari, Izmir Foca, Cesme, Seferihisar, Selcuk, Alacati Turizm Merkezleri
 
KAHRAMANMARAS'IN NEYI MESHUR?
Maras Dondurmasi, Dongel Magaralari, Afsin-Elbistan Termik Santrali, Maras Kalesi
 
KARABUK'UN NEYI MESHUR?
Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu, Demir-Celik Fabrikasi
 
KARAMAN'IN NEYI MESHUR?
Hatuniye Medresesi, Yerkopru Selalesi, Karaman Koyunu, Turkiyenin Biskuvi Uretim Merkezi, Karaman Elmasi
 
KARS'IN NEYI MESHUR?
Kars Kalesi, Ani Harabeleri, Sarikamis Kayak Merkezi, Kasar Peyniri
 
KASTAMONU'NUN NEYI MESHUR?
Ilgarini Magarasi
Kastamonu Ilgarini Magarasi, Kastamonu Cehennem Deresi Kanyonu, Tosya Pirinci, Taskopru Sarimsagi, Ilgaz Dagi Milli Parki, Kastamonu Kir Pidesi, Kurenin bakiri
 
KAYSERI'NIN NEYI MESHUR?
Erciyes Dagi Kayak Merkezi, Kayseri Pastirmasi, Bunyan Halisi, Sultansazligi Kus Cenneti, Kapuzbasi Selaleleri, Gesi Baglari, Kayseri Mantisi, Karatay Hani, Kayseri Kalesi, Talas Kenti, Gevher Nesibe Tip Merkezi, Kayseri Sucugu...
 
KIRIKKALE'NIN NEYI MESHUR?
Silah Fabrikalari, Petrol Rafinerisi...
 
KIRKLARELI'NIN NEYI MESHUR?
Dupnisa Magarasi, Alpullu Seker Fabrikasi, Hamitabat Dogalgaz Santrali, Derekoy-Igneada-Kiyikoy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri
 
KIRSEHIR'IN NEYI MESHUR?
Ahi Evran Turbesi, Hirfanli Baraj Golu, Seyfe Golu, Petlas Lastik Fabrikasi, Cacabey Medresesi, Mucur Yeralti Sehri
 
KILIS'IN NEYI MESHUR?
Kilis Yorganlari...
 
KOCAELI'NIN (IZMIT) NEYI MESHUR?
 
Pismaniye, Degirmendere Findigi, Hannibal’in Mezari, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Muzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halisi, Kandira Yogurdu, Abdulazizin Av Kosku, Kaiser Wilhelm Kosku, Ballikayalar Vadisi ve Beskayalar Tabiat Parklari, Darica Kus Cenneti, Masukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylasi, Coban Mustafa Pasa Kulliyesi
 
KONYA'NIN NEYI MESHUR
Konya Mevlana Turbesi
Mevlana Turbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Catalhoyuk Antik Kenti, Aksehir Nasrettin Hoca Senlikleri, Konya Balatini Magarasi, Konya Ilgin Kaplicalari
 
KUTAHYA'NIN NEYI MESHUR?
Kutahya Cinisi, Kutahya Porseleni ve bunlarin imalati, Kutahya Baskomutanlik Milli Parki, Kutahya Kalesi, Aizanoi Antik Kenti, Tuncbilek-Seyitomer Linyitleri, Tavsanli Leblebisi, Simav ve Gordes Halilari
 
MALATYA'NIN NEYI MESHUR?
Malatya Kayisisi, Analikizli Kofte, Gunpinar Selalesi, Pinarbasi Mesire Yeri, Aslantepe Antik Kenti, Karakaya Baraji, Somuncu Baba Camii ve Balik Golu, Surgu ( Takaz ) Mesire Yeri, Arapgir Meydan Koprusu, Battalgazi Kervansarayi, Sultansuyu Harasi, Darende Kudret Hamami
 
MANISA'NIN NEYI MESHUR?
Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dagi Milli Parki, Uzum ve Tutun Uretimi, Soma’nin Linyiti, Aglayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Kulliyeleri, Vestel Fabrikalari
 
MARDIN'IN NEYI MESHUR?
Deyrul-Zafaran Manastiri, Mardin Kalesi, Tas Evleri, Telkari Gumus Islemeciligi, Dara Harabeleri ve Zinciriye Medresesi, tiftikten yapilma battaniyeleri, seccadeleri
 
MERSIN'IN ( ICEL) NEYI MESHUR?
Kiz Kalesi, Cennet ve Cehennem Obruklari, Silifke Yogurdu, Anamur Muzu, Turuncgil ve Seracilik Uretimi, Goksu Nehri, Sertavul Gecidi, Tarsus Selalesi, Camliyayla (Namrun), tantuni, kerebic, yaban mersini, Viransehir (Soli-Pompeiopolis)
 
MUGLA'NIN NEYI MESHUR?
Bodrum, Marmaris, Datca, Fethiye, Dalyan, Gocek Gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Beyaz Bodrum Evleri, Bodrum Sualti Arkeoloji Muzesi, Saklikent Kanyonu, Olu Deniz, Camur Banyosu, Iztuzu Plaji, Sedir Adasi, Knidos-Letoon-Kaunos-Labranda-Keramos Antik Kentleri, Milas Halilari, Halikarnas Balikcisi, Marmaris Cam Bali, Sigla Agaci ve Yagi
 
MUS'UN NEYI MESHUR?
Mus Ovasi, Malazgirt Aniti, Gaz Golu
 
NEVSEHIR'IN NEYI MESHUR?
Peribacalari, Derin Kuyu ve Kaymakli Yeralti Sehirleri, Haci Bektasi Veli Turbesi, Uzum Baglari ve Sarabi, Patates Uretimi, Testi Kebabi, Avanos’un Canak Comlek Isciligi, Goreme Acik Hava Muzesi
 
NIGDE'NIN NEYI MESHUR?
Saat Kulesi, Aladaglar, Bolkar Daglari, Turkiye’nin Elma ve Patates Deposu, Kuskayasi Mezarligi, Ciftehan Kaplicalari
 
ORDU'NUN NEYI MESHUR?
Ordu Keyfalan Yaylasi, Turkiye’nin Findik ve Bal Deposu, Ordu Boz Tepe, Ordu Camlik Mesire Yeri, Ordu Yason Burnu ve Kilisesi
 
OSMANIYE'NIN NEYI MESHUR?
Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantas Acik Hava Muzesi, Karacay ve Sarlak Selaleleri, Zorkun Yaylasi, Haruniye Kaplicasi, Yerfistigi Uretimi
 
RIZE'NIN NEYI MESHUR?
Cay Bahceleri, Kackar Daglari, Ayder ve Camlihemsin Yaylalari, Anzer Bali, Zilkale ve Buzul Golleri, Elevit Selalesi, Palovit Yaylasi, Firtina Deresi Vadisi, Rize Kalesi, Rize Bezi, Mandalinasi
 
SAKARYA'NIN NEYI MESHUR?
Islama Kofte, Sapanca ve Poyrazlar Golleri, Akyazi Kuzuluk Kaplicalari, Sakarya Nehri, Patates ve Sogan Uretimi, Karasu, Cark Caddesi
 
SAMSUN'UN NEYI MESHUR?
Samsun Altinkaya Baraji
Tutun Uretimi, Carsamba ve Bafra Delta Ovalari, Havza ve Ladik Kaplicalari, Ataturk Aniti, Bafra Pidesi
 
SIIRT'IN NEYI MESHUR?
Veysel Karani Turbesi, Buryan Kebabi, Perde Pilavi, Saat Kulesi, Siirt Yunlu Battaniyeleri, Derzin Kalesi, Billoris Kaplicasi, Jirkan Kilimi
 
SINOP'UN NEYI MESHUR?
Sinop Kalesi, Boyabat Pirinci, Inceburun ( Turkiye’nin En Kuzey Noktasi ), Ayancik Kerestesi, Erfelek Tatlica Selaleleri, Inalti Magarasi, Akgol, Sinop Hapishanesi, Keten Uretimi
 
SIVAS'IN NEYI MESHUR?
Buruciye Medresesi, Gok Medrese, Kangal Coban Kopegi, Kangal Balikli Kaplicasi, Divrigi’nin Demiri, Pir Sultan Abdal ve Asik Veysel, Divrigi Ulu Camii ve Darussifa, Cifte Minareli Medrese, Sizir Selalesi ( Gemerek ),Todurge Golu ( Zara )
 
SANLIURFA'NIN NEYI MESHUR?
Urfa Kalesi, Urfa Sira Geceleri, Halil-ul Rahman Golu ( Balikli Gol ), Harran Harabeleri, Ceylanpinar Uretme Ciftligi, Cig Koftesi, Kelaynak Kuslari, Halfeti Evleri, Pamuk Uretimi, Hz.Eyup Magarasi, Suayip Sehri ve Magarasi
 
SIRNAK'IN NEYI MESHUR?
Cudi Dagi, Kasrik Bogazi, Habur Sinir Kapisi, Mem-u Zin Turbesi
 
TEKIRDAG'IN NEYI MESHUR?
Sarkoy Uzumu ve Sarabi, Tekirdag Rakisi, Aycicegi, Tekirdag Koftesi, Rakoczi Muzesi, Rustempasa Camii
 
TOKAT'IN NEYI MESHUR?
Almus Baraj Golu
Almus Baraj Golu, Tutun Uretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Ballica Magarasi, Topcam Yaylasi, Zinav Golu, Gok Medrese, Tokat Cemeni, keskek, zile uzumu, Sulu Saray ( Sebastapolis ) Tokat Kebabi, Yazma Uretimi, Tokat domatesi
 
TRABZON'UN NEYI MESHUR?
Sumela Manastiri, Ataturk Kosku, Trabzon Uzungol, Zaganos Koprusu, Hamsikoy Sutlaci, Trabzon Kadirga Yaylasi, Trabzon Bilezigi, Akcaabat Koftesi, Boztepe, Beton Helva ve Vakfikebir Odun Ekmegi, Trabzon Ayasofya Muzesi, Horon, Kisarna ( Bengisu ) Madensuyu, Trabzon Sultan Murat Yaylasi, Trabzon Kizlar Manastiri
 
TUNCELI'NIN NEYI MESHUR?
Munzur Vadisi Milli Parki, Duzgun Baba Dagi, Bagin Ilicasi, Munzur Gozeleri, Tek disli Munzur Sarimsagi, Tunceli Bali...
 
USAK'IN NEYI MESHUR?
Deri, Kilim ve Battaniye Sanayii, Seker Fabrikasi ( Turkiye’deki Ilk Seker Fabrikasi ), Akse Camligi, Hamam Bogazi Sifali Sulari
 
VAN'IN NEYI MESHUR?
Van Kedisi, Akdamar Adasi, Van Golu, Hosap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Selaleleri
 
YALOVA'NIN NEYI MESHUR?
Termal Kaplicalari, Armutlu Kapicalari, Ataturk Kosku Muzesi
 
YOZGAT'IN NEYI MESHUR?
Saat Kulesi, Yozgat Camligi Ulusal Parki, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdag Ormanlari
 
ZONGULDAK'IN NEYI MESHUR?
Zonguldak Taskomuru ( Karaelmas ), Zonguldak Cehennemagzi, Gokgol ve Inagzi Magaralari, Zonguldak odunu
 
GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

1 – ADİLE SULTAN SARAYI

Kandilli’de bulunan Adile Sultan Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından 1876 yılında Sarkis Balyan’a yaptırıldı. Sarayı çevreleyen koruluğa sahil yolundaki kapısından giriliyor. Saray, Adile Sultan tarafından ölümünden önce, 1899’da kız okulu olması isteği ile Milli Eğitim’e bağışlandı. Kandilli Kız Lisesi olarak kullanıldığı dönemde geçirdiği büyük yangın sonrasında restore edildi. Bahçesinde Borsa Restaurant var.

2 – AHMET AFİF PAŞA YALISI

Yeniköy sahilinde yer alan Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın ilk sahibi, Koca Reşit Paşa’nın kızı Ferendiz Hanım. Muhayyeş Yalısı olarak anılan yapının her katı farklı bir stile sahip. Bir zamanlar Yeşilçam filmlerine set olarak kiralanan yalıda, 80’lerin ortasından itibaren 17 yıl Uzan ailesi oturdu. 2006’da TMSF’nin kontrolüne geçen yalıda ‘Binbir Gece’, ‘Aşk-ı Memnu’ gibi diziler çekildi. Burada Agatha Christie’nin konuk edildiği de söyleniyor.

3 – ALMAN ÇEŞMESİ

İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda, Sultan I. Ahmed Türbesi’nin karşısında yer alan tarihi çeşme, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in sultana ve İstanbul’a hediyesi. II. Wilhelm’in 1898 yılında yaptığı ziyaretin anısına ithaf edilmiş. Çeşmenin kagir ve metal yapısı Almanya’da hazırlanmış, gemiyle İstanbul’a taşınmış ve 1901’de monte edilmiş. Koyu yeşil renkli kolonları, nakışlı kemerleri ve bakır kaplı kubbesi, çeşmenin en görkemli özelliklerinden.

4 – AMCAZADE YALISI

Boğaziçi’nde Anadoluhisarı’nın kuzeyinde bulunan yalı,1699 tarihinde inşa ettirilmiş. İstanbul’daki en eski konut olan yalı, Köprülü ailesinden Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa için yapılmış. Orijinali çok daha büyük bir kompleks olan yalıdan günümüze divanhanesi kalmış. Karlofça Antlaşması’nın taslakları bu yalıda hazırlanmış. 1877-1878 Rus Savaşı sırasında buraya yerleştirilen göçmenler nedeniyle tahrip olmuş. Yalı, şu anda restore ediliyor.

5 – ARKEOLOJİ MÜZESİ

Arkeoloji Müzesi, 19. yüzyılın sonlarında Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuş ve 1891’de ziyarete açılmış. Dört bölümden oluşan müzede, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan tüm medeniyetlere ait eserler sergileniyor. Müze pazartesi günleri hariç her gün 09.00-19.00 saatlerinde açık

6 – AYA İRİNİ KİLİSESİ

Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda yer alan ve en büyük Bizans kilisesi olan Aya İrini, günümüzde müze olarak İstanbulluların karşısına çıkıyor. 4. yüzyıl başlarında yapılan Aya İrini, Türkiye’deki müze çalışmalarının ilk başladığı mekan. Aya İrini, 1973’ten beri başta klasik müzik konseri olmak üzere, pek çok sanat aktivitesine ev sahipliği yapıyor

7 – AYASOFYA MÜZESİ

Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından 532-537 yılları arasında kilise olarak inşa edilen, Osmanlı döneminde camiye çevrilen Ayasofya, bugün müze olarak hizmet veriyor. Ayasofya, mimarisi, kubbesinden akan ışık seli ve mozaik süslemeleri ile ziyaretçilerini büyülüyor. Müze pazartesi hariç her gün 09.00-19.00 saatlerinde açık

8 – BEYAZIT KULESİ

Çıkan yangınları gözetlemek üzere yaptırılan Beyazıt Kulesi, nöbet, işaret ve sancak katı olmak üzere üç bölümden oluşuyor. İlk olarak 1749 yılında ahşap olarak inşa edilen kule yandıktan sonra II. Mahmut zamanında, 1828 yılında yeniden yapılmış. İstanbul Üniversitesi kampüsünün içerisinde yer alan kule, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından günümüzde de eskiden olduğu gibi yangın gözetleme, meteoroloji ve yol durumunu bildirmek amacıyla kullanılıyor.

9 – BEYLERBEYİ SARAYI

Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından inşa edilmiş. Saray ünlü mimar Sarkis Balyan imzası taşıyor. Saray, Harem ve Selamlık olmak üzere iki ana bölüm ve üç kattan oluşuyor. Taraçalar şeklinde düzenlenmiş bahçelerin en tepesindekinde olimpik bir havuz bulunuyor. Pazartesi ve perşembe günleri dışında her gün 09.30- 16.00 saatlerinde ziyarete açık.

10 – BOĞAZ KÖPRÜLERİ

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan Boğaz köprüleri şehrin simgelerinden. Boğaziçi Köprüsü, Karadeniz ile Marmara Denizi’ni birbirine bağlayan İstanbul Boğazı üzerinde yer alan iki asma köprüden biri. Ortaköy ve Beylerbeyi arasında olan Boğaziçi Köprüsü Ekim 1973 tarihinde hizmete açıldı. Kavacık ile Hisarüstü arasında olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ise 3 Temmuz 1988 yılında tamamlandı.

11 – BOĞAZİÇİ

Karadeniz ve Marmara Denizi’ni birbirine bağlayan İstanbul Boğazı şehrin adeta simgesi. Boğazın her iki yakasına yayılmış yerleşim bölgesi ise Boğaziçi olarak adlandırılıyor. Boğaz’ın her iki kıyısında da yalılar ve eğlence merkezleri bulunuyor. İstanbul Boğazı üzerinde Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet asma köprüleri bulunuyor. Işıklarıyla geceleri doyumsuz bir seyirlik sunan bu köprüler aynı zamanda Asya ve Avrupa kıtalarını birleştiriyor ve kıtalararası geçişi sağlıyor.

12 – ÇEMBERLİTAŞ

Çemberlitaş sütunu, M.S. 330 yıllarında İmparator I. Konstantin’in onuruna, İstanbul’un yedi tepesinden biri olan ve günümüzde Çemberlitaş olarak adlandırılan semte dikilmiş. Uzunluğu 57 metre olan bu sütun, Roma’daki Apollon tapınağından söktürülmüş ve günümüzdeki yerine konulmuş. Sütun her biri üç ton ağırlığında ve üç metre çapında olan bileziklerle birbirine bağlanmış. Toplam sekiz adet sütun ve bir kaidenin üst üste konulmasıyla oluşturulmuş

13 – ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI

Nurbanu Sultan tarafından yaptırılan Çemberlitaş Hamamı, erkek ve kadın bölümleri olmak üzere birbirinin benzeri bitişik iki ayrı hamam olarak planlanmış. Mimar Sinan’ın son dönem eserleri arasında yer alan hamam, sadelik ve zarafetin buluştuğu bir eser olması nedeniyle, hala yerli ve yabancı turistler, araştırmacılar ve fotoğrafçıların dikkatini çekmeye devam ediyor.

14 – ÇİÇEK PASAJI

Alt katları dükkan, üst katları lüks daireler olarak 1876 yılında inşa edilen Çiçek Pasajı’nın pasaj kısmının; Hristaki Pasajı, binasının da; Cite de Pera, geçmiş dönemki adları.1940 yılında pasajın dükkanlarına çiçekçiler yerleşmiş. Pasaj bir süre bu şekilde kullanılmış, ancak meyhanelerin açılmasıyla birlikte çiçekçiler ve apartman sakinleri burayı terk etmiş. Adı Çiçek Pasajı olarak kalan pasaj, hala Beyoğlu’nun en gösterişli ve süslü yapıları arasında yer alıyor

15 – DİKİLİTAŞ

Theodosius Dikilitaşı veya yalnızca Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı’nın güney tarafında, Yılanlı Sütun’un yanında bulunan bir Antik Mısır dikilitaşı. M.S. 390 yılında Roma İmparatoru I. Theodosius tarafından Mısır’dan gemi ile getirilerek şimdiki yerine dikilmiş. Dikilitaş ilk olarak Mısır firavunu III. Tutmosis tarafından M.Ö. 15. yüzyılda yaptırılmış. Orijinal yüksekliği 30 metre olan taş nakliye sırasında ya da yerine yerleştirilirken tahrip olduğu için bugünkü yüksekliği 18.45 metre

16 – DOLMABAHÇE SARAYI

Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı 1856 yılında Paris Antlaşması’ndan sonra törenle açılmış. Mimarisinde farklı üsluplar bir arada kullanılmış. Sarayın ‘hususi daire’ olarak adlandırılan bölümünde yaşama veda eden Atatürk’ün odası müze olarak hizmet veriyor. Saray, pazartesi ve perşembe günleri hariç her gün 09.00-16.00 saatlerinde açık.

17 – ESMA SULTAN YALISI

Adını, aynı zamanda yalının sahibi de olan I. Abdülaziz’in kızı Esma Sultan’dan alan İstanbul Boğazı’nın bu görkemli yalısı, geçirdiği yangın ve depremden sonra tütün ve kömür deposu olarak kullanılmaya başlanmış. 1990′lı yıllarda The Marmara Hotels grubu tarafından alınan ve restore edilen yalı, şimdilerde en romantik düğünlere, büyüleyici organizasyonlara ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapıyor

18 – FLORYA ATATÜRK KÖŞKÜ

Florya Atatürk Köşkü, Atatürk için İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında mimar Seyfi Arkan’a projelendirilmiş, yazlık bir konut olarak yapılmış. Atatürk, 1936 yılının Haziran ve Temmuz aylarında uzunca bir süre burada yaşamış. Atatürk Müzesi haline getirilen köşk pazartesi ve perşembe hariç her gün 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açık

19 – GALATA KULESİ

Osmanlı’nın ilk döneminde yeniçeriler tarafından kullanılan, II. Selim zamanında gözlemevine çevrilen kule, 1384 yılında inşa edilmiş. 1794 yılında çıkan yangın nedeniyle zarar gören Galata Kulesi, 1832 yılında II. Mahmut tarafından yeniden yaptırılmış. 1967 yılından beri turistik hizmet veren kuleden, İstanbul manzarasını seyretmek tüm zamanlar için ayrı bir keyif. Galata Kulesi’ni 09.00-20.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz

20 – GALATA MEVLEVİHANESİ

Eski adı Kulekapı Mevlevihanesi olan günümüzün Galata Mevlevihanesi, İstanbul’un fethinden sonra 1491 yılında kurulmuş. Divan Edebiyatı Müzesi olarak kullanılan mevlevihane, 1975 yılında halkın ziyaretine açılmış. Her ayın ikinci ve son cuma günleri mekanda sema gösterileri düzenleniyor. Büyülü bir gösteri izlemek için uğramalısınız. Girişin sol tarafındaki mezarlıkta Şeyh Galip ve Nayi Osman Dede’nin mezarları bulunuyor

21 – GALATASARAY ADASI

1872′de Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a hediye edilen adada Osmanlı döneminde, ünlü ressam Ayvazovski de kalmış. Ada, 1914′ten itibaren kömür deposu haline getirilmiş. Bir süre sonra şehir hatları vapurlarına yakıt sağlayan bir yer olmuş. 1957′de Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sadık Giz adayı satın aldı ve diğer üyelerin hizmetine sundu. Bugün ada, Suada Club olarak pek çok mekana ev sahipliği yapıyor

22 – GÖKSU

Beykoz ilçesine bağlı olan Anadoluhisarı sınırları içinde yer alan Göksu, hem doğal güzellikleri hem de tarihi eserleri ile şehrin gözde lokasyonlarından biri. Göksu ve Küçüksu mesireleri Osmanlı döneminde de herkesin rağbet ettiği yerler arasında bulunuyormuş. Göksu Deresi üzerinde yapılan sandal sefaları çok meşhurmuş. Günümüzde yeniden gözde hale gelen Göksu üzerinde bulunan mekanlarda eğlenmek, sandal sefalarını yapmak mümkün

23 – GÜLHANE

Adını Topkapı Sarayı’nın gül bahçelerinden alan Gülhane Parkı, Türk tarihinde demokratikleşmenin somut adımının atıldığı yer. Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839′da Gülhane Parkı’nda okunmuş. Bugün Gülhane Parkı’nda başta turistler olmak üzere, İstanbul’un her kesiminden insana rastlayabilirsiniz. Sarayburnu’nu izleyebilir, Ayasofya’nın karşısından kalkan faytonlarla Gülhane Parkı’nda adeta ‘sultan’ misali gezintiye çıkabilirsiniz

24 – HAYDARPAŞA GARI

Kadıköy’ün en önemli ulaşım noktası olan Haydarpaşa Garı’nın yapımına, 1906 yılında II. Abdülhamit döneminde başlanmış. İstanbul – Bağdat demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilen gar, 1917 yılında çıkan yangında büyük hasar görmüş. 1976 yılında onarılan ve 1983 yılında restorasyonu tamamlanan Haydarpaşa Garı, bugün özelleştirilip, otele çevrilmek isteniyor. Bu tarihi yapının işlevini yitirip, otele çevrilme ihtimali bile İstanbulluları üzüyor

25 – HEKİMBAŞI YALISI

Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı özgün yapısını ve orijinal eşyalarını koruyan nadir yalılarından biri. Güllerle çok ilgilenen yalı sahibi Salih Efendi’nin bahçesi, bahar geldiğinde renk cümbüşüne dönermiş. Fakat Salih Efendi’den sonra bahçe hiçbir zaman eskisi kadar güzel olmamış. Yalının şu an ayakta kalan kısmı, üç ayrı bölümden oluşuyor. Yalıda halen 1905 yılında ölen Salih Efendi’nin akrabaları yaşıyor ve yalı özel toplantılar için kullanılıyor

26 – HİDİV KASRI

Osmanlı’nın 19. yüzyıl başlarında Mısır hidivi yani valisi olan Hilmi Paşa’nın art nouveau tarzındaki köşkü. Çok geniş yemyeşil bir bahçeye, eşsiz manzarasına sahip olan Kasrı’nın kulesi ise İstanbul’un buharla çalışan ilk asansörlerinden birine sahip. Hidiv Kasrı, bugün davetlere hizmet veriyor keyifli bir gün geçirmek isteyenleri ağırlıyor.

27 – IHLAMUR KASRI

Beşiktaş ve Nişantaşı arasındaki vadide yer alan Ihlamur Kasrı, Abdülmecit tarafından Nikoğos Balyan’a yaptırılmış. Ihlamur Kasrı, Maiyet Köşkü ve Merasim Köşkü adında iki köşkten oluşuyor. Sultan Abdülmecit’in genç yaşta ölümünden sonra, Sultan Abdülaziz, ağabeyinin sevdiği bu yapılara ilgi göstermiş. V. Mehmet Reşat döneminde Bulgar ve Sırp Kralları 1910′ burada ağırlanmış. Günümüzde özellikle hafta sonları kahvaltı çok tercih ediliyor

28 – İSTANBUL MODERN

Türkiye’de modern ve çağdaş sanat sergileri düzenleyen ilk özel müze olarak 2004 yılında açıldı. Boğaz’ın kıyısında sekiz bin metrekarelik bir alanda kurulan müze, modern ve çağdaş sanat alanlarındaki üretimleri uluslararası bir yönelimle koleksiyonunda topluyor ve sergiliyor. Pazartesi günleri dışında her gün 10.00-18.00 saatlerinde açık

29 – İSTİKLAL CADDESİ

Beyoğlu’nda bulunan İstiklal Caddesi, Tünel ve Taksim meydanları arasında yer alıyor. Şehrin, hatta ülkenin en ünlü caddelerinden olan İstiklal Caddesi’nin ilk şekillenmesi Bizans döneminden de öncesine dayanıyor. Rus Devrimi’nden kaçanların şenlendirdiği cadde, bugün hem alışveriş adresleri hem de yeme-içme mekanları ile son derece hareketli. Cadde üzerinde ayrıca konsolosluklar ve sanat merkezleri de bulunuyor

30 – KAMONDO MERDİVENLERİ

1850’li yıllarda dönemin önde gelen ailelerinden Kamondo Ailesi’nden banker Avram Kamondo tarafından çocuklarının okula kolay gidip gelmesi için yaptırılmış olan art nouveau tarzına sahip Kamondo Merdivenleri, Voyvoda Caddesi ile Banker Sokağı’nı birleştiriyor. İlginç mimarisi ile dikkat çeken Kamondo Merdivenleri, özellikle fotoğraf çekimlerinin günümüzdeki vazgeçilmez adresi

31 – KAPALIÇARŞI

Fatih Sultan Mehmet’in emriyle kurulan Kapalıçarşı, o tarihlerde Cevahir Bedesteni olarak anılıyordu. Kapalıçarşı’da altın, deri, kilim, süs eşyası, gümüş konusunda yüzlerce dükkan hizmet veriyor. Burası sadece alışveriş değil, içinde bulunan mekanlarıyla da bir çekim merkezi. Kapalıçarşı, pazar hariç her gün 08.30-19.00 saatlerinde açık

32 – KARİYE MÜZESİ

Edirnekapı’daki bu müze, Bizans döneminde kilise, İstanbul’un fethinden sonra ise cami olarak kullanılmış. Dış mimarisinin yanı sıra mozaik süslemeleriyle de dikkat çeken Kariye, 1511 yılında camiye dönüşmüş. Bugünün önemli müzelerinden biri olan Kariye’nin çevresi, ahşap evlerden oluşan İstanbul’un sevimli ve görülmeye değer bir yerleşim merkezi. Müze, çarşamba hariç her gün 09.00-19.00 saatlerinde gezilebilir

33 – KIZ KULESİ

Efsaneye göre kral kızını ölümden korumak için yaptırmış Boğaz’ın ortasına bu kuleyi. Ama yine de kurtaramamış onu ölümden. Efsanesi dilden dile bugüne gelen Kız Kulesi, 2 bin 500 yıldır pek çok aşka ve hikayeye tanıklık etti. Salacak’ta oturup kuleye karşı pek çok öykü, şiir yazıldı. Şehrin simgelerinden olan kule 2000 yılından beridir de konuklarını kabul ediyor. Restoran ve kafe olarak İstanbulluları ağırlıyor

34 – KÜÇÜKSU KASRI

Bir avcı köşkü olarak düşünülen Küçüksu Kasrı, eskiden ‘Bağçe-i Göksu’ olarak anılan bölgede, Göksu Deresi’nin Boğaz’a döküldüğü yerde inşa edilmiş. Mimarı Nikoğos Balyan. Saray 1857 yılında hizmete açılmış. Atatürk’ün de çok sevdiği kasır Cumhuriyet döneminde de bir süre devlet konuk evi olarak kullanılmış. 1994 yılında restore edildikten sonra tamamen halkın ziyaretine açılmış

35 – MISIR ÇARŞISI

İstanbul’un en eski çarşılarından olan Mısır Çarşısı 1660 yılında mimar Kazım Ağa tarafından yapılmış. Mısır Çarşısı, Eminönü’nde Yeni Cami’nin arkasında ve Çiçek Pazarı’nın yanında yer alıyor. Baharatlar başta olmak üzere, bitki kökleri, çiçek tohumları, bitkisel ilaçlar, kuruyemiş ve şarküteri ürünleri satılan çarşı, sadece pazar günleri kapalı. Kapısından girdiğiniz anda, burnunuza dolan koku ve rengarenk baharatların görüntüsü bile, mest olmanıza yetiyor

36 – MODA İSKELESİ

Mimar Vedat Tek tarafından 1917 yılında inşa edilen Moda İskelesi, uzun yıllar deniz ulaşımına kapalı tutuldu. Gitgide harabeye dönüşmeye başlayan iskele, Kadıköylülerin çabalarıyla 2000 yılında restore edildi. İşletmelere kiralanarak restoran olarak hizmet veren Moda İskelesi’ni son olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Beltur A.Ş devraldı. Şu anda restoran ve kafe olarak hizmet veren Moda İskelesi, özel davetler için de kullanılıyor

37 – ORTAKÖY MEYDANI

Ortaköy Meydanı, Osmanlı döneminden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezi. Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuş. Doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış. Arnavut kaldırımları, iskelesi, tavla seslerinin eksik olmadığı kahveleri, güvercinleri ve camii ile hareketli ve büyülü mekan Ortaköy Meydanı. Takıcılar, kumpirciler belki de Ortaköy olmasa bu kadar iş yapamazlardı İstanbul’da. Bu meydan, manzarası ve dokusuyla, hep bir klasik olarak kalacak mekanlardan

38 – PIERRE LOTİ

Fransız yazar Pierre Loti, mekanın müdavimi olduktan sonra, onun adını almış olan, tarihi Pierre Loti Kahvesi, eskiden Rabia Kadın Kahvesi olarak anılıyordu. Kahvenin bulunduğu tepeye de Pierre Loti Tepesi deniliyor. Eyüp Sultan Camii’nin yanındaki mezarlıktan geçerek çıktığınız kahvede, manzaraya karşı çay içmenin keyfine doyum olmuyor. Burada Türk kahvesi içmek şehrin ritüellerinden

39 – PRENS ADALARI

İstanbul’un en yakın sayfiyesi. Prens Adaları; Büyükada, Heybeliada, Burgazadası, Kınalıada ve Sedef Adası’ndan oluşuyor. Bizans döneminde saray mensuplarının sürgün yerleri olduğu için Prens Adaları diye adlandırıldığı söyleniyor. Bugün hem yazlık hem de günübirlik gezinti için tercih edilen adalar, özellikle yaz mevsiminde dolup taşıyor. Prens Adaları’na Bostancı ve Kabataş’tan kalkan vapur, deniz otobüsü ve motorlarla ulaşabilirsiniz

40 – RUMELİ FENERİ

Anadolu Feneri ile aynı tarihte, 1856′da Fransızlar tarafından işletilmeye başlayan Rumeli Feneri, 1933′de Türklerin eline geçmiş. kademede inşa edilen fenerin kulesinin yüksekliği 30 metre. Lambası, ilk olarak gazyağı asetilenle çalışan fener, bugün elektrik enerjisi ile aydınlanıyor. Rumeli Feneri’nin ışığı 18 deniz öteden görülebiliyor. Çevresindeki aynı isimle anılan köy, bugün balıkçılarıyla meşhur. Günübirlik geziler için ideal

41 – RUMELİ HİSARI

Anadolu Hisarı’nın karşısına, İstanbul Boğazı’nın kuzeyinden gelebilecek saldırılara karşı Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. Uzaktan bakıldığında, eski harflerle ‘Muhammed’ biçiminde okunacak şekilde inşa edilen hisar, bugün müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılıyor. Hisarda yıllardır Rumeli Hisarı konserleri düzenleniyor. Çevresinde ise özellikle yaz aylarında kahvaltı edenlerle dolup taşan kahveler ve balık restoranları bulunuyor

42 – SADULLAH PAŞA YALISI

Sadullah Paşa Yalısı hiç şüphesiz Boğaziçi’nin en güzel yalılarından. Yalının sahibi Sadullah Paşa ile oğlu, birbiri ardına intihar edince, yalı uğursuz sayılmış ve aile yalıyı boşaltmış. Daha sonra Sadullah Paşa’nın akrabası Seyfullah Esin tarafından alınan yalı, günümüzde Esin’in eşi Emel Esin’in kurduğu Tek- Esin Vakfı’na ait. Ayşegül Tecimer, Yiğit Şardan gibi isimlerin de kiracı olarak kullandığı yalı bugün de kiracılarını ağırlıyor

43 – SAINT ANTOINE KİLİSESİ

İstanbul’un en büyük Katolik kilisesi Saint Antoine, İstiklal Caddesi üzerinde bulunuyor. 1725 yılında devlet için çalışan Katolik aileleri için inşa edilen kilise, İtalyan rahipler tarafından yönetiliyor. Kiliseye gelir sağlaması amacıyla yapılan avlusundaki Sainte Antoine apartmanları, İstiklal Caddesi’nin ilk betonarme yapıları arasında yer alıyor. Sainte Antoine, sadece Hıristiyanların değil, Müslümanların da sıkça ziyaret ettiği bir kilise

44 – SEPETÇİLER KASRI

İnşasına 1591 yılında başlanan Sepetçiler Kasrı, 1643 yılında tamamlanmış. Zamanında Topkapı Sarayı’na ait kayıkların bulunduğu yerde olan kasır, donanmaya işaret vermek için kullanılmış. 1990′da onarılan ve Uluslararası Basın Merkezi olarak kullanılan kasır, 1998 yılından beri turistler tarafından ziyaret edilebiliyor. Burada ayrıca festivaller kapsamında konserler düzenleniyor

45 – SULTANAHMET CAMİİ

1609-1616 yılları arasında Sultan I. Ahmet tarafından Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılan bu cami, şehrin en önemli simgelerinden. Cami, mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileri nedeniyle Avrupalılarca ‘Blue Mosque’ (Mavi Cami) olarak anılıyor. Sultanahmet Meydanı’ndaki caminin görkemli avlusu, yıl boyunca ziyaretçilerle dolup taşıyor. Çoğu İstanbullunun, caminin önündeki fıskiyeli havuzda bir fotoğrafı bulunuyor

46 – SULTANAHMET MEYDANI

İstanbul’un en önemli meydanlarından. Bizans devrinde at binenlerin, atların meydanı anlamına gelen Hipodrom deniliyormuş. Osmanlı döneminde ise At Meydanı denmiş. Bugün İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biri olan meydanda, Kayzer Wilhelm’in ziyaretine anı olarak yapılmış Alman Çeşmesi bulunuyor. Meydanın tarihi dokusunda gezintiye çıkarken, güvercinleri beslemek için yem almayı unutmayın

47 – SÜLEYMANİYE

1550-1557 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Külliye 15 bölümden oluşuyor. Caminin Beyaz Harem isimli, beyaz mermerden inşa edilmiş iç avlusunun dört köşesinde yükselen ikisi üç şerefeli, ikisi de iki şerefeli olmak üzere dört minaresi var. Camideki dört minare, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah oluşunu; minarelerdeki on şerefeyse, Osmanlı tarihinin onuncu padişahı oluşunu simgeliyor

48 – TOPKAPI SARAYI

Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472 yılında yaptırılan Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı’na kadar 380 yıl boyunca devletin idare merkezi ve sultanların ikametgahı olmuş. 1924 yılında Atatürk’ün emriyle müzeye çevrilmiş. ‘Kaşıkçı Elması’nı ve sarayın görkemini görmek için kapısındaki kuyruğa girmelisiniz. Müze salı günleri hariç her gün 09.00-19.00 saatlerinde açık.

49 – VAPUR

İstanbul Boğaz’ında bugünkü anlamda ilk yolcu vapuru 1837 yılında çalıştı. Boğaziçi’nde vapurla yolcu taşımacılığında asıl büyük adım ise 1851’de Şirket-i Hayriye’nin kurulmasıyla oldu. Bugün şehir hatları vapurları İDO’ya bağlı. Boğaz hattının yanında, Marmara’da da seferler yapıyor. Haydarpaşa, Kadıköy ve Adalar’a seferleri oluyor. Vapurlar, şehrin adeta simgelerinden biri. İstanbullular için vapurda martıları seyrederek, simit ve çay eşliğinde yolculuk yapmak ayrı bir keyif.

50 – YEDİKULE SURLARI

Bizans zamanında yapılmış şehir duvarları. İstanbul’un etrafını çeviren surlar, 5. yüzyıldan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiş. Sultan Mehmet zamanında iç kaleye çevrilmiş. İstanbul’un en önemli mimari eserleri arasında yer alan Yedikule Surları beş köşeli bir yıldız şeklinde yapılanmış. Haftanın her günü ziyarete açık olan Yedikule’nin bahçesinde 17 parça tarihi eser halka açık bir şekilde teşhir ediliyor

51 – YEREBATAN SARNICI

Bizans İmparatoru I. Justinyen zamanında 542 yılında Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmış. Sarnıcın içinde yer alan mermer sütunların görkemi, mekanın halk arasında ‘Yerebatan Sarayı’ olarak anılmasının sebebi. Yerebatan Sarnıcı’nın içinde yer alan Medusa başı, sarnıcın iki sütununun kaidesi olarak kullanılıyor. Her gün 09.00-19.00 saatlerinde ziyarete açık

52 – YILDIZ PARKI

Beşiktaş ile Ortaköy arasında yer alan Yıldız Parkı, İstanbulluların romantik buluşma yerlerinin başında geliyor. Lale Devri döneminde düzenlenen çırağan alemleri sırasında çeşitli eğlencelere mekan olmuş. Malta ve Çadır Köşkü’nün içinde yer aldığı park, sadece semt sakinlerine değil, tüm İstanbullulara hitap ediyor. Okuldan kaçan öğrenciler, örgü ören yaşlı kadınlar, defa elele tutuşan sevgililerin arada vakit geçirdikleri son derece keyifli, yemyeşil bir park

53 – YILDIZ SARAYI

II. Abdülhamit zamanında ana saray olarak kullanılmaya başlanan Yıldız Sarayı, Mihrişah Sultan için yaptırılmış. Korunaklı olan ve köşkler, parklar, bahçeler ile diğer yapılardan oluşan saray geniş bir avluya yayılıyor. Yıldız Sarayı pazartesi ve perşembe günleri hariç her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde 09.30-16.00, 01 Mart- 30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açık.

KONYAALTI

Antalya'nın batı ucunda yer alan bir semt ve aynı ada sahip plajın bulunduğu ilçedir. Çakırlar Yolu ile Kepez'e, Dumlupınar Bulvarı ile de Muratpaşa'ya komşu'dur.
Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, 20. yüzyıl sonlarına kadar, Antalya'nın falezler üzerinde yer almasından dolayı "Koyaltı" biçiminde anıldığı ve halk dilinde zamanla Konyaaltı'na dönüştüğü belirtilmektedir.
Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, Likya sınırları içinde yer almaktadır.
Likya, Pamphilya ile sınırdır. M.Ö. 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise Olbia'dır.

KONYAALTI PLAJI
Konyaaltı bölgesi 20. Yüzyıl sonlarına kadar falezler üzerinde yer almasından dolayı “Koyaltı” biçiminde anıldığı ve halk dilinde söylene söylene Konyaaltı’na dönüştüğü bilinen bir bölgedir. Bu bölgede bulunan Konyaaltı Plajı, Antalya’nın güneybatısında, yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda kum çakıl karışımı bir plajdır. Bir kısmı Beach Park‘a dahil olmak üzere özel ve halka açık plajların bulunduğu sahil boyunca denizden faydalanmak mümkündür. Konyaaltı Plajı’nın özellikle Beach Park tarafında sualtı sporları ve jetski gibi eğlenceler için ayrılmış alanlar bulunmaktadır.Lara Plajı’na göre şehir merkezine daha yakın olan Konyaaltı Plajı, yerli ve yabancı turistler kadar Antalya’da yaşayanların da tercih ettiği bir plajdır. Hava sıcaklığının muazzam arttığı yaz aylarında Antalya şehir merkezine yakın olanlar bu plajda denizin tadını çıkarmaktadırlar. Konyaaltı Sahili’nin temizliği, emniyeti ve hizmet kalitesi mavi bayrak ile belgelendirilmiştir. Deniz suyu kalitesinin yüksek olduğu Konyaaltı’nda denizden faydalanmak için en uygun zaman sabahın erken saatleridir. Denizin en temiz, durgun ve güneşin en zararsız olduğu bu saatlerde sular, deniz dibi rahatlıkla görülecek şekilde berraktır.
KALEİÇİ

Deniz ve kara surları tarafından kuşatılan kent merkezine bugün "Kale İçi" denmektedir. Kale İçi'nin sokakları ve yapıları Antalya tarihinin izlerini günümüze kadar getirmektedir.
Eski evlerin önemi sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda insanların yaşam şekli, davranışları, gelenekleri ve sosyal yönleri konusunda da çok yararlı bilgiler aktarmaktadır.
Kaleiçi’nde binlerce yıllık kalıntılar, tapınaklar, kiliseler, bazilikalar ile Selçuklu ve Osmanlı konutlarından 715 ev ve 47 adet anıt vardır. Bunların çoğu restore edilerek turizmin hizmetine sunulmuştur.
HIDIRLIK KULESİ
Antalya surlar üzerinde 2. yy'da yapılan silindir biçiminde bir kuledir.2. yy’da yapılan kule, surların güneybatı köşesinde Karaali Oğlu'nda yer almaktadır.
14 m yüksekliğinde, alt kısmı kare ve üstü silindir biçimindedir.Alt katta küçük bir oda bulunmakta, üst katta ise oldukça kalın bir duvar kitlesinin çevresinde bir gezi alanı yer almaktadır.
Buradan bir merdivenle, bir dehliz içinden üst kata çıkılmaktadır. Kule bir deniz feneri ve körfeze gelen gemileri gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Alt kattaki oda duvarlarında yüzyıllarca su sızmalarından dolayı kaybolmaya yüz tutmuş fresk kalıntıları nedeniyle, bazı kaynaklarca bir kahraman mezarı olarak gösterilmektedir.
YİVLİ MİNARE
Antalya'daki ilk islam yapılarındandır. XIII. yüzyıla ait bir Selçuklu eseridir. Kaidesi kesme taştandır. Gövde kısmı tuğla ve firuze renkli çinilerden yapılmıştır. 8 Yivlidir. Minare günümüzde Antalya kentinin sembolü durumuna gelmiştir. Yüksekliği 38 m. olup 90 basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktadır.
1972 yılına kadar Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmış olan cami, eski bir Bizans kilisesi iken, Selçuk Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından bir minare eklenerek camiye çevrilmiştir. Kare şeklinde taştan bir kaide üzerine inşa edilmiştir. Üst minare bölümü tuğladır ve açık mavi renkte dört köşe taşlarla mozaik tarzında süslenmiştir.
KARAALİOĞLU PARKI

Antalya Büyükşehir Belediye Binası'nın önünden yaklaşık 7000 metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan parkın üç yönden girişi bulunmaktadır. İlimizin en eski parkıdır. 1940'lı yıllarda Haşim İşcan'ın belediye başkanlığı sırasında ana planı Perge Antik Kenti'nden alınarak düzenlenen parkta 120 çeşite yakın bitki türü vardr.
Karaalioğlu Parkı, sıcak iklime has nadide çiçek ve ağaçları, beton yol ve miradorları, gazinoları ile Antalya'nın en şirin yeridir. Parktan seyredilen Antalya körfezi ve karşıki sarp, karlı Beydağları günün her saatinde başka başka renk alan bir tablo gibidir. Parkta ayrıca wc, çocuk bahçesi, çocuklar için eğitim alanı, çay bahçeleri vardır. Antalya merkezde falezlerin hemen üstünde yer alan Karaoğlan Parkı; bir tarafında cıvıl cıvıl Işıklar Caddesi , bir tarfında tarihi Kaleiçi , hemen yanında Hıdırlık Kulesi ve de eşsiz deniz manzarasıyla tüm ziyaretçilerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.

LARA

Lara Kumsalının adının Hititler çağdaşı halkı olan Luvi'lerin dilinde "KUM" anlamına gelmektedir.Ayrıca Antik anadolu coğrafyası hakkında, Geoghraphica'nın yazarı Amasya'lı Strabon’un bu adla yani LARİSSA isimli kentlerin ortak topoğrafik özelliğiyle ilgili açıklamada diyor ki;Larissa'larla ilgili ortak bir özellik vardır.Toprakları nehirlerin getirdiği alüvyonlarla oluşmuştur".İşte o nedenle kentlerin adı Luvi dilinde LAR(A)ASSA ögelerinden türetilmiştir ve KUM Kenti anlamındadır.
Lara Antalya’nın doğusunda Türkiye`nin en uzun kumsalı ve hızla gelişen bir turizm bölgesidir. Lara Kumsalının adının Hititler çağdaşı halkı olan Luvi`lerin dilinde `KUM` anlamına gelmektedir.

KEMER

Akdeniz kıyısında, Antalya'ya 40 kilometre uzaklıkta olan bir ilçesidir. 1980'li yılların başına kadar küçük bir köy iken son 20 sene içinde açılan tesislerle Türk turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.Batı Toros Dağları'nın eteklerinde ve 52 kilometre kıyı şeridi boyunca uzanan Kemer ilçesi, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir.
Bugün Kemer'in bulunduğu yerde, 1910'lu yıllarda Eski Köy adı ile bilinen ve dağlardan gelen seller sonucu göl ve bataklıklardan oluşan bir yerleşim yeri vardı. Eski Köy halkı, kendilerini bu sellerden korumak için, dağların eteklerinde 23 kilometre uzunluğunda bir taş duvar ördüler. Sonraları, bu duvar nedeniyle köylerine Kemer diyeceklerdir.

TAHTALI DAĞI
Antik bir "Tasolyma" olarak belirlenen Tahtalıdağ Antalya Körfezi'nin kuzey-güney paralelinde uzanan ve aynı adla anılan "Tahtalıdağlar" Silsilesinin en büyük üyesi. Deniz düzeyinden birdenbire yükselerek 2366 metreye ulaştığı için hemen her yönden görkemli biçimde seyrediliyor. Yörede denize bu kadar yakın olup 2300 metreyi geçen başka dağ yok.Tahtalıdağ'ın deniz düzeyiyle 1700-1800 metreleri arasında kalan bölümleri ormanlık. 1800'lerden sonra kayalık alanlar başlıyor. Anadoruk külah gibi tepeyi örtmekte. Zirveye giden rota üstünde bazı düz alanlar kamp için elverişli. Ancak Mayıs Ayı'ından sonra su bulmak zor olduğundan kamp kurmak amacıyla gideceklerin yanlarında su götürmeleri şart. Düz bölgelerin yanında "dolin" adı verilen kireç çukurları göze çarpıyor. Kışın içleri kar dolu dolinlerin zirveden görünüşleri harika.
KINDILLI ÇEŞME
Kındılçeşme Kemer merkeze 2 yada 3 km uzaklıktadır. Kemer` in hemen girişinde ,15dk yürüyüş mesafesindedir. Çam ağaçlarından oluşan denize sıfır bir orman kampıdır.
Denizi ve doğası harikuladedir.Kamp içerisinde Wc,duş,bulaşıkhane çamaşırhane ve buzdolaplarıyla pişirme ocaklarından ücretsiz yararlanabileceğiniz mutfağı mevcuttur.Karavan ve çadırlar için her noktada elektrik panoları ve çeşmeler vardır
OLYMPOS

Olympos`a gelirken derin bir tarihi bilgi ya da rehbere ihtiyacınız yoktur. Ancak, kentin tarihini bilmeniz attığınız her adımı ve gezdiğiniz her harabeyi daha canlı ve keyifli yapacaktır.
Lykia döneminde bir liman şehri olan Olympos Lykia Federasyonu`nun bir üyesiydi. Zenginliğinden ötürü Olympos`un federasyonda üç temsilcisi bulunmaktaydı (bu kadar zengin olmayan kimi üyelerin sadece bir temsilcisi bulunmaktaydı).
Kent bu dönemde korsanların baskınına maruz kalıyordu. Daha sonraları, kent Romalı komutan Isauricus tarafından kurtarıldı. Kentin zenginliği ticaretteki stratejik konumundan ötürüydü – kentin doğal limanını kullanan Cenevizli ve Venedikli tüccarlar kent refahına katkı sağlıyorlardı.
ANTALYA MÜZESİ
Antalya Müze'sinin kuruluşu ve gelişmesi oldukça ilginçtir. 28 Mart 1919 tarihinde Antalya İtalyanlar tarafindan işgal edildi. İşgal kuvvetleri ile birlikte gelen arkeolog, yöreyi gezerek buldukları antik eserleri toplayıp İtalyan Konsolosluğuna taşımaya başladılar.
Bu arada Antalya tarihine ilgi duyan ve arkeolojiyi seven lise öğretmeni Süleyman Fikri Bey, tarihi eserleri medeniyet adına topladıklarını idda eden İtalyanların bu hareketlerine karşı çıktı. Tekeli Mehmet Paşa Camii'nin yanında terk edilmiş küçük bir mescidi düzenliyerek Antalya Müze'sinin ilk temelini atmış oldu.
Daha sonra İtalyanların Antalya'dan çekilmesi üzerine onların topladıkları eserleri de bu küçük müzeye getirdi.

PHASELİS

Kemer yakınlarındaki antik kent.Bey Dağları Olimpos Ulusal Parkı'nın çam ve sedir ormanları arasında yer alan antik Faselis kenti Kemer'in 16 km. batısındadır. Antalya - Kumluca karayolunun 57.km.'sinden güneye dönüldüğünde yaklaşık 1 km. sonra Faselis'e ulaşılır.Kent M.Ö. VII. yüzyılda Rodos' lular tarafından kurulmuştur. Uzun yıllar Likya'nın doğu kıyısının en önemli liman özelliğini korumuştur. Faselis'in üç limanı vardır. Kuzey Limanı, Savaş Limanı veya Korunmuş Liman ve Güneş Limanı. Bunlardan en önemlisi güneydekidir. Kentin ortasında 20-24 metre genişliğinde muhteşem bir cadde vardır. Bu caddenin güney ucunda Hadrian Su Yolu Kapısı bulunur. Caddenin iki yanında gezinti yolları ve dükkânlar vardır. Bunların da yakınında Hamamlar, Agora ve Tiyatro gibi kamu yapıları bulunur. Bu yapıların tarihinin M.Ö. I. ve II. yüzyıla kadar uzandığı ileri sürülmektedir. Kent merkezi ile 70 m. yükseklikteki plato üzerine kurulmuş olan yerleşim yeri arasında su kanalları vardır.Milli park içinde yer alan bu bölgede piknik alanları kullanıma açıktır. Bölgeye karadan ve denizden ulaşılabilmektedir. Ayrıca yat turlarıyla birçok turist Faselis ve kıyı şeridindeki diğer antik siteleri ziyaret etmektedir.

ASPENDOS

Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan anfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalı'lar tarafından inşaa edilmiştir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye M.Ö. 1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Rumlardan önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos, her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.Aspendos'un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunanarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu'daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam bir örneğidir.
YANARTAŞ
Yanartaş, Antalya'nın Kemer ilçesi Çıralı köyü yakınlarında küçük, tarihi ve turistik önemi olan doğalgaz kaynağı. Denize yakın manzaralı bir konumda yer alır, taşlar arasından çıkan alevler turistlerin ilgisini çekmektedir.Çıralı plajının kuzeyindeki kayalıklarda yer alan doğalgaz kaynağı, eski Yunan mitolojisi'ne konu olmuştur. Mitolojiye göre, kanatlı at Pegasus'un sırtındaki Bellerafon, ateş soluyan canavar Kimera'yı burada öldürür. Hâlâ yanmakta olan ateşin öldürülen canavarın ağzından çıkan alevler olduğu söylenegelmiştir. Bizanslı demirciler tarafından kutsal sayılan bu bölgede inşa edilen tapınağın kalıntıları Yanartaş'ın yanında yer alır. Bazı tarihçilere göre Olimpiyat Ateşi ilk kez bu noktadan getirilmiştir. Yaz kış yanan bu ateşin aslı yeraltı kaynaklarından dışarı sızan doğal metan gazıdır.Bir ismi de Poseidon'un sönmeyen ateşidir.

KURŞUNLU ŞELALESİ
Antalya-Isparta karayolunun 24 kilometresinden sola dönülerek 7 km devam edildiğinde ulaşılan bir şelaledir.
Kurşunlu Şelalesi'ne su 18 metre yükseklikten dökülmekte ve küçük şelaleciklerle 7 adet küçük gölet birbirine bağlanmaktadır. Kurşunlu Şelalesi 2 kilometrelik bir kanyonun içinde kalmaktadır.
Bu alan 1986 yılında park haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Piknik alanı içinde; manzara seyir teraslan, çocuk parkı, restoran, otopark, gezinti patikaları, içme suyu, tuvalet vardır. Ulaşım, belediye otobüsleri ve minibüslerle sağlanabilmektedir.

DÜDEN ŞELALESİ

Antalya'ya yaklaşık 7 km, Varsak Belediyesi'ne 1 km mesafede cennetten akan bir doğa harikasıdır. Düden Şelalesi Antalya'nın en güzel şelalelerinden biridir.Dünyanın dört bir yanından Düden Şelalesi'ni görmek için turistler akın akın Antalya'ya gelmektedir.Şelalede bir de mağara vardır. Bu mağara, şelaleyi daha güzel yapmaktadır. Düden Şelalesi, bu mağaradan 10 km sonra başka bir güzelliği daha Lara'dan Akdeniz'e dökülerek bir kez daha insanlara güzelliğini göstermektedir.Düden Şelalesi'nin suyunun geçtiği her yerde hayat vermektedir... Düden Şelalesi iki kez harikalar yaratır. Birincisi Antalya'dan 8 km uzaklıkta, Lara Plajı yolundadır. Burada Düden Suyu büyük bir gürültü ile 50 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Düden Suyu'nun Antalya'nın 15 km kadar kuzeyinde Düdenbaşı Şelalesi denilen diğer bir çağlayanı vardır. Düdenbaşı Şelalesi'nin arkasına doğru uzanan mağara, sizi adeta bir rüya alemine götürür.
MANAVGAT ŞELALESİ
Antalya'nın Manavgat ilçesinde Manavgat Nehri üzerinde bulunan ünlü bir şelaledir.Antalya'ya 75 km mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 3-4 m'lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir. Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde yüksek bir debiyle akar. Ayrıca Manavgat Irmağını besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, Oymapınar barajı yapıldıktan sonra baraj gölü içinde kalmıştır.Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için şelalenin çevresinde uygun piknik alanları vardır. Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkânını sunarlar. Ulaşım, Manavgat'tan kalkan minibüslerle sağlanır.
PERGE

Antalya'nın 18 km doğusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan bir antik kenttir.M.Ö 12. yüzyılda kuzey Anadolu'dan güney kıyılara büyük bir Yunan göçü oldu. Bu gelenler modern Antalya şehrinin doğusuna yerleştiler ve bu bölgeye Yunanca'da "Irkların Ülkesi" anlamına gelen Pamphylia denildi. Perge de, Kilikya - Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. O dönemde yaygın olan korsan saldırılarından korunma amacıyla iç kesimde kurulmuştur.
Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yüzyıl). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Perge'ye gelmiştir.
Magna Plancia gibi kimi zenginler Perge'ye önemli anıtlar kazandırmışlardır.

SELGE
Antik Pisidya bölgesinin dağ kentlerinden biridir.Toroslar’ın güney yamaçlarında, denizden 1250 metre yükseklikte kurulmuştur.
Antalya-Alanya karayolu üzerinde, Aspendos yol ayrımından 5 km sonra dönen yol önce Beşkonak, ardından Antik Roma köprüsünün birleştirdiği kanyon vadiyi aşarak, güneydeki tepe üzerinde şehri koruyan kuleli sur duvarları kısmen görülebilir.Şehrin ana giriş kapısı da bu bölümde bulunmaktadır.
Duvarların kuzeyinde tepe üzerinde biri Zeus, diğeri Artemis’e adanmış iki tapınak kalıntısı yer alır. Pazar yeri (agora) anıtsal çeşme binası, mezar alanı (nekropol) ve Bizans dönemine ait kilise Selge’deki diğer kalıntılarıdır.
DEMRE
(Demre) her zaman Likya'nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler M.Ö. 3. yüzyıl tarihlenir. Fakat şehrin en azından M.Ö. 5. yüzyıl da kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra gelişmiş ve zenginleşmiş şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır.
Sen Pol Roma'ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel M.S. 6. yüzyıl da şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini bir merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra'da St. Nicholaus IV. yüzyıl başında Piskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra hep haç yollu yapılan bir yer olmuştur.

KAŞ

Kaş'ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri vardır. Bunlar irili ufaklı antik yerleşimlerdir. Örneğin Tüse Köyü'nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük bir yerleşme bulunur. Yüzölçümü 2.231 km²'dir. Batıda Eşen Çayı ile Muğla'nın Fethiye ilçesinden ayrılır. Doğuda Kale (Demre)'ye kuzeyde ise Elmalı ilçelerine komşudur. Akdeniz'de tam karşısında, 1.300 m mesafede Yunanistan'a bağlı Meis Adası bulunur. Antalya il merkezine 168 km mesafede yer alan Kaş'ın sahil uzunluğu 70 km civarındadır.Kaş'ta Akdeniz İklimi hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Deniz seviyesinden 700 m. yüksekliğe kadar Akdeniz iklimi etkisi görülür. Yüksek kesimler ise Karasal İklim etkisindedir.
SAKLIKENT

Saklıkent, Akdeniz Bölgesi'nde Antalya'nın batısındaki Beydağları
üzerinde kayak merkezidir. Antalya kent merkezine 50 km. uzaklıktadır.
Bu konumu nedeniyle bir günde iki mevsimin birden yaşanabildiği ender yerlerdendir. Kayak mevsimi kısadır. Kar kalınlığı kayak mevsiminde 50-100 cm.dir.Turkiye'de tarihi bir kent olmayan yer bulmak cok zor.
Saklikent de Tlos antik sehrine cok yakin. Ama kanyon sadece 14 yil once bir coban tarafindan kesfedilmis. Antalyadaki "Saklikent" kayak merkezi ile karistirmamak gerek.
Bu Fethiye Oludeniz'in icerlerinde bulunuyor. Fethiye'den 45 dakika uzakta.

PATARA

Antalya il sınırları Kaş ilçesi Kalkan beldesi yakınlarındaki antik kent.Patara bir Likya kentidir ve Likya Birliğinin başkentliğini yapmıştır. Likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisidir. Likya birliği toplantıları kentte bulunan birliğin meclis binasında yapılmaktaydı.Hititçe'de Patar, Likya dilinde Pttara olarak anılan kentin M.Ö. 8. yüzyılda var olduğu yapılan kazılar sonucu ele geçen somut verilerle kesinleşmiştir ve İskender'in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. Patara, Roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş ve Likya-Pamphilya eyaletlerinin başkentliğini yapmıştır. Patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımıştır, bu nedenle doğu Akdenizde bulunan 3 hububat deposundan biri (Granarium) Patara'da bulunmaktadır. Bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas'ın da Pataralı olduğu söylenir.
TERMESSOS

Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir. Antalya’nın 30 kilometre kuzeybatısında yer alır. Denizden ortalama yüksekliği 200 metre olan Antalya dağları çevresindeki travertenlerden 1.665 metre yükseklikte, Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Bir çok vahşi bitkinin arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos’un, huzur veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farklı ve etkileyici bir havası vardır. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir adını taşıyan Milli Park kapsamına alınmıştır. Termessos’taki çift “s”, şehrin Anadolu insanları tarafından kurulduğuna dair dilbilimsel bir kanıt sağlar. Strabo’ya göre, Pisidia halkı olan Termessos sakinleri kendilerini Slymi olarak çağırırlardı. Yaşadıkları dağa da verilen bu isim, sonraki yıllarda Zeus’la özdeşleştirilen ve burada da Zeus Solymes kültünün yükselmesine sebep olan Anadolu tanrılarından Solymes’den gelmektedir. Termessos madeni paralarında genelde bu tanrı vardır ve paralara adını verilmiştir.
Beş Yıldızlı Eko Köy: HavaSu Köy
Beş Yıldızlı Eko Köy: HavaSu Köy
Bu ‘Yavaş Yaşamak’ kavramı tüm dünyada dinlence kavramını da değiştirdi. Turizm sanayisinin doldur – boşalt tatil anlayışı insanı dinlendirmekten çok uzak. Beton duvarlar, yapay çiçekler arasına sıkıştırılan tatilciler! Gözler sürekli olarak saatte. Kahvaltı saati, öğle yemek saati, beş çayı ve akşam yemeği gibi zamanlar takip ediliyor. Şezlong kapmak ta başka bir maharet gerektiriyor.
Ülkemizde Yavaş Yaşamak kavramına uygun çok iyi örnekler ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan biri de Antalya’nın Kumluca ilçesi Mavikent Beldesi yakınlarında kurulu bulunan HavaSu Köy.
Koşma, yürü
HavaSu Köy, Eco Hotels Of The World (Dünya Ekolojik Oteller) tarafından ‘5 Yeşil Yıldız’ olarak değerlendirildi. Eco Hotels of The World listesine girmek herhangi bir para ödemesi olmaksızın, editörlerin yaptıkları araştırmalar sonucunda mümkün oluyor. Kurulduğu günden günümüze değin bu şekilde yaşayan HavaSu Köy Türkiye’de ilk beş yıldızlı ekohotel olmanın onurunu taşıyor.
HavaSu Köy’de Yavaş Tatil! Yeni tatil kavramının adı ‘Yavaş Tatil’. ‘Yavaş Tatil’in Türkiye’deki temsilcisi Antalya’da beş yıldır hizmet veren HavaSu Köy. Konuklarına bir günde bir haftalık dinlenme sağladıkları konusunda iddialı. Çam ağaçlarının arasında ahşap evlerden oluşan HavaSu Köy, tertemiz havası, muhteşem manzarası ve çevresindeki bakir koylar ve antik şehirlerle, dinlenmek isteyen konuklarına kısa sürede uzun bir dinlenme duygusu yaşatıyor. HavaSu Köy de sabah 08.30′da başlayan kahvaltı öğlen 12.00′ye kadar sürüyor. Konukların kahvaltıyı kaçırma endişesini yaşamasını istemeyen HavaSu Köy’ün sahibi ve işletmecisi Sağlamer çifti her kahvaltının, evde yaşanan Pazar kahvaltıları gibi yaşanması amacını taşıyor.
Ailenin bir araya gelip uzun kahvaltı saatlerinde yapılan sohbetlerin tatil boyunca her gün yaşanmasının şehirli aile içindeki eksik iletişimin tamamlanmasını sağlıyor. Öğle yemekleri istenilen zamanda alınabiliyor. Akşam yemekleri ise hava kararmadan başlamıyor. Sağlamer çifti buna neden olarak “Gün batımı öyle muhteşem bir manzara oluşuyor ki konuklarımızın bu manzarayı kaçırmasını istemiyoruz. Güneş denizin üzerinde batarken gökyüzü ve deniz her an değişen bir ebru gibi oluyor. Bu ebruyu izlerken insanın bedenindeki, ruhundaki yorgunluğu atmaması mümkün değil. Bir çeşit meditasyon, doğayı an be an izlemek. Doğa sizi öylesine içine alıyor ki bir bakıyorsunuz doğa siz olmuş, siz de doğa. Ve sonunda bir oluyorsunuz. Doğanın bütün enerjisi sizin üzerinizden akıyor. Tamamen yenileniyorsunuz. Bu şölenin ardından yenilen akşam yemeği insanın dinginliğini artırıyor” diyor.
HavaSu Köy’de televizyon yok ama iş insanlarının uzun süre işlerinden uzak kalamayacaklarını düşündüklerinden kablosuz internet bağlantısı mevcut. HavaSu Köy’ün asıl ev sahipleri olan bülbüller, sakalar, sincaplar, tavuklar, kediler ve köpekler her an konukların yüzünde gülümseme yaratmak için görevli gibi çalışıyorlar. HavaSu Köy’de sanat atölyesinde ressam Nur Sağlamer’in ürettiği takılar, giysiler ya da resimlerden temin etmek istediğinizde her bir ürünün sadece bir tane üretildiğini bilmek kendinizi farklı hissetmenize neden oluyor. Balık tutma tutkunları Haluk Sağlamer’in düzenlediği özel tekne turlarıyla Beş Adalar, Gelidonya Burnu, Mavikent sahillerinde bir yandan balık tutarken bir yandan da yeşil ve mavinin iç içe geçtiği koylarda gözlerine, ruhlarına ve bedenlerine bayram hissi yaşatıyor.
Hızlı akan yaşamın temposu insani değerlerin kaybolmasına kadar varınca, ‘Slow Movement’ yani ‘Yavaş Yaşam’ akımı Batı’da taraftar bulmayı başardı. Yavaşlığın aslında ‘hayata ve zamana’ hâkim olmak anlamına geldiği, hızlı akan bu süreçte öğrenildi.
Yavaş Yaşam akımının el kitabı sayılan ‘In Praise of Slow’un (Yavaşlığa Övgü) yazarı Carl Honor de Petrini; “Amaç sadece yavaşlık değil, günlük hayatın tüm uygulamalarında gösterilen özen, dikkat ve farkındalık” olduğunu belirtiyor. Bu sözlerle özetlenen ‘yavaşlama’ hareketinin ana mesajı, ‘denge kurmak’. ‘Yavaş Yaşam’ yavaş yaşamak değil, gerektiği yerde yavaşlamak, gereken yerde hızlanmak, her anın farkında olmak. Bütün mesele farkındalıkla ideal dengeyi kurmak.
Batıda Finike, doğuda Kemer, kuzeyde Beydağları güneyde turkuvaz Akdeniz, binlerce yıldızın aydınlattığı gökyüzünün altında, zeytin, portakal, limon ağaçlarının, begonvillerin fışkırdığı topraklar üzerinde çam ağaçlarının gölgesinde altı yıl önce kurulmuş HavaSu Köy. Nur ve Haluk Sağlamer çifti oğulları Mir ile HavaSu Köy’ü kurarken arkadaşları, dostları sürekli müdahale etmeye çalışmışlar, bahçeye şöyle bir beton yol yapsanız, şuraya toprak doldurup düzeltseniz, fidecilerde çok değişik güzel ağaçlar, çiçekler var onlardan ekseniz ya da şu ağacı budarsanız deniz daha çok görünür gibi.
Sağlamer ailesi ise hiçbir yere beton yol yapmamışlar, toprağı kendi eğimiyle bırakmışlar, kendiliğinden çıkan yabani laleler, nergisler, zambaklar, sıklamenleri korumaya almışlar bölgenin ağaçlarından ilaveler yapmışlar HavaSu Köy’e. Limon, portakal, muz, nar, zeytin, badem ekmişler her bir yana. Havuzu öyle bir planlamışlar ki hiç ağaç kesmedikleri gibi ağaçların gölgesinden faydalanmışlar, gölgeliğe, şemsiyeye ihtiyaç duymamışlar.
Evcikleri ahşap yapmışlar, doğanın dokusunu bozmamak için. Bilirsiniz herkes yeni bir şey yapılırken pek bilmiş olur. Demişler ki; koruyucu sürün ki dayanaklı olsun. Sağlamer’ler koruyucunun kanserojen olduğunu bildiklerinden, hiçbir koruyucu kullanmamışlar.”Eskiyince evcikler, yenisini yaparız” demişlerEvciklerin arasına harekete duyarlı lambalar koymuşlar ki ışık kirliliği olmasında konuklar geceleri gökyüzünü doya doya seyretsinler. Her yere tasarruflu lambalar koymuşlar elektrik çok harcanmasın, yeni barajlar, santraller kurulmasın diye.
HavaSu Köy’ün etrafını tel örgülerle, duvarlarla çevirmemişler ki özgürlük duygusunu yitirmesin konuklar.
Bir dönüm yeri organik tarım için ayırmışlar. Kendileri ekiyor, konuklarıyla toplayıp, yiyiyorlar. Domates, salatalık, biber, patlıcan, kabak, bamya, kavun, karpuz, maydanoz, nane, fesleğen hepsi mis gibi kokuyor, çocukluğumuzdaki gibi. Orman kekik, adaçayı dolu. Şimdilerde çan biberi üretiyor ve gelen konuklarına fideler verip yayılmasını sağlıyorlar.
Tarhanayı, salçayı kendileri yapıyorlar. Dışarıdan yoğurt alınmıyor. Komşunun sarıkızı her gün sütünü gönderiyor HavaSu Köy’e. Sütlaç, yoğurt hep sarıkızın sütünden. Bal, komşulardan. Halis bal. Portakal çiçeği balı, kekik bal, çam balı.
Güneş enerjisinden faydalanıyorlar suyu ısıtmak için. HavaSu Köy, yaz kış açık olduğundan ısıtma içinde güneş enerjisinden faydalanma çalışmaları devam ediyor. Kışları ortak mekânda soba yanıyor. Üzerinde kestane pişiriyorlar. Çorba ve çay her daim sobanın üzerinde sıcacık içilmeyi bekliyor. Çevredeki üreticileri, esnafı destekleyerek bölgenin kalkınması için çalışıyorlar. Bilinçli tarım, iletişim, çağdaş vatandaşlık, koruyucu hekimlik gibi konularda uzmanlarla işbirliği yaparak köylerde toplantılar düzenliyorlar.
Suyun bilinçli kullanılması için projeler üretip, yerel yönetimle çalışmalar yapıyorlar. Deniz ve kıyı temizliği için sivil toplum örgütleriyle halkı buluşturuyorlar.
İstanbul’dan göç edip Antalya’nın Kumluca İlçesi Mavikent Beldesi’ne yerleştiklerinden bu yana hiç boş durmamış Sağlamerler. Rhodiapolis antik kentinin tanıtımı için uğraşıyorlar. Ellerinden gelen desteği veriyorlar kazı ekibine.
HavaSu Köy’de köpekler, kediler, tavuklar bir arada yaşıyor. Hepsi özgür. Artan yiyecekler onlara gidiyor, çöpe değil.
Fosseptik ve tüm atık su doğal filtrelemeden sonra bahçe sulamasında kullanılıyor. Tüm deterjanlar ve sabunlar ve biyobozunur veya organiktir. Tüm personel çalışmaya başlamadan önce eğitim alır. Eskiyen veya değiştirilecek malzeme önce çalışanlara teklif edilir. Artanı komşu köylüye hediye edilir.
Kâğıt, karton, cam, plastik ve teneke tüm geri dönüşümlü maddeler için kutular vardır. Pil, cep telefonu gibi sıra dışı öğeleri çalışanlara teslim ediniz. Bazı sebze ve meyveler % 60 kendi tarlamızda üretilir ve konuklar isterlerse kendileri toplayabilirler.
Tüm alışverişler yerel dükkânlar ve çevre halkından yapmakta. Yerel sanatçıların tesiste gösteri yapmalarına fırsat veriliyor. Konuklara çevredeki el değmemiş orman yollarında yürüyüşler yapmaları tavsiye ediliyor.
HavaSu Köy’de birde sanat sergi salonu var. Çevredeki sanatçılara sergi imkânı tanıdıkları gibi uluslar arası sanatçılarında sergileri açılıyor bu salonda. Nur Sağlamer’de ressam ve yazar. Ailece sanata ve sanatçıya saygılı, dost.
Turizm sektörü, yepyeni arayışların peşinde... Son dönemde sağlıklı yaşam konsepti çerçevesinde yıldızı gün geçtikçe artan en önemli trend ise organik oteller. Peki, organik turizm ya da ‘eko-bio otel’ konsepti tam olarak ne anlama geliyor? Tabiata yakın turizm olarak ifade edilen ‘organik turizm’, hızlı kentleşme ve çevre kirliliğinden rahatsızlık duyan, sağlıklı yaşamın gereklerini harfiyen yerine getiren bilinçli bir kitleye hitap ediyor. Şehrin kaosundan, gürültüsünden, kirliliğinden ve suniliğinden sıkılan kişilere doğayla iç içe olabilecekleri bir yaşam stili vaat eden ekolojik oteller, yemeklerinde kullandıkları malzemelerden çarşaflarına, doğada çözülebilir temizlik malzemelerinden arıtma sistemlerine kadar her detayda organik ürünler kullanarak fark yaratıyor. Bulunduğu çevrenin geleneksel yerleşim dokusuyla uyumlu, ekolojik mimariye göre planlanan, olabildiğince güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerjileri kullanarak, karbon salımını en aza indirgemeyi amaçlayan, organik atıklarını kompost yaparak doğaya geri kazandıran, banyo ve mutfak atıklarında ‘gri su’, ‘siyah su’ ayırımı yapabilen oteller, ‘eko-bio otel’ kategorisinde yer alıyor. ‘Eko otel’ konseptinin Türkiye’de de hızlı bir şekilde yaygınlaştığına dikkat çeken butikotellerrehberi.com’un kurucu ortağı ve editörü Izim Bozada, Türkiye genelinde popülaritesi artan, sürdürülebilir yaşam felsefesini benimsemiş, geri dönüşüme önem veren, doğayı tahrip etmeyen, ekolojik dengeyi koruyan, doğal ve organik ürünler kullanan organik otelleri, Womenist için derledi. İşte tatil anlayışına farklı bir boyut katacak, en popüler organik oteller...

Dalya Life - Göcek
Dünyaca ünlü yatçılık kasabası Göcek’in hemen yanı başında yer alıyor. Bu mekanın en büyük özelliği ise doğa dostu bir tatil arayışı içinde olan kişilere farklı alternatifler sunuyor olması. Göcek merkeze 4 km uzaklıkta bulunan 8 odalı Dalya Life, 15 bin metrekarelik bir arazi üzerinde kurulu. Bahçe odaları hem Muğla mimarisinin özelliklerini yansıtıyor hem de geleneksel bir dekorasyona sahip. Dalya Life arazisinin çevresi ise dünyada sadece Marmaris ve Kaş arasındaki bölgede yetişen Günlük (Sığla) ağaçları ile çevrili. Bu ağacın salgısı, kozmetik sanayiinin vazgeçemedigi bir hammadde. Mısır Kraliçesi Kleopatra, sığla yağını aşk iksiri ve parfüm olarak kullanmış. Bu yağ bazı dönemlerde çevreye inanılmaz güzellikte bir koku salgılıyor. Asırlık sığla ağaçlarının gölgesinde sunulan kahvaltıda masalar; çevre köylerden gelen peynir, tereyağı ve bal; kendi ağaçlarından ürettikleri zeytinler, ev yapımı çeşit çeşit reçel ve börekler, kendi tavuklarından aldıkları yumurtalar ve tarlalarından topladıkları biber ve domatesler ile bezeniyor. Dalya Life’ın kendi ekolojik tarlası da bulunuyor. Bu tarlada biberden patlıcana, karpuzdan kavuna, özel İtalyan enginarından domatese kadar pek çok sebze yetiştiriliyor. Arazi içerisinde 36 çeşit meyve ağacı ve zeytin ağaçları bulunuyor. Üretimde hormon, kimyasal gübre ve zararlı ilaçlar kullanılmıyor. Konuklar, yetiştirilen ürünleri toplama şansına da sahip.

Myland Nature- Çıralı
Antalya’nın Ulupınar mevkii, Çıralı Köyü’nde 6 dönüm arazi üzerinde kurulan Myland Nature, doğal ve organik yaşam öngören bir vizyona sahip. 13 odalı tesisin konsepti de doğal, organik ve spiritüel yaşamı yansıtıyor. Ahşap ve doğal taş kombinasyonlarının kullanıldığı tesiste yoga, meditasyon ve sanatsal aktiviteler öne çıkıyor. Yeme- içme aktivitelerinde ise organik gıdalardan asla vazgeçilmiyor. Otel, bu alana yönelik uygulama ve takibi öngören sürecin ardından, 4 yıl önce organik lisansını aldı ve meyve ağaçları yetiştirmeye başladı. Bu anlamda yaklaşık 120 limon ağacı ve bir o kadar da muz, portakal, nar, mandalina, turunç, ayva, elma, armut, kivi ve benzeri türlerde organik üretim yapılıyor. Bu ürünler müşterilere mevsimsel olarak meyve suyu, reçel, marmelat formunda sunuluyor.
http://www.mylandnature.com

Olympos Mountain Lodge- Beycik Köyü
Antalya- Kemer’e bağlı Beycik Köyü’nde hizmet veren Olympos Mountain Lodge’un yapımında duvarlar dahil, organik olmayan tek bir şey kullanılmamasına özen gösterilmiş. Ahşap, taş ve tuğla gibi doğal malzemeler kullanılarak inşa edilen Olympos Mountain Lodge’da kapı ve doğramalar, yer kaplamaları, mutfağın tamamı, salon ve odalardaki tüm mobilyalar da ahşaptan üretilmiş. Olympos Mountain Lodge’un bahçesinde ilaçsız olarak yetiştirilen sebze ve meyveleri, konuklarına sabah kahvaltısı ve akşam yemeklerinde sunan tesis işletmecileri, tarihi mekanlara yakınlığıyla dikkat çeken bu şirin köyde, saklı bir cennet yaratmış. Likya yolu üzerinde yer alan tesis, orman ve deniz manzaralı irtifası sayesinde konuklarına yaz aylarında bile serin bir atmosfer vaat ediyor. Meyve ağaçları, üzüm asmaları, yabani kekik ve süs bitkileri ile dolu olan 10 dönümlük bahçenin havuz çevresi dışında kalan büyük bir bölümü doğal haliyle bırakılmış ve burada bazıları Avrupa’da koruma altında olan endemik bit-kilerin bulunduğu tabii bir eczane yaratılmış. Ev sahipleri, konuklarına yönelik yemek servisinde de organik lezzetlere yönelerek fark yaratıyor.

My Nature- Fethiye
My Nature, Fethiye-Kemer Uğurlu Köyü Erendibi mevkiinde 4 bin metrekarelik tabiat harikası bir alanda, Eşen Çayı’nın dinlendirici ortamında hizmet veren keyifli bir butik otel... Otelin sahibi Gülnihal Öğrük Erten, My Nature olarak her hizmetlerinin organik yaşama uygun olmasına özen gösterdiklerini söylüyor. Özellikle yiyecek-içecek hususunda mutfakta kullanılan her malzemeye büyük önem veriliyor. Zeytin, reçel, turşu, salça, peynir, tarhanada kullandıkları un, kendilerinin hazırladığı asma yaprakları, bahçelerinde yetiştirdikleri, domates, salatalık, biber ve sebzelerin yanı sıra, bahçede bulunan ilaçsız meyve ağaçlarıyla konuklarının hormonsuz beslenmelerine katkıda bulunuyorlar. Oteldeki en önemli kurallardan biri de hijyenin tamamen organik temizlik malzemeleriyle sağlanması... My Nature’da konaklayan müşteriler, çevrecilik konusunda A’dan Z’ye bilgilendiriliyor. My Nature’da konaklayan kişilerin hemfikir oldukları en önemli konu ise aile sıcaklığı ve konforu veren bu özel mekanın, organik yemeklerinden hijyenine, atmosferinden konumuna kadar her detayıyla ayrıcalıklı bir yaşam stili sunuyor olması...

Mandarin Hotel- Faralya / Ölüdeniz
Mandarin Hotel, Kelebekler Vadisi’nde Likya Yolu’nda karşınıza çıkabilecek, 8 odalı özel bir butik otel. Doğal beslenmeyi tercih edenler için ev sahiplerinin kendi bahçelerinde yetiştirdiği ekolojik ürünler yemeklere ayrı bir lezzet katıyor. Mandarin’de sebze, meyve, süt ve un gibi besin grupları, Faralya köylülerinin kendileri için üretmiş olduğu ürünlerden alınarak misafirlere sunuluyor. Otelde sunulan şaraplar, farklı butik üreticilerin imzasını taşıyor. Otelin bir diğer farkı ise doğayı sürekli tüketmek yerine, ‘eskiyi değerlendirme’ vizyonu doğrultusunda hareket edilmesi. Bu bakış açısı doğrultusunda Mandarin Hotel bünyesinde yer alan tüm bina ve mobilyalar, enkaz ağaç denilen yıkılmış konak, cami ve binalardan çıkan ağaçlardan yapılmış. Altyapı oluşturulurken kendi su kaynakları olmasına rağmen doğadan geleni yine doğaya kullanmak prensibi çerçevesinde ‘gri su sistemi’ kurulmuş. Bu sistemde tuvaletler hariç kullanılan tüm sular, ayrı bir depoda toplanarak çökeltilip tekrar bahçe sulamasında kullanılıyor. Otelde kullanılan tüm aksesuarlar el yapımı. Tüm tekstil ürünleri yüzde 100 doğal materyallerden yaptırılmış. Havlular sertifikalı organik iplikten üretilmis.

Akköy Evleri- Kapadokya
Akköy Evleri’nde geçireceğiniz zaman, Kapadokya’nın klasik turizm merkezlerinden uzakta, doğa ile iç içe ve özenli bir tatile ev sahipliği yapıyor. Köyün sahip olduğu doğal, kültürel ve tarihi güzelliklerin korunması için özel bir çaba sarf ediliyor. Bu vizyon doğrultusunda Akköy Evler- Village House ekibi olarak eko-turizm kavramına ve daha özelde bio-turizm kavramına sahip çıkılıyor. Turizm-çevre ilişkilerinin önem kazanması ve güzelliklerin sürdürülebilirliği tartışmaları ile gündeme gelen bio- turizm, doğaseverler, tarihseverler ve çevre duyarlılığı olan misafirlerin, Akköy Evleri’nde gelip geçen bir ziyaretçi gibi değil de, bir yaşam pratiği dahilinde hayata katılmalarına yön veriyor. Çevreyi koruyan, yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı seyahat deneyimi yaşamak istiyorsanız, Akköy Köyü sizin için biçilmiş kaftan. Aile işletmesi bu küçük ama özel tesiste, her anlamda geleneksel mimarinin ve yerel kaynakların kullanımını hedef alıyor. Hem biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkıda bulunuluyor hem de yerel halkın refahı gözetiliyor. Misafirlerin ve yerel halkın birbirlerini tanımasını sağlamak amacıyla, sadece küçük turist gruplarına hizmet veriliyor.

Hoyran Wedre – Demre / Antalya
Hoyran Wedre Köy Evleri, Toroslar’ın koynunda, 2 bin 500 yıllık Likya Şehri Hoyran’da büyük şehir yorgunlarına sessiz, huzur dolu, dingin ve doğal bir köy yaşamı içinde tatil imkanı sunuyor. Hoyran Wedre Köy Evleri çevre ile uyumlu, tamamen ekolojik malzemeler kullanılarak yapılmış olan sekiz adet tek veya iki katlı taş evlerden oluşuyor. Köy evlerinin inşasında bölgenin otantik mimarisi temel alınmış. Doğal taş, ahşap ve camın birlikte kullanımı ve her odanın manzaraya bakacak şekilde arazinin doğal yapısına uygun olarak konumlandırılmış olması, yalın ve huzurlu bir ortam yaratıyor. Binaların iç sıvası toprak, saman ve kireçten oluşan doğal malzemelerle yöredeki eski evlerde kullanılmış yönteme uygun olarak yapılmış. Hoyran Wedre Köy Evleri, bol oksijenli, kekik, ada çayı ve defne aromalı havası, Akdağ’ın doruklarından gelen temiz kaynak suyu, taze, doğal ve çoğunlukla kendi bahçesinde veya içinde bulundugu köyde üretilmiş sağlıklı gıdalardan oluşan lezzetleriyle konuklarına ayrıcalıklı bir lezzet sunuyor. Bahçelerinde domates, patlıcan, biber, bamya, marul ve maydanoz, elma, armut, mandalina, limon, dut, gibi meyve ve sebzeler de yetiştiriyorlar.

Dikencik Evleri- Yeşilüzümlü / Fethiye
Fethiye ve çevresinde organik üretim yapmak üzere yola çıkmış çok az üretici bulunuyor. Yeşilüzümlü’de faaliyet gösteren Dikencik Evleri de bu girişime yön veren sayılı otellerden biri. Dörder odalı, iki taşevden oluşan Dikencik Evleri, konum olarak tamamen doğayla iç içe. Dikencik Evleri gibi birkaç otel daha, ‘Ekolikya’ grubu içinde piyasaya olmasa bile en azından misafirlerine organik gıdalar sunmaya çalışıyor. Dikencik Evleri, organik gıdalar sunmaya çalıştığını iddia eden birkaç otelden biri. Ancak bu oteller arasında sadece bir iki tanesi üretim yapabiliyor. Bu üretim, sadece sınırlı bir süre için geçerli. Organik gıdaları sunabilmek için özellikle kış döneminde sundukları yiyecekleri dipfrizlerinde saklayabildikleri ve kurutabildikleri kadarıyla sınırlı tutuyorlar. Sera gıdalarını kesinlikle misafirlerine sunmuyorlar. En temel gıdalardan biri olan unu bile kısıtlı olarak yayladan temin ediyorlar. Otele göre sundukları gıdaların şimdilik ancak yüzde 70‘i organik. Dağdan topladıkları otlar, değisik meyve ve mantarlar, Dikencik Evleri’ni çok daha özel kılıyor.

Saklıköy Country Hotel & Club- Beykoz
Saklıköy, İstanbul’un hemen yanı başında, Beykoz yakınındaki İshaklı Köyü Ovası’nda çevresi ıhlamur ve gürgen ormanlarıyla çevrili, 72 dönümlük bir oksijen cennetinde faaliyet gösteriyor. 1993’te kurulan bu cennet mekan, kısa süreliğine de olsa şehir stresinden uzaklaşmak isteyen kişilere farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor. Doğanın bir parçası oldukları vizyonu doğrultusunda doğayla uyum içinde yaşamayı ve doğayı yaşatmayı ilke edinen Saklıköy, 2005’ten bu yana IMO belgesiyle sertifikalı organik bostanlarında ürettiği organik sebze ve meyvelerden hazırlanan yemekleri konuklarına sunarak fark yaratıyor. Tarladaki yabani otlar geleneksel yöntemler ile yani elle ayıklanıyor. Sulama ise damlama yöntemiyle yapılıyor. Kelebek ve sümüklüböcekler için de bir pet şişenin üstü kesilip ters olarak ağaca asılıyor. Asılmadan önce içine biraz elma suyu da konuluyor. Bu tuzak meyveleri koruyor. Organik bostanda, organik tarım prensiplerine yüzde 100 sadık kalınıyor ve daima mevsiminde üretim yapılıyor. Outdoor eğitimlerinin yanı sıra 8 bin metrekarelik doğal off- road parkuru, her türlü off-road organizasyonunu gerçeklestirmeye uygun bir altyapıya sahip.

Akdeniz Bahçesi- Çıralı
Antalya Çıralı’da hizmet veren Akdeniz Bahçesi, doğayla dost yaşam konseptiyle fark yaratan otellerden biri. Otel sahipleri, bahçelerinde organik olarak üretilen (Ceres sertifikalı) meyve ağaçlarıyla çevrili üç tatil evini, sürdürülebilir bir yaşam isteğiyle doğal çevreye zarar vermeden ve yerel çevreye katkı sağlayacak biçimde konuklarıyla paylaşıyorlar. Sertifikalı meyve ve sebzeler, talep edildigi takdirde sipariş üzerine evlere de teslim ediliyor. Toprak ve su analizleri yaptırıp, sulama sistemini (sprig sulama) ve gübreleme (hayvan gübresi) sistemini değiştiren otel yetkilileri, 3 yıllık bir geçiş döneminin ardından sertifika almaya hak kazanmış. Şu anda bahçe ürünleri sertifikalı olarak organik pazarlarda ve sipariş üzerine mevsiminde 10’ar kiloluk koliler ile adrese teslim ediliyor. Ürünlerde ilk fark edilen özellik kokusu ve tadı oluyor. Turizm sezonunda bahçe ürünlerinden yapılmış meyve suları, reçeller, likörler misafirlere ücretsiz olarak servis yapılıyor. Ayrıca restoranlarındaki yemek servisinde, yöre pazarlarından mevsiminde satılan ürünlerle yapılan yemekler sunuluyor. Konuklar, nisan- mayıs aylarında dokuma atölyesinde gerçekleştirilen workshop’lara da katılabiliyorlar.

Selenes Mini Otel- Bafa Gölü
Selenes, Bafa Gölü’nün kıyısında Heraklia antik kenti (Bugünkü Kapkırı Köyü) ile Latmos- Beşparmak Dağları’nı yansıtan güzel manzarasıyla tarih ve köy yaşamının iç içe geçtiği bir mekanda tatil yapmak isteyen kisiler için biçilmiş kaftan. Bafa Gölü havzası 1989 yılında Milli Parklar Yüksek Kurulunca, yüksek koruma altındaki bölgelere dahil edildi. Başta pelikan, olmak üzere karabatak, balıkçıl gibi çok zengin kuş türlerinin yaşam alanı olmasıyla bugün, dünyanın her yerinden pek çok kuş gözlemcisinin cazip bir ilgi odağı konumunda. Bu etkileyici coğrafyada yer alan Selenes’in dikkat çeken en önemli özelliklerinden biri de kurulduğu günden bu yana organik ürünler kullanması. Önceden ailece organik beslenmek amacıyla yetiştirdikleri sebze ve meyveleri şimdi konuklarıyla paylaşan işletmeciler, farklı bir sistem olusturmuş. İsteyen konuklar, bahçe ve tarladan yiyeceklerini kendi elleriyle toplayabiliyor, hatta hazırlama aşamasına katkıda da bulunabiliyorlar. Tesiste, doğa yürüyüşleri, at binme gibi aktiviteler de düzenleniyor. Açık büfe kahvaltıda yer alan tüm ürünler yüzde 100 organik. Yöresel otlardan hazırlanan yemekler, konuklara değişik bir lezzet sunuyor.

Antik Zeytin Bio Hotel- Türkbükü
Bodrum Göltürkbükü’nde yer alan Antik Zeytin Bio- Hotel, bol oksijenli ve bitki aromalı havası, dağdan gelen temiz suyu, taze, doğal ve organik olarak üretilmiş sağlıklı gıdalardan olusan lezzetleriyle konuklarına huzurlu bir tatil vaat ediyor. Doğal ve organik malzemeler kullanarak çevreyi korumayı ilke edinen otel, organik sürdürülebilir tarım projelerine de destek veriyor. Tesiste kullanılan tüm temizlik ürünleri organik ve ekolojik sertifikalı. Aynı sekilde odalarda kullanılan havlu, çarsaf, yastık ve pikeler de organik sertifikalı olarak öne çıkıyor. Tesis genelinde yer alan tüm musluk ve duşlar dakikada en fazla 5 ve 8 litre su harcayacak şekilde sınırlandırılmış. Ayrıca tüm aydınlatma elemanları enerji sarfiyatsız olup odalarda kullanılan tüm televizyonlar düşük enerji harcayan LCD- Tv’ler ile değiştirilmiş. Çöp ayrıştırma ve atık yağ toplama üniteleriyle, doğayı daha az kirletmek hedefleniyor. Antik Zeytin Bio- Hotel’in organik gıdalardan oluşan mutfağında, Anadolu’nun en taze, doğal yeşillikleri, sebzeleri, meyveleri, özel el yapımı reçelleri ile kendi bahçesindeki zeytinlerden üretilen saf, sızma zeytinyağı ve taş fırınında odun ateşinde pişirilen köy ekmeği bulunuyor.
MİLLİ PARKLAR
Yaşlı dünyamızda, gelecek nesillere sadece çağımızın ürünleri beton kitleler değil, insan eli ile bozulamamış, doğal çevreyi de kapsayan yöreleri de bırakmak düşüncesinin ağırlık kazanmasıyla; Ulusal ve Uluslar arası düzeyde olağanüstü doğal, kültürel tabiat parçaları olarak tanımladığımız Milli Park uygulamalarına başlanmıştır. Milli Parklarda tabii ve kültürel varlıklar nesilden nesile intikal edecek şekilde olduğu gibi muhafaza edilerek, özel bir koruma-kullanma düzeni içinde toplumun sosyal, kültürel, bilimsel, eğitsel ve dinlenme-eğlenme kullanımına sunulmaktadır.
Milli Park çalışmaları ormancılık disiplini yanında çok çeşitli disiplin ve dolayısıyla kurumların koordinasyonu gerektiren çalışmalardır. Bu çalışmaların Uluslararası karakterinden dolayı, koordinasyonu temin etmek üzere milletler arası bazı kuruluşlar, kurumlar ve fonlar kurulmuştur. Ülkemiz, Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşları ile “ Milletlerarası Tabiat ve Tabiat Kaynaklarını Koruma Birliği” (IUCN) ve Avrupa Konsey gibi milletlerarası kuruluşlara üyedir.
 
Aladağlar Milli Parkı
Niğde, Kayseri ve Adana illeri sınırları içerisindedir. Milli Parkta kamp alanı, günübirlik alanlar, mola alanları, yürüyüş parkurları, tırmanma doğrultuları, bazı noktalarda yayla gelişimleri planlanmıştır.
Altınbeşik Mağarası Milli Parkı
Antalya ilinin Aydınkent ilçesine bağlı bu parkta Altınbeşik Mağarası’nı görebilirsiniz.
Altındere Vadisi Milli Parkı
Trabzon’un Maçka ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı ile Altındere vadisinin bitki zenginliği bu parkta bulunur.
Aslantaş Tarihi Milli Parkı
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yer almaktadır. Roma ve Bizans döneminde de yerleşim gören alanda, özellikle Pınarözü köyü yakınlarında bazilika tipinde bir tapınağın tabanında görülen çok renkli mozaikler üstün sanat değeri taşımaktadır.
Bartın Küre Dağları Milli Parkı
Kastamonu ve Bartın ili sınırlarında yer almaktadır. Ilıca Köyü’nde, Ilıca Şelalesi, Valla Kanyonu Aydos Kanyonu ve Ilgarini Mağarası’nı görebilirsiniz.
Başkomutanlık Tarihi Milli Parkı
Kütahya ve Uşak illeri sınırları içerisinde yer alan Milli Park’ın içerisinde, Kocatepe ve Dumlupınar savaş alanları ve Şehitlikler ile anıtlar bulunur. Kişiyi kendine hayran bırakan devası bitkiler ise görülmeye değerdir.
Beydağları Sahil Milli Parkı
Antalya ilinde yer almaktadır. MÖ VII. yüzyılda Rodos Kolonosi olarak kurulan Phaselis (Tekirova) ve Olympos şehirleri, Kemer yakınlarında Idyros, Adrasan Limanı ve Gagai diğer görülmesi gereken tarihi yerleşim alanlarının içerisinde bulunmaktadır.
Beyşehir Gölü Milli Parkı
Konya’nın Beyşehir ilçesinde yer almaktadır. Park, göçmen kuşlar için iyi bir barınak yeridir. Selçuklu Dönemi’ne ait kültürel kaynaklar, parkın özelliğini oluşturur.
Boğazköy - Alacahöyük Tarihi Milli Parkı
Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer almaktadır. Parkta, Hitit Uygarlığı’nın merkezi Boğazköy’ün (Hattusas) kalıntıları, surlar, kapılar ve tünel, Büyükkale'deki saray arşivi binası ve mabetleri ile Anadolu'da bilinen ilk Panteon olan Yazılıkaya'daki Hitit'lerin kralı, kraliçe, tanrı ve tanrıça kabartmalarını görebilirsiniz.
Büyük Menderes Deltası Milli Parkı
Aydın’ın Kuşadası ve Söke ilçeleri sınırlarında yer almaktadır. M.Ö. VIII. ve IX. yüzyıllarda "İonia"nın siyasal ve bilimsel merkezi olan "Panionion Konfederasyonu" toplantı yeri olarak kullanılmıştır.
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı
Çanakkale’de yer almaktadır. Parkta, Arıburnu, Seddülbahir Savaş Alanı, Hisarlık Tepe, Maeste Koyu, Zığındere, Tekke Köyü, Ertuğrul Koyu, İkizler Koyu, Alçı Tepe, Türk Şehitlik ve Anıtları, Yabancı Mezarlık, savaş kalıntıları ve müzeleri ziyaret edebilirsiniz.
Göreme Tarihi Milli Parkı
Nevşehir’in sınırları içerisinde yer almaktadır. Parkta, volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısını oluşturan Peribacaları ve Bizans kilise mimarisini ziyaret edebilirsiniz.
Güllük Dağı Milli Parkı
Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yer almaktadır. Parkta, doğanın sunduğu zenginlikleri, Hadrian Kapısı, Gymnasium, Termessos şehrinin surları, kuleleri, kral yolu, tiyatro, odeon, zengin süslemeli mezarlar ve sarnıçlar gezilebilir.
Hatila Vadisi Milli Parkı
Artvin’in merkezinde bulunan parka adını veren Hatila Vadisi ile yan kollarındaki vadiler, zengin bitki çeşitliliği, yaban hayatı ile ziyaretçileri etkileyecek niteliktedir.
Honaz Dağı Milli Parkı
Denizli’nin Honaz ilçesinde yer almaktadır. Honaz Dağı bitki zenginliği, mevcut ulaşım ağının takip edilerek gidilmesi sonucu bu değerlerini ziyaretçileri ile paylaşır. Collossea antik kent sahası da arkeolojik zenginliğini ziyaretçilerine sunmaktadır.
Ilgaz Dağı Milli Parkı
Çankırı ve Kastamonu il sınırları içerisinde yer almaktadır. Ilgaz Dağı’nın yer yapısı ve dağ oluşumu hareketlerinin ilginç ve ilgi çekici örnekleri ziyaretçileri çeken özelliktedir. Milli parkta, kayak sporu yapma imkanı da bulunuyor.
Kaçkar Dağları Milli Parkı
Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Fırtına Deresi ve Hemşin Deresi ziyaret edilen yerlerin başında gelir.
Karagöl Sahara Milli Parkı
Artvin’in Şavşat ilçesinde yer almaktadır. Parkın, Karagöl kesiminde kır gazinosu olarak kullanılan ve 13 yataklı konaklama hizmeti veren bir tesisi bulunmaktadır.
Kazdağı Milli Parkı
Balıkesir’in Edremit ilçesinde yer almaktadır. Atmaca, şahin, keklik, porsuk ve sincap gibi hayvanlara burada rastlayabilirsiniz.
Kızıldağ Milli Parkı
Isparta’nın Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçelerinin sınırları içinde yer almaktadır. Milli Parkın üzerinde yer aldığı Kızıldağ ile Beyşehir Gölü bitki örtüsü, botanik özellikleriyle görülmeye değerdir. Manzara seyir noktalarından Beyşehir Gölü'nü görmek mümkündür. Bu parkta, Temmuz ayının ikinci haftasının son gününde geleneksel Helva Bayramı gerçekleştirilir.
Kovada Gölü Milli Parkı
Isparta’da yer almaktadır. Kovada Gölü Milli Parkı rekreasyonel kullanıma müsait olan en önemli doğal özelliği olan alanlardan biridir.
Köprülü Kanyon Milli Parkı
Antalya’da yer almaktadır. MÖ V. yüzyılda kurulmuş antik Selge şehrinin tiyatrosunu, Zeus ve Artemis tapınakları, su kemeri ve Köprü ırmağını görebilirsiniz.
Kuşcenneti Milli Parkı
Balıkesir’in Bandırma ilçesinde yer almaktadır. Kuşcenneti’nde kuş yaşamının ilgi çekici dönemlerini izleme imkanını yakalayabilir, gözetleme kulesinden geniş bir çevreyi izleyebilirsiniz.
Marmaris Milli Parkı
Muğla’nın Marmaris ilçesinde yer almaktadır. Parkta, başta Cennet Adası ve diğer adalar görülmeye değer.
Munzur Vadisi Milli Parkı
Mercan Vadisinin yukarı kesimlerinde buzul gölleri, dağlardan Ovacık düzlüğüne inildiğinde kaynayan gözeleri ve küçük şelalesi görülmeye değer güzelliktedir.
Nemrut Dağı Milli Parkı
Nemrut Dağı Milli Parkı, Adıyaman ilinin Kahta ilçesinde yer alır. Milli Park içerisinde, Antiochos ve dev heykelleri, Arsameia, Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü bulunur. Orman içerisinde meşe türleri ve ağaç alanları bulunur. Ayı, kurt, çakal, tilki, porsuk gibi hayvan türlerine, bu ormanda rastlayabilirsiniz.
Saklıkent Milli Parkı
Muğla’nın Fethiye ilçesi ile Antalya’nın Kaş ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Soğuksu Milli Parkı
Ankara ilinin Kızılcahamam ilçesinde bulunan park, her saatte farklı bir güzelliği bürünür. Park, yürüyüş ve piknik yapmak için uygundur.
Spil Dağı Milli Parkı
Manisa ilinde yer almaktadır. "Ağlayan Kaya" adıyla bilinen park, görülmeye değer güzelliklere sahiptir. Parkın yakınında sıcaklığı en az 21 dereceye kadar yükselen ılıca mevcuttur.
Troya Tarihi Milli Parkı
Çanakkale’nin Ezine ilçesinin sınırları içerisinde Çanakkale Boğazı’nın girişinde yer almaktadır. Park sahası içerisinde öncelikli olarak görülebilecek yerlerin başında Troya şehri gelmektedir.
Uludağ Milli Parkı
Bursa’da yer almaktadır. Bursa ovasını ve kent gelişimini ziyaretçilere sunuyor.
Yedigöller Milli Parkı
Bolu’da yer almaktadır. Park içinde yer alan Kapankaya manzara seyir yerine çıkıldığında, gölleri ve peyzaj güzelliklerini görmek mümkün.
Yesil yildiz almis tesislerin listesi soyle;
Kultur ve Turizm Bakanliði tarafindan verilen Cevreye Duyarli Konaklama Tesisi Belgesine sahip olan tesislerin listesi aþaðidadir. Bilgiler Kultur ve Turizm Bakanliðindan alinmiþ olup yeni tesisler belge aldikça buraya eklenecektir.

 

Ankara'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
Ankara ili tarihi eserleri ve tabii güzellikleri bakımından oldukça zengindir. Çok eski devirlerden zamanımıza kadar gelen çeşitli devirlere ait tarihi zenginliklerin başlıcaları şunlardır :
Ankara Kalesi: Frigya Kralı Midas tarafından M.Ö. sekizinci asırda yaptırılan kalenin; Galatlar, Romalılar, Bizanslılar ve İslam orduları tarafından genişletildiği, Selçuklular tarafından tamir edildiği biliniyor. Kalede Hititlere ait eserlerin bulunuşu, Hititler zamanında yapıldığına işarettir. Eshab-ı kirama ait çok sayıda kabirlerin bulunduğu, fakat zamanla izlerinin kaybolduğu tahmin edilmektedir. Ankara kalesinin iki burcu vardır. Kuzeydeki burç kısmen tamir görmüştür. Burada Türk bayrağı dalgalanır. Güneydeki burç ise tamire muhtaçtır. Kaleden Ankara şehrinin yüzde doksanını seyretmek mümkündür.
654 senesinde İslam ordusu Ankara Kalesini fethetmiş, Harun Reşid zamanında ise Ankara ilinin tamamı Bizanslılardan alınmıştır. Ancak 1101de tekrar Bizansın eline düşmüş, 1073de ise Selçuklular kaleyi ve şehri yeniden almışlardır.
Ankara Kalesi başlı başına bir tarihtir. Kale iç ve dış olarak iki kısımdır. Dış kale eski Ankarayı yürek biçiminde kuşatır. İç kale dört katlıdır. Ankara taşı ve spoliyen taşından yapılmıştır. Dış kapı ve Hisar kapısı olarak iki kapısı ve 42 kulesi vardır. Kalede 17. asırda 86 top, 170 çeşme ve 3 bin kuyu vardı. Deniz seviyesinden yüksekliği 978 metredir.
Eskiden Ankara kalesinden inen surlar ovaya kadar yayıldığından, eski Ankara, surlar içinde kalırdı. Bugün bu surlardan hiç eser kalmamıştır. Eski Ankarada dar sokaklar, dik ve kıvrıntılı yollar, kerpiç ve ahşap evler çoğunluktadır. Son senelerdeki hızlı şehirleşme sebebiyle, eski Ankaraya ait evler, mezarlıklar, çeşmeler, hatta cami ve medreseler kaybolup gitmiştir. Eski Ankara; Hacıbayram, Çankırı Kapı, Ulus ve İtfaiye Meydanı, Erzurum Caddesi ve Kayabaşı Mahallesi ile sınırlıydı.
Elmadağ menbaları muntazam kanallarla eski Ankaraya ve hatta şehrin kale kısmına kadar çıkartılmıştır. Kayaş vadisi ve Üregel köyü civarındaki Hanım Pınarı, Cebeci ve alt kısmının su ihtiyacını karşılamıştır. Şehirde valilik yapan Abidin Paşa ise Atpazarına su çıkartmıştır. Eskiden bugünkü Ulus Meydanında büyük bir mezarlık bulunuyordu. Eski Ankaradan birkaç cami ve eser hariç, hemen hemen hiçbir şey kalmamıştır.
Evliya Çelebinin kaleminden Ankara şöyle anlatılır: 6600 kadar mamur hanesi vardır. 200 aded sebili, 200 dükkanı bulunur. Süslü bir bedesteni, dört tane zincirli kapısı vardır. Çarşılarının ekserisi yüksek yerlerde kurulmuştur. Uzun çarşı, Atpazarı, Kalealtıpazarı çok kalabalık olan pazarlardandır. Ana caddeleri, mahalle arası sokaklarına temiz, beyaz taştan yapma kaldırım döşelidir. Ayan ve eşrafı bilgin, şairleri çok fazladır. Bini aşkın iyi yetiştirilmiş ve Kuran-ı kerimi ezberinde tutabilen çocukları bulunmaktadır. Kadınları rengarenk yumuşak ferace giyip, gayet edepli gezerler. Tiftik keçisinin pastırması lezzetli ve nefis kokuludur. Çünkü keçileri, dağlarında pırnar yaprağı yerler. Tiftik keçisi beyaz, süt gibi olup, onun gibi beyaz bir mahluk dünyada yoktur.
Gavur Kalesi: Haymana yakınında olup, Hitit devrinden kalmadır. M.Ö. 1450’de yapılmıştır, üzerinde Hitit kıyafetlerini belirten kabartmalar yer almaktadır.
Kalecik Kalesi: Kalecik ilçesindedir. Romalılar devrinden kalmadır. Sarp bir tepe üzerindedir.
Camiler: Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalma çok sayıda cami vardır. Meşhur camilerden bazıları şunlardır:
Hacı Bayram Camii ve Türbesi: 1427de büyük alim Hacı Bayram-ı Veli tarafından Hemedanlı Ebu Bekr Mehmede yaptırılmış ve 16. asırda Mimar Sinan tarafından tamir edilmiş, zarif bir de minare eklenmiştir. Caminin yanında bulunan Hacı Bayram-ı Veli ve yakınlarının bulunduğu türbe, 1947de yapılmıştır. Caminin mihrabı açık mavi ve siyah çinilerle süslüdür. Ceviz oymalı minberi beş köşeli yıldız motifleriyle işlidir. Ahi Şerafetullah türbesi ise caminin karşısında bulunmaktadır.
Ahi Elvan Camii: Samanpazarı semtindedir. 1382de Ahi Elvan Mehmed Bey tarafından yaptırılmıştır. Sultan Çelebi Mehmed 1413te camiyi tamir ettirmiştir. Ceviz oyma minberi, Türk oymacılığının şaheseridir.
Alaaddin Camii: Ankara Kalesi içinde 1198de Selçuklu Sultanı İkinci Kılıçarslanın oğlu ve Ankara valisi olan Muhiddin Mesud Şah tarafından yaptırılmıştır. Önünde tarihi bir çeşme vardır. 1361de Lülü Paşa, 1434te de Şerife Sünbül Hanım tarafından tamir ettirilmiştir. Ankara'nın en eski camisidir. Ceviz ağacından yapılmış olan minberi, Türk oyma sanatının nadide eserlerindendir.
Aslanhane (Ahi Şerafeddin) Camii: Atpazarı semtindedir. 1290da Ahi reislerinden Şerafeddin tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarında bulunan arslan figürleri yüzünden bu isim verilmiştir.
Cenabi Ahmed Paşa Camii (Yeni Cami): Öncebeci semtinde olup, 1566da Anadolu Beylerbeyi Cenabi Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yeni Cami ve Ahmediye Camii adlarıyla da tanınır. 1802, 1887 ve 1940da tamir görmüştür. Beyaz mermerden yapılmış minber ve mihrabı çok güzeldir. Caminin sol tarafında bulunan türbelerde Azimi ve Cenabi Ahmed Paşa türbeleri yer alır.
Hacı Musa Camii: Demirtaş Mahallesinde olup, 1461de Hacı Musa tarafından yaptırılmıştır. 1923de tamir gören cami, dikdörtgen şeklinde kerpiç duvarlıdır.
İki Şerefeli Cami: Ulucanlar semtindedir. 1674te Resul Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu yüzden Resul Efendi Camii diye de bilinir. Minaresi iki şerefeli olduğu için bu ismi almıştır.
Karacabey Camii: 1440ta İkinci Muradın komutanlarından Karacabey tarafından Mimar Ebubekir oğlu Ahmede yaptırılmıştır. Caminin yanında bir imaret bulunur. Bu yüzden İmaret Camii diye de bilinir. Bahçenin sağ tarafında Karacabey'in türbesi vardır.
Karanlık Mescid: On altıncı yüzyılda Elhac Hasan tarafından yaptırılmıştır. Sabuni Mescid adıyla da anılır. Küçük mihrabı geometrik desenlerle süslüdür. Kapısı ile kitabesi, İstanbul Türk-İslam Eserleri Müzesinde bulunmaktadır.
Saraç Sinan Mescidi: Atpazarındadır. Sultan İkinci Gıyaseddin zamanında 1288de Elhac Siraceddin tarafından Mimar Yusuf bin Kulhasana yaptırılmıştır. Caminin yanındaki türbede sekiz sanduka vardır.
Zincirli Cami: 1687de Şeyhülislam Ankaralı Mehmed Emin Ankaravi tarafından yaptırılmıştır. 1879, 1911 ve 1937 yıllarında üç kez tamir görmüştür. Alt kısmı kırmızı Ankara taşından yapılmıştır. Üst kısmı tuğla, çatısı da ahşaptır. Minberi çiçek ve geometrik şekillerle süslenmiştir.
Bünyamin Camii: Alaştadır. On altıncı asırda Şeyh Bünyamin Ayaşi için yapılmıştır. Caminin kuzeydoğusunda Şeyh Bünyaminin türbesi vardır.
Akşemseddin Camii: Beypazarında, Şeyh Akşemseddin adına yaptırılmıştır. Bir kaç defa tamir görmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Alt katında dükkanlar vardır.
Kurşunlu Cami: Beypazarında Sadrazam Nasuh Paşa tarafından 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Kubbesi kurşunlu olduğu için bu isimle anılmaktadır.
Maltepe Camii: Cumhuriyet devrinde yapılmış olup, klasik Osmanlı mimari özelliklerini taşır.
Kocatepe Camii: Yeni yapılan camilerdendir. 1967 senesinde inşasına başlanan cami, 1986da ibadete açıldı. 3500 metrekarelik bir alanı kaplayan caminin bir konferans salonu, kitaplığı, çarşısı ve büyük bir otoparkı vardır. Türkiyenin namaz kılma alanı olarak en büyük camisidir.
Türbeleri: Ankarada bulunan türbeler taş ve tuğladan yapılmış sade türbelerdir. Başta Hacı Bayram-ı Veli hazretleri olmak üzere, Ahi Şerafeddin, Gülbaba, Karyağdı Karacabey, Yörükdede, Şeyh Behaeddin, Kesikbaş, Ahmed Taceddin, Şeyh Sadreddin, Şeyh Mustafa Karababa ve Kadı Çelebi türbesi bulunan büyük zatlardan bazılarıdır.
Hanlar: Ankarada çok sayıda han vardır. Kurşunlu (Mahmud Paşa) Kervansarayı, Yeni Pirinç Hanı, Çengelli Han, Çukur Han, Taşhan, Bakırhan, Suluhan, Tuzhan, Pembehan, Attarbaşıhan, Nasuhpaşahanı ve Ayazaik bunlardan başlıcalarıdır. Bugün bu hanların çoğu yıkıntı halindedir.
Hamamlar: Ankaranın çeşitli yerlerinde tarihi hamamlar vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
Eski Hamam: Ulusta olup, 15. asırda yapılmıştır.
Karacabey Hamamı: 1444te Varna Muharebesinde şehid olan Karacabey adına yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tamir görmüştür.
Şengül Hamamı: On sekizinci asırda yapılmıştır. İstiklal mahallesindedir. On dokuzuncu asırda tamir görmüştür. Çifte hamam durumundadır.
Medreseler: Selçuklu devrinde ilim merkezi olan Ankara, Osmanlı devrinde de bu durumunu muhafaza etmiştir. Özellikle Fatih devrinde Ankarada ilim en yüksek noktasına ulaştı. Melike Hatunun yaptırdığı Kara Medrese meşhurdur. Hacı Bayram, Zincirli, İpekçioğlu, Kağnı Pazar, Mermerzade, Aliağa, Sevdediye, İbadullah, Doğanbey, Minharoğlu, Seyfeddin, Karabey, Kethüda, Saz Abdullah, Taşköprüzade, Sarı Hatip, Mustafa Paşa, Sarı Kadın, Ayazade, Seyfiye, Yeğenbey, Yeşil İlahi, Saraç Sinan ve Sultan Alaaddin Ankarada bulunan medreselerin önde gelenlerini teşkil ederler.
Ankara evleri: Eski Ankara evleri mimari, iç düzeni ve süslemeleri ile Türk mimarisinin en seçkin örnekleridir. Dolap kapakları, tavan ve raflardaki ağaç oymacılığı Türk oymacılık sanatının şaheserleridir. Fakat bu evler yok denecek kadar azalmıştır. Eski sanat eserleri bugün yerini beton yığınlarına bırakmıştır.
Çankaya Atatürk Müzesi: Atatürkün oturduğu köşk olup, içinde Atatürkün kullandığı eşya ve mobilyalar muhfaza edilmektedir. Cumhurbaşkanlığı köşkünün bahçesindedir. Eski bir bağ evidir.
Anıtkabir Müzesi: Atatürkün yattığı bu yer, müze haline getirilmiştir. Atatürkün eşyaları, 3113 kitabı ve belgeleri, kendisine hediye edilen kılıç ve şiltler burada bulunmaktadır. Projesini Ord. Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda hazırlamıştır. 1944 - 1953 yılları arasında yapılmıştır. Büyük lahdin mermeri tek parça ve 42 ton ağırlığındadır.
TBMM Müzesi: 23 Nisan 1920-1923de ilk Büyük Millet Meclisinin bulunduğu binada bu devre ait eşyalar sergilenmektedir.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Cumhuriyetin ilk senelerinde Hitit Müzesi olarak kurulan bu müze daha sonra Arkeoloji Medeniyetleri Müzesi oldu. 1967de zenginleştirilerek Anadolu Medeniyetleri Müzesi olmuştur. Anadolunun muhtelif bölgelerindeki kazılarda ele geçen eserler burada sergilenmektedir.
Kurşunlu Han ve Mahmud Paşa Bedesteni tamir edilerek müze haline getirilmiştir. Alacahöyük, Kargamış, Aslantepe ve Sakargözü kabartmaları bulunmaktadır. Yontma taş ve cilalı taş devrine ait eserler de bulunmaktadır.
Etnoğrafya Müzesi: 1928de kurulmuştur. Atatürkün naşı 1938den 1953e kadar 15 sene burada kalmıştır. Bu müze, Türk-İslam eserleri bakımından çok zengindir. İşlemeler, dokumalar, altın ve gümüş işlemeli elbiseler, 17. asırda Ankara evlerinin döşenmiş hali, Selçuklu ve Osmanlı ahşap işçiliği, folklor, tarihi zengin kolleksiyonlar, bakır eşyalar, Türk yazı sanatına ait eserler, tarikat mensuplarına ait eşyalar bu müzeyi süslemektedir.
Diğer müzeler: Ankara müzeler bakımından çok zengindir. Devlet Demiryolları Müzesi, Sağlık Müzesi, Hayvanat Müzesi, Tabiat Tarihi Müzesi, bu müzelerden bazılarıdır.
Anıtlar: Ulus Mdanında Zafer Anıtı, Etnografya Müzesi ve Orduevi önünde Atatürk Anıtları, Yenişehirde Güvenlik Anıtı ve Polatlıda Sakarya Şehidleri Abidesi başlıcalarıdır.
Milli Kütüphane:Türkiyenin en büyük ve en modern kütüphanesidir. Çok değerli eski eserler vardır. Nükleer saldırı dahil her türlü tehlikeye karşı korunabilecek şekilde inşa edilmiştir. Birbirinden değerli el yazma eser özel kasalarda saklıdır. Dünyaada tek nüshası bulunan Muradname buradadır
Augustus Tapınağı: Tapınak iki bölümdür: Birinci bölüm, Frigyalılar zamanında Men adına M.Ö. 2. asırda yapılmıştır. İkinci bölüm; Galat Kralı Pylamenes tarafından M.S. 10. yılda Roma İmparatoru Augustus adına yapılmıştır. İlk yapıldığında 4 duvardan ibaretti. Sonradan çevresi sütunlarla kuşatıldı. Manisadaki Artimes Tapınağına benzer. Kitabede, Augustus'un 57 senelik iktidarı anlatılır. Bu tapınak, Hacı Bayram Camii'ne bitişiktir. Osmanlılar devrinde burası medrese olarak kullanıldı.
Tulianus Sütunu: M.S. 4. asırda dikilmiştir. Ulus semtinde Hükumet Meydanındadır.
Roma Hamamı: M.S. 3. asırda Roma İmparatoru Caracalla tarafından yaptırılmış olup, 500 sene hamam olarak kullanılmış ve M.S. 8. asırda yangın neticesi yıkılmıştır. Çankırı Caddesi üzerindedir. Hamamda pek çok eski para bulunmuştur. Soğuk ve sıcak olarak iki kısımdır.
Gordion: Polatlı yakınında, Yassıhöyük köyündedir. M.Ö. 8. asırda Frigyanın başkenti olmuştur. Hitit, Asur ve Frigya devrinin önemli bir şehri idi. 1950 senesinde yapılan kazılarda Frigyalılara ait saray, Hitit mezarlığı ve Midas’ın mezarı bulundu. Midas, eşek kulaklı olarak tasvir edilmiştir. Frigya krallığına son veren Kimmerler ile Perslerden şehri alan Galatlar (M.Ö. 278) bu şehri yakıp yıktılar. Efsaneye göre bu şehrin Zeus tapınağında çözülmesi zor bir düğüm vardı. M.Ö. 33te Makedonya Kralı İskender, bu düğümü kılıcı ile keserek çözdü. Efsaneye göre bu düğümü çözen Asyaya hakim olacaktı.
Elmadağ: Ankara'ya 25 km uzaklıkta bulunan ve kışın devamlı karla örtülü olan Elmadağdaki Elmadağ Dağ Evi ve Elmadağ Kayak Merkez kışın Ankaralıların en çok uğradığı yerlerden biridir. Burada kış sporları çok yapılır.
Kızılcahamam: Selçuklu mimarisinin hususiyetlerini taşıyan hamamları vardır. Çam ormanları ile çevrili vadi, memba suları ile yazın ideal bir dinlenme yeridir. Kaplıcaları romatizma, nevralji, nefrit ve kadın hastalıklarına iyi gelir. İçmeleri ise mide, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına şifalıdır. Maden suyu meşhurdur.
Haymana, mağara ve kaplıcaları: Turistlerin gezdiği yerler arasındadır. Kaplıcaları, çocuk felcine, kadın hastalıklarına, romatizma ve nefrite iyi gelir. İçmeleri ise idrar yolu hastalıklarına faydalıdır.
Atatürk Orman Çiftliği: Yüzme havuzu, hayvanat bahçesi ve çeşitli tesisleri ile bir gezinti mahallidir.
Gençlik Parkı: Şehir merkezinde bulunmaktadır. Çay bahçeleri, gazinoları, havuzu, lunaparkı ve diğer eğlence yerleri ile Ankaralılar için ideal bir dinlenme merkezidir.
Gezilecek turistik yerler: Çubuk Barajı, Gölbaşı, Karagöl, Söğütözü, Ayaş Beli, Dikmen (Çuldağ), Beyman Ormanları, Sarıyar barajı, Soğuksu, Beypazarı Tekedağı, Karagöl ormanı, Deliktaş ormanı, Milli Park, Çamkoru önemli turistik yerlerdir.
Kaplıcaları: Ayaş kaplıcası romatizma, nevralji, kadın hastalıkları ile kırık ve çıkıklara iyi gelir. Ayaş İçmesi ise safra taşı ve böbrek kumları olan hastalar için istifadelidir. Karakaya Kaplıcaları romatizma, nefrit, kadın hastalıkları, çocuk felcine şifalıdır. Karakaya İçmesi mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Beypazarı Kaplıca ve İçmeleri de çok faydalıdır.
Türkiyenin tarihi ve turistik yerleri listesi
Türkiyenin tarihi ve turistik yerleri listesi,Türkiyenin Gezilecek Yerleri, Ülkemizde görmeye değer başlıca yerler neresi, Türkiyenin en güzel yerleri, Ülkemizde nereleri gezmeliyiz, Turkey most beautiful and interesting pleaces list, Ülkemizin en güzel yerleri listesi,


Türkiye Turistik
Yerler,Türkiyede Nereler Gezilir
 

1.Pamukkale/Denizli
2.Kaçkar Dağları
3.Bozcaada /Çanakkale
4.Tuzgölü/Ankara Şereflikoçhisar
5.Selimiye Camii /Edirne
6.Bozcaada /Çanakkale
7.Yerebatan Sarnıcı /İstanbul
8.Aspendos/Antalya
9.Efes Antik Kenti/Selçuk İzmir
10.Assos Behramkale/Çanakkale
11.Taşköprü/Silifke
12.Ayetekla
13.Cennet Çöküğü
14.Cambazlı Klisesi
15.Tevekkül Ve Sultan Türbesi
16.Alaaddin Camii
17.Jüpiter Tapınağı
18.Göksu Deltası
19.Frederik Barbarossa Anıtı
20.Kipsirs Şehitliği
21.Kültür Evi
22.Tekir Ambarı
23.Uzun Çaburç(Diocaeserea)
24.Demirci Anıt Mezarı
25.Atatürkün Evi
26.Işık Kale
27.Kara Kabaklı
28.Tokmar Kalesi
29.Adam Kayaları
30.Silifke Kalesi
31.Galata Kulesi /İstanbul
32.Süleymaniye Camii/İstanbul
33.Meriç Köprüsü /Edirne
34.Kızkalesi/Mersin
35.Korikos Kalesi/Mersin
36.Ayaş/Mersin
37.Kanlı Divane/Mersin
38.Roma Yoku/Mersin
39.Dört Anıtlı Anıtmezar/Mersin
40.Kilise Burnu/Mersin
41.Çukurpınar Mağarası/Mersin
42.Alaköprü/Mersin
43.Mamure Kalesi/Mersin
44.Alahan Manastırı/Mersin
45.Cehennem Çukuru/Mersin
46.Cennet Obruğu/Mersin
47.Antik Basamaklar/Mersin
48.Astım Mağarası/Mersin
49.İzmir Saat Kulesi/İzmir
50.Nemrut Dağı/Adıyaman
51.Girlevik Şelalesi/Erzincan
52.Sümela Manastırı/Trabzon
53.Yedigöller Milli Parkı/Bolu
54.Göreme/Nevşehir
55.Dolmenler/Edirne
56.Ainos Antik Kenti/Edirne
57.Bergama-Pergemon Antik Kenti/İzmir
58.Midyat/Mardin
59.Bodrum Kalesi/Bodrum-Muğla
60.Abant
61.Ayancık Şelelesi/Sinop
62.Alanya Kalesi/Antalya
63.Damlataş Mağarası/Alanya
64.Düden Şelalesi /Antalya
65.Kurşunlu Şelalesi/Antalya
66.Alanya Kalesi/Alanya
67.Manavgat Yaylalar/Anyalya
68.Avanos/Nevşehir
69.Göreme/Nevşehir
70.Uçhisar/Nevşehir
71.Ortahisar/Nevşehir
72.Ürgüp/Nevşehir
73.Soğanlı Vadisi/Nevşehir
74.Ihlara Vadisi/Nevşehir
75.Gülşehir/Nevşehir
76.Samsat Höyük/Adıyaman
77.Besni Kalesi /Adıyaman
78.Pirin Kaya Mezarları/Adıyaman
79.Gerger Kalesi/Adıyaman
80.Cendere Köprüsü/Adıyaman
81.Dupnisa Mağarası/Kırklareli
82.Dolmenler/Kırklareli
83.Aşağıpınar Höyüğü/Kırklareli
84.Kanlıgeçit Höyüğü/Kırklareli
85.Vize Kalesi/Kırklareli
86.Kıyıköy Kalesi/Kırklareli
87.Aya Nikola Manastırı/Kırklareli
88.Tekirdağ Müzesi
89.Rokaczi Müzesi/Tekirdağ
90.Namık Kemal Evi/Tekirdağ
91.Gökçeada/Çanakkale
92.Gelibolu Yarımadası Milli Parkı/Çanakkale
93.Laodikeia/Çanakkale
94.Rumeli Hisarı /İstanbul
95.Yeşil Türbe/Bursa
96.Yeşil Cami/Bursa
97.Uşak Kanyonu
98.Melen Çayı
100.Giresun Kalesi
101.Trebolu Kalesi
102.Enez
103.Bozburun
104.Manyas
105.Kadifekale /İzmir
106.Agora /İzmir
107.Mevlana Müzesi/Konya
108.Uludağ//Bursa
 
Unesco'nun 'Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Pamukkale, 'her derde deva' şifalı suları ve travertenleriyle, Türkiye'nin turizm cennetlerinden biri.
Doğa ile tarihin buluştuğu, UNESCO'nun 'Dünya Kültür Mirası Listesi''nde bulunan Pamukkale, Türkiye'de deniz turizmine alternatif merkezlerden biri konumunda. Denizli'nin dünyaya açılan penceresi Pamukkale, travertenlerin sunduğu görsel zenginlikle, yılda 1 milyonun üzerinde yerli ve yabancı turisti misafir ediyor.
SULAR ŞİFA DAĞITIYOR
Pamukkale'nin binlerce yıldır yerleşim merkezi olmasını sağlayan şifalı termal su, bölgenin dünyaca ünlü beyaz travertenlerinin de hayat kaynağı. Pamukkale'nin hemen yakınındaki Karahayıt ve Gölemezli'deki termal kaynakların romatizma, kalp, mide, damar sertliği, tansiyon ve deri rahatsızlıklarına iyi geldiği ifade ediliyor. Bölgedeki bazı oteller, termal tedavi konusunda eğitim almış uzman personeliyle sağlık turizmine yönelik hizmet veriyor. Pamukkale'deki termal havuz, yaz-kış ısısı değişmeyen 35 derecelik suyuyla bölgeye gelen turistlerin keyifli zaman geçirmesine de imkan sağlıyor.
TARİHLE İÇ İÇE
Antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre uzaklıkta. M.Ö. 197 yılında kurulan Hierapolis, Hz. İsa'nın havarilerinden St. Philip'in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar yaptırılması nedeniyle, inanç turizmi açısından da öne çıkıyor. Yapılan kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. Buldan İlçesi'ndeki Tripolis ve Honaz İlçesi'ndeki Colossea ise, bölgede bulunan diğer antik kentlerin en önemlileri olarak dikkat çekiyor
Kaçkar Dağları Milli Park Sahasına Ulaşım , Rize- Ardeşen Karayolu üzerinde, Fırtına Vadisi güzergahından, Çamlıhemşin İlçesi' ne (18 km) ulaşıldıktan sonra Ayder güzergahından ve Zilkale güzergahından olmak üzere iki ayrı güzergahtan ulaşılmaktadır.
Ayder güzergahından ulaşım; 16 km uzaklıktaki Ayder Yaylasından başlar. Ayder Yaylasında ülkemizin sayılı kaplıcalarından olan Ayder Kaplıcası bulunmaktadır. Bu yayla Milli Park Sahası içinde olmakla birlikte Turizm Merkezi ve Belediye Mücavir alam kapsamındadır. Yeni gelişmekte olan bir yerleşim birimidir. Bu yaylada yaklaşık küçük büyük 25 adet otel ve pansiyon bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu aile işletmeciliği şeklinde çalışmaktadır
Ayder güzergahından Kaçkar Dağlarına ulaşım: Ayder Yaylasını takiben Kalegon Mevkiine, Kalegon Mevkiinden Avusor Yaylası ve Galer düzü mevkilerine
çıkılır. Galer düzü mevkiinden Yalanı Yayla, Palakçur Yayla, Aşağı Ceymakcur Yayla ve Aşağı Kavron Yaylalarına çıkılır.
A.Kavron Yaylasından araçla Y.Kavron Yaylasına çıkılır. Burada kahve ve pansiyonlar mevcuttur . Buradan yaya olarak Göller Mevkiinden geçerek Serdar'in Sırtına ulaşılır, buradan Kaçkar Dağı Buzulları izlenir. Serdar'in Sırtından zor bir parkur olmasına rağmen mezovit ( Öküz Yatağı) Mevkiine inilir. Buradan profesyonel dağcılar buzullardan tırmanarak zirveye çıkabilir.
Ayrıca Galer Düzü Mevkiinden A.Ceymakcur Yaylası ve Y.Ceymakcur Yaylasından Kaçkar Dağına (3932 m) ulaşım, Ceymakcur Geçidi aşılarak sağlanır. Bu güzergah amatör dağcılar için de uygundur.
Kaçkar Dağına (3932 m) ulaşım, Artvin- Yusufeli İlçesinden de sağlanılabilir. Artvin-Yusufeli İlçesinden araçlarla Hevek (Yaylalar) Köyü' ne (57 km), köyden de Olgunlar mahallesine (3 km) ulaşılır. Buradan yaya olarak Dilberdüzü mevkiine çıkılarak kamp yapılır. Deniz Gölünden geçilerek Kaçkar Dağı zirveye çıkılır. Ancak Kaçkar Dağlarında gezmek isteyen bütün gurup ve ilgililere rehber almaları tavsiye edilmektedir. ( Çünkü aniden sis bastırması, hava şartları, patika yollardan yönlerini kaybetme vb. olumsuzluklarla karşılaşılabilir ).
Kaçkar Dağlarına ulaşım Zilkale güzergahından da sağlanmaktadır. Çamlıhemşin İlçesinden ulaşım sırası ile Ülkü Köy ( Çinçiva ), Zilkale Harabe , Zilkale Köyü , Meydan köy, Çat Köyü, Elevit (Yaylaköy), Trovit yayla, Palovit Yayla, Amlakit Yayla ve Hapivanak Yaylalarına araçla gidilebilir. Bu yaylalardan yaya olarak Samistal Yaylasından geçerek Y. Kavron Yaylasından Kaçkar zirveye çıkılabilir.
Kaçkar Dağları Milli Parkı içinde önemli yeri olan Palovit Vadisi, Zilkale Harabesini geçtikten sonra Palovit yol ayrımından başlar. Sola ayrılan yoldan takriben 3 Km. de Palovit Şelalesi bulunmaktadır. Oldukça güzel bir şelaledir. Bu şelaleden yaya olarak Hazindak Yayla, Pokut ve Sal Yaylalarına yaya olarak çıkılır. Havanın açık olması halinde , Kaçkar Zirve, Kemerli Kaçkar Altıparmak Dağları bir tablo gibi Sal Yaylasında karşınıza çıkar. Ayrıca Hazindak yaylasından yaya olarak Pokut Yayla, Sal Yayla, Samistal Yayla, Amlakit Yayla, Palovit Yayla ve Hapivanak Yaylalarına geçilebilir.
Çat Köyünde kalınabilir, birkaç pansiyon bulunmaktadır. Bunlar da aile işletmeciliği şeklinde çalıştırılmaktadır.
Çat Köyünden ikinci bir güzergah Verçenik Dağına ( 3907 m) yönelir. Sırası ile Kaleköy yol ayrımı, Sıraköy, Ortaköy' den sonra Verçenik Dağına giden yol sola ayrılır. Sağ yönde devam edilirse Başköy ve Baldaş' ı aşan yol takip eder. Başköy' den Sol Vadi Çermeşk yaylası ve Çermeşk Gölüne gider. Ortaköy' den Verçenik Yaylasına doğru araçla yola devam edilir (7 km).
Verçenik Yaylasından sonra yaya olarak Göller Bölgesi ve Verçenik Dağına çıkılır (3907 m).
Kaleköy yol ayrımından Karşıköy ve Kale Köyüne çıkılır.. Kaleköy' de Kale-i Bala (Yüksek kale) harabesi bulunmaktadır. Kale Köy' den Çiçekli Yayla ve Baş yaylaya araçla çıkılabilir. Baş yayladan Hacıvanak Yaylasına yaya inilebildiği gibi, Elevit ( Yaylalar) Köyünden de yaya olarak çıkılabilir.
Kaçkar Dağlarında oldukça fazla (100 adet) buzul gölleri bulunmaktadır. Ayrıca bitki ve yaban hayvan türlerinden oldukça zengin bir yapıya sahiptir.Uzun Devreli Gelişme Planı (UDGP) henüz tamamlanmadığından rekreasyon (gezinti) dışındaki faaliyetlere izin verilmemektedir.
Kaçkar Dağları Milli Park sahasında 11 Köy ve 44 Yayla bulunmaktadır. Bu Köy ve Yaylara araç ile ulaşım ( dolmuşlarla ) Rize İli Pazar İlçesi ve Artvin İli Yusufeli İlçelerinden sağlanmaktadır.
Fauna açısından da zengin olan Kaçkar Dağlarrnda yaban keçisi, kurt, ayı, domuz, tilki, geyik, sansar, çakal, kuşlardan sülün, kartal, doğan, atmaca, şahin, yaban tavuğu vb. yaban hayvanları bulunmaktadır.
Her yıl Nisan ve Mayıs aylarında Karadeniz'den ayrılarak Hemsin, Fırtına ve çağlayan dereleri boyunca sadece yumurta bırakmak için seyahat eden deniz alalarının derelerdeki üreme faaliyetlerini görmek ve izlemek dikkate değer bir olaydır. Her yıl yumurtalarını söz konusu derelerin aynı yerlerine bırakan deniz alaları Ağustos ve Eylül aylarında tekrar denize dönmektedirler.
Kaçkar Dağları'nda yükseltinin kısa mesafelerde artması yaylacılık etkinliklerine bağlı bir takım geçici yerleşmelerin de kurulmasına doğrudan etkili olmuştur. Ülkemizin önemli zirvelerinden birisine sahip olan Kaçkar Dağları'nda aktüel buzullaşmanın ve diğer doğal değerlerin zenginliği dağcıları, turistleri ve bilim çevrelerini buraya çekmiştir.
Başta Fırtına Deresi ve Hemsin Deresi olmak üzere; bitki çeşitliliği ve zenginliği ile fauna çeşitliliğinin yoğunlaştığı bütün vadiler görülmeye değer niteliktedir. Fırtana Deresi vadisi'nde yer alan Zilkale Harabeleri kültürel acıdan önemli bir değer taşır. Aynı zamanda yörenin sosyal, kültürel ve ekonomik mekansal görüntüsünü sergileyen yayla yerleşimleri hem doğaya uyumu, hem de mimari değerleri ile ziyaretçileri etkileyici özellikler taşımaktadır. Bu yayla yerleşimlerinin başlıcaları Ayder Yaylası ve Ayder kaplıcalarıdır.
Ayder Yaylası yerleşim alanı yakınında günübirlik kullanıma yönelik hizmet sunan düzenlenmiş saha mevcuttur. Milli park ayrıca doğa yürüyüş sporuna uygun topografyası ile dağcılık faaliyetlerine olanak sağlamaktadır.
Milli parkın, çamlıhemşin ilçesi, Ayder Yaylası başta olmak üzere yayla yerleşim alanlarının bazı bölümlerinde kontrollü olarak çadır ve karavanla konaklama yapılabilmektedir

 

İlk Bakışta Bozcaada
Bozcaada, Ege Denizi’nin kuzeyinde, Çanakkale iline bağlı küçük bir ada. Türkiye’nin üçüncü büyük adası olarak Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alıyor.
Yerleşim, adanın kuzeydoğusunda yer alan ilçe merkezinde toplanmış. Bunun dışında herhangi bir köyü bulunmuyor.
Yüzölçümü etrafındaki adacıklarla beraber 37.6 km2, çevresi 38 km. Adanın anakaradaki feribot iskelesine uzaklığı 6 km

Ulaşım büyük bir arabalı vapurla sağlanıyor ve yolculuk ortalama yarım saat sürüyor. Yaz sezonunda karşılıklı yapılan sefer sayısı altıyken, bu sayı kışın üçe iniyor.
500 yıldır Türkler ve Rumların bir arada yaşadıkları Bozcaada’nın nüfusu 2500 civarında. Tarih boyunca göç alan ve göç veren adadaki Rum nüfus artık yalnızca 25-30 kişi. Son yıllarda büyük kentlerden gelip yerleşenlerin sayısı ise her geçen gün artıyor. Yazın gelen turistlerle birlikte ada nüfusu 5000-10.000 arasında değişiyor. Kışın ise nüfus 1000’e kadar inebiliyor.
Adada bir ilkokul ve bir lise bulunuyor. Toplam 300 civarı öğrenci eğitim görüyor.
Adanın geçim kaynakları; bağcılık, şarapçılık, balıkçılık ve turizm. Bağcılık ve şarapçılık yüzyıllar öncesinden gelen ada gelenekleri. Adada yaşayıp da bağı olmayan, şarap yapmayı bilmeyen yok gibi.
Bozcaada, balık göç yolları üzerinde olduğu için balıkçılık da uzun geçmişi olan bir meslek. Ada etrafında çeşitli türlerde birçok balık yakalanabiliyor. Özellikle temiz denizlerin göstergesi olan kalamar ve ahtapot, bolluğuyla adanın sembolleri haline gelmiş.
Son yıllarda yükselişe geçen turizm ise kontrollü olarak ilerliyor. Adada imar izinleri kısıtlı ve doğanın hakimiyeti hep ön sırada tutulmaya çalışılıyor.
Bozcaada'nın tamamı doğal ve tarihi sit alanı. Mitolojik dönemlere kadar uzanan zengin geçmişi henüz ciddi bir arkeolojik kazıyla ortaya çıkarılmamış olmasına rağmen bilmelisiniz ki bu topraklar yüzyıllardır üzerinden geçen çeşitli kültürlerin izlerini saklamaya devam ediyor. Mitolojide adından sık sık bahsedilen Bozcaada eski ismiyle Tenedos, sadece doğasıyla değil, zengin geçmişiyle de dikkat çekiyor.

Bozcaada içinde ulaşım için araba, motorsiklet ve minibüsler kullanılıyor. Ama adaya en çok yakışan ulaşım taşıtları motorsiklet ve bisiklet. Adada bisiklet , motorsiklet ve çok yaygın olmamakla birlikte araba kiralamak mümkün.
Ada merkezi küçük ve sokaklar dar olduğu için arabanızı merkezde belirtilen park yerlerine koyup yürüyerek dolaşmanız daha rahat olacaktır. Ama merkez dışında mesafeler uzun olduğundan bir yere varmak için yürümek çok pratik olmayacaktır.
Ada turu yapmanın en keyifli yolu kendinize ait bir taşıt kullanmak. Adanın anayolları düzgün ve asfalt ile kaplı. Toprak yolların çoğu da taşıtla girmek için müsait. Kendinize yollara bırakarak, kaybolmaktan korkmadan keşfe çıkmalısınız burada. Sonuçta bir adadasınız ve dönüp dolaşıp aynı yere geleceksiniz.
Adanın tek toplu taşıma aracı olan minibüsler, Ayazma ve Habbele Koylarına giden aynı güzergah boyunca işliyor. Sadece Haziran- Eylül ayları arasında çalışan minibüsler, sabahtan akşam saatine kadar 15 dakikada bir ada merkezinden hareket ediyor.
Feribotla adaya yaklaşırken ilk dikkatinizi çekecek adanın heybetli kalesi olacak. Küçük bir kasaba havasındaki merkezin bu kadar büyük bir kalesinin olması sizi şaşırtmasın. Bozcaada Kalesi’nin ihtişamı adanın zengin geçmişini yansıtıyor aslında.
Boğazın hemen çıkışında olması ve anakaraya yakınlığı sebebiyle yüzyıllar boyunca istilaya açık bir yer olmuş ada. Üzerinde yaşayan medeniyetler ancak bu denli büyük bir kaleyle güvende hissetmişler kendilerini. Şimdi var olma amacını kendi bile unutmuş, meraklı ziyaretçilerini bekliyor kale. Surlarında korsan gemilerini gözetleyen nöbetçilerden beri çok şey değişmiş. Ama yüzyıllardır başında esen poyrazı, tepesinde dolaşan kargaları, dimdik gururlu duruşu değişmemiş...
Türkiye’nin en iyi korunmuş kalelerinden biri olan Bozcaada Kalesi’nin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Fenikeliler, Cenevizler ve Venedikliler tarafından kullanılan kale, bugünkü görünümünü Fatih Sultan Mehmet döneminde var olan kalıntılar üzerine tekrar inşa edilmesiyle almış(1455).
Venedik- Osmanlı arasında süren mücadeleler sırasında uğradığı tahribatlar sonrası, Köprülü Mehmed Paşa döneminde büyük bir onarımdan geçmiş (1657). 2. Mahmut zamanında ise neredeyse yeniden inşa edilerek bugüne kadar bu görünümü korunmuş(1815).
Adanın kuzeydoğu ucuna, kayalıklar üzerine inşa edilmiş kalenin etrafı zamanında suyla dolu olan bir hendekle çevrili. Bir zamanlar asmalı bir kapıyla girilirken şimdi sabit bir köprü üzerinden giriliyor kaleye. Yine bir zamanlar içerisinde Türk ahalinin yaşadığı iki caminin olduğu kale içi, şimdi neredeyse bomboş. Sadece festival zamanlarında verilen konserlerle hareketleniyor.
İç kale bölümünde ada etrafından çıkarılan amforaların sergilendiği bir oda bulunuyor. Ayrıca kalenin bahçesinde adadan çıkarılan çok sayıda eski mezar taşı ve tarihi eser sergileniyor.
Kale 10.00 - 20.00 saatleri arasında ziyarete açık olup giriş biletlidir.

Aspendos

Aspendos,Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan anfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.
Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalı'lar tarafından inşaa edilmiştir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.
Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye M.Ö. 1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Gremlerden önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos, her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.
Aspendos'un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunanarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu'daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam bir örneğidir. Mimarı Aspendos'lu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius Piu zamanında (138-164) yapılmıştır. Tiyatro, kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur.
Aspendos her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir ve birkaç sene öncesine kadar konserler ve aktiviteler için kullanılmaktaydı.
Bir de Aspendos Antik Tiyatrosunun küçük bir hikayesi var. Aspendos kraşının o zamanlar çok güzel bir kızı vardır ve herkes onla evlenmek ister.Fakat kral kimde karar kılacağını bilemediği için halka şöyle duyurur:kim halkımız,şehrimiz adına en yararlı ve güzel şeyi yaparsa kızımı ona vereceğimBu durum üzerine de iki büyük eser çıkar bu iki eseri de iki ikiz kardeş ortaya koyar . Bu eserlerin birisi şehre kilometrelerce uzaktan ,müthiş bir geometrik hesaplamanın sonucu olarak ortaya çıkarılıp inşa edilmiş kasabaya su getiren su kemerleri; diğeri ise orkestrasında yere metal para atıldığında en üst tarafından dahi o sesin duyulduğu dünyanın o zamanki ve günümüzün akustik olarak en iyi olan tiyatrosudur.mimarı da Zenon'dur. kral su kemerlerini gördükten sonra kızını su kemerlerini yapan mımara vermek ister fakat daha sonra da tiyatroya girdiğinde tiyatronun yukarı tarafında gezerken bir ses duyar.ses kıralın kızını ben almalıyım onu bana vermeli der.bu akustiğe hayran kalan kral kızını mimar Zenon a vermekte karar kılar

ASSOS -BEHRAMKALE

Günümüzde Behramkale ve ya Behramköy ismi ile tanınan Assos, çanakkale’nin 100 km. güneyinde olup, Ayvacık’a uzaklığı 17 km.’dir. Edremit Körfesi ile Lesbos Adası’nın (Midilli) karşısında, bir volkanın eteğinde, Andezit Kayalıkları üzerinde kurulmuş, Antik Çağların önemli bir yerleşim merkezlerindendir. Aynı zamanda bir liman kenti olmasına karşılık deniz ile yerleşim alanı arasında 200m.lik seviye farkı bulunuyordu.

Assos’da yerleşmenin kesinlik kazanmaması ile birlikte Tunç Çağı’nda (M:Ö.3000-1200) burada yaşayanların olduğunu da arkeolojik çalışmalar ortaya koymuştur. Homeros, Tiria’nın güneyinde leleglerin yaşadığını, bunların Troia Savaşı’nda bölgede denizcilik ve korsanlık yaptıklarını belirtmiştir.

Assos sözcüğünün Pedasos’tan geldiği söylenmiştir. Ayrıca Behram’ın da Assos’da görevli Bizans subayı olan Mahhram’ın değiştirilmiş biçimi olduğu da bir başka söylentidir.

İliada’da Agamemnon’un öldürdüğü Elastos’un Satnioeis’in (Tuzla Çayı) kıyısındaki Pedagos’da yaşamış olduğu anlatılmaktadır. Bunun yanı sıra Troia Kralı Priamos’un kayınpederi, leleg Kralı Altes’de yine Satnioeis kıyısındaki Pedagos’da yaşamıştır. Strabon da, kökeni Leleg olan kenti olan Pedagos’un bilinmeyen nedenlerle terk edildiğini belirtmektedir.

M.Ö.VII.yüzyılda, Thrakia ve Mysialıların yerleştiği Güney Troias, Lesbos üzerinden gelen Aioller tarafından işgal edilmiştir. Bu dönemden söz eden Strabon da, Methymna’lı göçmenlerin Assos’a yerleştiklerini ve Assos’un 20 km. doğusunda yarı barbar bir kavim olan Gargaralıların kenti Gargara’ya da değinmiştir.
M.Ö.560’da bütün bu yöre Lydialıların eline geçmiş, M.S.546’da Batı Anadolu kentleri gibi Assos’da onların satraplığına bağlanmıştır. Ancak Salamis’de Perslerin yenilmesi ve İskender’in Anadolu’ya gelişi ile bağımsızlığına kavuşmuştur.
M.S.V.yüzyılda Atina’nın güçlenmesi sonucunda Delos Deniz Birliği kurulmuştur (MÖ.478). Phokaia, Samos, Teos, Pitane, Miletos, Lesbos gibi İon ve Aiolia’nın güçlü kentleriyle birlikte kurucu üye olarak Assos’da bu birliğe katılarak yılda 1 Talent vergi ödemeye başlamıştır.

M.Ö.412’de Pers kralı Dareios ile antlaşma uyarınca Ispartalılar, onların Anadolu kıyılarında yeniden güçlenmeleri için yardım etmişlerdir. Böylece Ispartalı Nauarkhos Lysandros’un yardımı ile Persler Atina donanmasını M.Ö.407’de yenmiş, bunun ardından gelen Aigos Potamos yenilgisi (M.Ö.405) ile Batı Anadolu kıyılarında yaşayanlar yeniden Perslerin egemenliğini kabul etmek zorunda kalmışlardır. M.Ö.387 yılında yapılan Antalkidas barışından hemen sonra aslen tüccar olan Eubolos kendisini Assos kralı ilan etmiş ancak, hizmetkarlarından Hermesias onu öldürerek yönetimi ele geçirmiştir.

Bythnialı olan Hermesias, Platon ile Aristoteles’in öğrencisidir. Assos’u ele geçirdikten sonra Aritoteles’i Assos’a davet etmiştir. Assos’ta üç yıl kalan Aristoteles ona yeniden ders vermiştir. Onun yanı sıra Xenokrates ile Platonculardan Hermesias da Assos’a gelerek kenti bilimsel,kültür merkezi konumuna getirmişlerdir.

Hermesias’ın bağımsızlığı M.Ö.345 yılına kadar sürmüş, davetini kabul ettiği Pers generallerinden Rhodoslu Memnon tarafından esir alınarak sorgulanmak üzere Pers başkentine göndererek çarmıha gerdirmiştir. Bu arada da onun mührünü ele geçirerek Hermesias’ın ağzından Assos’un yanında olan kentlere mektuplar göndermiş ve Assos’u Pers kralı Artaxerxes’e devrettiğini bildirmiştir. Bu nedenle başta Assos olmak üzere diğer İon ve Aiol kentleri Perslerin eline geçmiştir. M.Ö.334’de İskender Granikos Çayı kenarında yaptığı savaşta persleri yenerek bölgeyi onların egemenliğinden kurtarmıştır. İskender’in ölümünden sonra Assos, onun komutanları ile Seleukoslar arasında pazarlık konusu olmuştur.
Assos yöresi bir ara Troias’ı işgal eden galyalıların eline geçmiştir. Bergama krallığının güçlenmesi ve M.Ö.216’da Arisbe’de yenilmeleri üzerine Galyalılar yöreden çıkarılmıştır. Bundan sonra Assos Bergama krallığı ile birleşmiş, bu durum M.Ö.133’e Attalos’un krallığını vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğu’na bırakmasına kadar sürmüştür.

Roma döneminde Assos büyük gelişim göstermiştir.
Assos’u ziyaret eden St.Paul ve St.Lukos, kentin Hıristiyanlığı kabul etmesinde etkili olmuştur. Anadolu’da Hıristiyanlığı en erken kabul eden kentler arasında Assos’da yer almıştır.

Haçlı Seferleri sırasında Federik Barbarossa Çanakkale Boğazı’nı geçtikten sonra Assos ve çevresini tahrip etmişlerdir. 4.Haçlı Seferinde de İmparator Balwin’in kardeşi Hendi de Hainault kenti ele geçirmiş ve bundan sonra Assos 20 yıl Frankların yönetiminde kalmıştır.

Assos çevresinde kenti besleyecek verimli toprakların olmayışından Hayvancılık, meyva, şarap ve zeytincilik geçim kaynağı olmuştur. Bunun dışında demir ve gümüşü işlemişlerdir. Nitekim akropolün doğu yamaçlarında demir cevheri bulunmuştur. Liman hizmetleri, gümrük bir başka gelir kaynakları idi.
Assos’un koruyucu tanrısı Athene idi. Onun dışında Hermes, Tykhe, Asklepios da saygı gören Olympos tanrılarındandı.

Assos sikke basımına M.Ö.VI.yüzyılın ilk yarısında başlamıştır. Çoğunlukla sikkelerin yüzünde Athena başı, diğer yüzünde grifona yer verilmiştir. Bunun yanı sıra Medusa başı, arslan başı, üzüm salkımı, kuğu tiplerine sikkeler üzerinde yer vermişlerdir.

Assos’da Arkeoloji Çalışmaları:
Assos’da arkeoloji çalışmaları 1881-1883 yıllarında J.T.Clarke ile F.H.Bacon başkanlığındaki bir Amerikan arkeoloji gurubunca başlanmıştır. Aradan yaklaşık yüz yıl geçtikten sonra, prof.Dr.Ümit Serdaroğlu tarafından 1980’de yeniden başlanmıştır.

Assos kuzey ve güneyde kayalık, dik yamaçlı bir tepenin üzerine ve eteklerine kurulmuştur. Denizden 236 m. yüksekliğindeki tepenin çevresinde, 3200 m uzunluğunda ve 20 m. yüksekliğinde surlarla çevrilidir. Assos antik kentinin kalıntıları başta liman olmak üzere geniş bir çevreye yayılmıştır. Assos sur duvarları ile korunmuştur. İç ve dış olmak üzere iki ayrı surdan oluşan bu koruma sistemi yuvarlak ve kare kulelerle desteklenmiştir. Osmanlı döneminde de onarılan surların iki asıl, yedi de küçük kapısı bulunuyordu. Surların duvar teknikleri birbirinden farklı işçilik göstermektedir. Çok kenarlı taşlardan, parçasız ve kenetsiz olan en eski duvarlar olup, M.Ö.VI.yüzyılda yapılmıştır. Günümüze iyi durumda ulaşan surların çoğunluğu Helenistik dönemde yapılmıştır.
Athena Tapınağı:

Assos akropolünün en üst noktasında, kuzey-batı, güney-doğu yönünde yer alan Athena Tapınağı M.Ö.VI.yüzyılın ortalarında yapılmış olup, Arkaik devrin en güzel örneklerinden biridir.
Bu tapınak, Anadolu’da en eski Dorik tarzdaki tapınakların başında gelir. Zeus’un kızı ve 12 Olimpos Tanrısından biri olan Athena, babası Zeus’un kafasından silahlı ve elinde kargası ile doğmuş bir savaş tanrıçası. El işçiliği ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak da biliniyor. Mitoloji’ye göre kadınlara dokumayı o öğretmiş. Behramkale ve çevresindeki halı ve kilim dokumacılığı, gelişmesini belki de Athena’ya borçlu. Assos Athena Tapınağı, Aekaik çağda Anadolu’da dor üzerine yapılmış tek örnek olması ve kabartmalı frizlerin bulunması nedeniyle büyük önem taşıyor.
İki basamaklı bir krepis üzerindeki tapınak dikdörtgen planlı olup, kısa kenarlarında altışar, uzun kenarlarında da onikişer sütunu bulunmaktadır. Sütunların oturduğu kaideler (stylobat) 30.31x14.03 ölçüsündedir. Tapınak Pronaos ve naos’tan (kutsal oda) meydana gelmiştir. Pronaos’da ayrıca anteler arasında iki sütun yer almaktadır. Naos’da tanrıça heykelinin bulunduğu kaide 1881’de temizlenmiştir. Ayrıca burada döşemede, siyah-beyaz mermer parçalarından yapılmış bir mozaik ortaya çıkarılmıştır.
Tapınağın Helenistik dönemde yapılmış frizlerine dayanılarak M.Ö.525’de tamamlandığı sanılmaktadır. Frizler üzerinde mitolojiden alınma Herakles ve Kentauroslarla ilgili konular işlenmiştir. Günümüzde bu kabartma friz parçalarından bir kısmı Boston Müzesinde, bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzelerinde, 1985’de bulunan parçalar da Çanakkale Müzesindedir.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 4 ziyaretçi (12 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=